Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow YORUMSUZ
 
YORUMSUZ Yazdır E-posta
04 03 2008

“……

Ben politikacı değilim, olmaya da hiç niyetim yok. Zira politik davranmasını bile beceremem. Hatta bu konuda, beceriksiz olduğumu bile söyleyebilirim.

Ama size sizi anlatabilmek için;

Yaptıklarınızın ağırlığını anlatabilmek için;

Belki kendinizi görürsünüz diye, size A-4 kağıdı büyüklüğünde bir ayna tutabilmek için; Politikacıların o çok kullandığı, o bildik cümleye sığınmak zorundayım.

Tarih sizi affetmeyecek Sayın Başbakan!

Çünkü siz bu toplumu, adına türban denilen bir kılıçla, kanata kanata, yara yara ikiye böldünüz.

“Velev ki siyasi simge olsa, suç mu bu?…” sözlerinizle fitili ateşleyerek; sorunu, özellikle ve de bile bile kan davası noktasına getirdiniz.

Söz verdiğiniz gibi de; kendinizden olmayanı da kucaklamak yerine, iteleyip, kakalamayı tercih ettiniz. Kimse birbirini sevmesin, saflar derinleşsin, bıçaklar bilensin istediniz. Ettiğiniz her lafla, bilerek ve isteyerek nefret tohumları ektiniz.

Çünkü siz, öfkelisiniz.

Öfkelisiniz, çünkü sevgisizsiniz.

“Öfke de bir hitabet biçimidir” savunmasıyla da içinde bulunduğunuz ruh halini, iyiden iyiye dışa vuruyorsunuz.

Öfke bir hitabet biçimi olsa da; asla ve asla “yönetim biçimi olamaz”, gerçeğinden bihabersiniz. İşte o nedenle, öfkeyle ayağa fırladığınız her an, kendinize ve ülkemize zarar veriyorsunuz.

Çünkü sizin hırsınızın sonu yok.

Her yer, her şey sizin olsun, herkes sizden olsun istiyorsunuz. Sizden olmayana dayanamıyorsunuz. Sizi eleştirmelerine katlanamıyorsunuz. Bunca yıl, her yaptığınızı şakşaklayanlara o kadar alışmışsınız ki; AB müzakerelerinden, elinizde koca bir hiçle dönmenize rağmen “Avrupa Fatihi” diye manşet atanlara o kadar güvenmişsiniz ki; uçağınıza binenlerin, sizi alkışlayacağına o kadar emin olmuşsunuz ki; en ufak bir eleştiride çığırınızdan çıkıyor, anında saldırganlaşıyorsunuz.

Bunca vakit sizi şakşaklayanların, arka sayfalarındaki çıplak kadınları ise, nedense şimdi görüyor ve kadınları kullanmaya alışkın zihniyetinizle, günün güzellerini, sivriltip sivriltip silah yapıyorsunuz.

Oysa ne komiktir ki aynı gazeteler size, “Avrupa Fatihi” diye manşet atarken de yine aynı kadınları kullanıyordu. Ama nedense, o günlerde bunları görmezden geliyordunuz.

Çünkü savaşta her şeyin mubah olduğu bir ekolü temsil ediyorsunuz.

Çünkü siz, dinin de dindarlığın da bir tek “sizden olanlara” ait olduğunu düşünüyorsunuz.

Sizin için inanmanın tek şartı, başı örtmek, saçı kamufle etmek.

Çalan da, çırpan da, yiyen de, yediren de, satan da, sattıran da türbandan yanaysa eğer; onu diğerlerinden üstün tutuyor, üstün olduğuna inanıyorsunuz.

Her biri bilmem kaç yüz dolarlık has ipek örtüler takmış eşlerinizle, İslamiyet sadece sizinmiş gibi davranıp, ulema kesiliyor; yürekten inançlı insanları, saf, temiz ve masum inançlarından soğutuyorsunuz. Yanlış yapıyorsunuz Sayın Başbakan.

Çünkü siz, gerçekleri konuşmak yerine, mazlum edebiyatı yapıyorsunuz.

İşler sizin için biraz ters gittiği an, derhal o yanık sesinizle ve izanınızla ve insafınızla ve adabınızla, “ezilmiş halk kahramanı” rolüne soyunuyorsunuz.

Eğer ezilen halkın kahramanı olmaksa niyetiniz; sizin ve şürekanızın gemilerini, villalarını, bitmek bilmeyen dünyalıklarını nasıl açıklıyorsunuz?

Bu halk bir torba kömüre, iki dize şiire, birilerini halk kahramanı yapar diye düşünüyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki bu insanlar aç. Çünkü bu insanlar çaresiz. Çünkü bu insanlar kimsesiz. Ama ya bir gün bu insanlar, “Gayrı yeter!...” derse; ya bir gün gözü açılır da o bir torba kömür için kimlere ne tavizler verildiğini görürse; o bir torba kömür için çekilen peşkeşlerin ayırdına varırsa…

“Neden ben elektriğe bu kadar para veriyorum?” diye sorarsa…Benzinin neden bu kadar çok pahalı olduğunu merak ederse…Hani olur ya bir gün, gözü açılır da gerçekleri görürse…Hiç mi korkmuyorsunuz?

Dedim ya sizi tarih affetmeyecek Sayın Başbakan.

Yaşadık, izledik ve öğrendik… Siz haktan, hukuktan, kul hakkından korkmuyorsunuz. Ama tarihten korkun Sayın Başbakan.

Çünkü ellerinizde Türkiye’nin kanı var.

Ellerinizde türbanı kılıç yaparak, kanata kanata, yara yara ortasından ikiye böldüğünüz Türkiye’nin kanı var.

İşte bu yüzden tarih sizi hiç affetmeyecek Sayın Başbakan.

Hiç af-fet-me-ye-cek!...”

* * *

Yukarıdaki yazı Melike İlgün’e ait.

“Elinizde Türkiye’nin kanı var, Sayın Başbakan…” adlı bu yazının sahibi Melike İlgün , Gazeteport’ta (www.gazeteport.com) yazıyor (muş).

Yazı bana örüşümağı kanalıyla ulaştı.

Ben sadece bu yazıyı, sizlerle “yorumsuz olarak” paylaşmak istedim, o kadar…

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAKICI BAYAN
İş Verenler (08.08.2008)
ACİL SATILIK PİDE FIRINI
Satmak Istiyorum (07.08.2008)
ELEMAN
İş Verenler (06.08.2008)
kampanya
Satmak Istiyorum (06.08.2008)
SEKRETER ALINACAKTIR
İş Verenler (06.08.2008)


 
= Fotoğraf Var

SPOR HABERLERİ


Warning: rtrim() [function.rtrim]: Invalid '..'-range, '..'-range needs to be incrementing. in /var/www/vhosts/corumhaber.net/httpdocs/modules/mod_content_links.php on line 141

Warning: rtrim() [function.rtrim]: Invalid '..'-range, '..'-range needs to be incrementing. in /var/www/vhosts/corumhaber.net/httpdocs/modules/mod_content_links.php on line 141

Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16
Şuanda 33 misafir ve 1 üye bağlı
  • gülsen_19

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın