Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MUSTAFA SAATÇİ arrow FAKİRLİK VE AKIL
 
FAKİRLİK VE AKIL Yazdır E-posta
14 02 2007
Kadının biri, cömert olduğu söylenen yaşlı bir bilgeye gidip, "Bu şehirde benden fakir insan yok...!" demiş, "Bana biraz yardım eder misiniz?"
Bilge adam, kadının kucağındaki bebeğin bir ipeği andıran yanaklarını okşayıp öptükten sonra: "Demek fakirsin, hem de çok fakir. Ama karşılıksız yardım etmek adetim değil...Eğer yardım istiyorsan, çocuğunun parmağını satman gerekir...."
Kadın, önce deli olduğunu sanmış bilgenin. Daha sonra da, kötü bir şaka yaptığını... Ama adam ciddi görünüyormuş. Kadına bir kese altın uzatıp: "Ayak parmağına da razıyım" demiş. Zaten cerrah olduğumdan, ona hiç acı çektirmem. Kadın, bütün kanını donduran bu teklif üzerine kaçmayı düşünürken, adam "Sadece tırnağını söksem de olur!" diye devam etmiş. “Biliyorsun zamanla yenisi çıkar.” 
Kadın, bu ruh hastasına daha fazla dayanamamış. Ve kapıyı çarpıp uzaklaşırken, adam onun arkasından, "Nasıl bir fakir olduğunu anlayamadım...!" diye bağırmış. "Kucağındaki hazinenin tırnak kadar parçasını, bir kese altına değişmiyorsun...."
Sahip olduklarına sevinen ve sahip olmadığı şeylere üzülmeyen, akıllı bir insandır.
Epictetos
 
DAVID COOPERFIELD
Kız hayatında ilk defa bir partiye gidecekmiş, annesi kızına öğüt vermiş:
“Kızım bak sen bu partileri bilmezsin, burada çapkın erkekler olur, seninle yatmak için her şeyi yaparlar. Eğer böyle bir şey olursa ona ‘çocuğumuzun adı ne olsun’ diye sor hemen telaşlanır ve senden uzaklaşır.”
Neyse, kız partiye gitmiş. Biraz sonra bir genç, kızı dansa kaldırmış, dans
Ederlerken delikanlı kızı okşamaya, sarkıntılık etmeye başlamış. Kız hemen
"Çocuğumuzun adı ne olsun?" demiş, genç tırsmış ve gitmiş.
Bir sure sonra başka bir genç gelmiş, yine aynı sarkıntılıklar başlamış. Kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş ve genç yine panik halinde kaçmış.
Biraz sonra bir genç daha gelmiş, dansetmeler falan derken yine aynı sarkıntılıklar başlamış, kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun” dediyse de delikanlının tavrında herhangi bir değişiklik yok. 
Dışarı çıkıp ıssız bir yer bulmuşlar. Kız yine "Çocuğumuzun adı ne
Olsun ?" demiş gençte yine bir tepki yok. Biraz sonra genç kızın elbiselerini
Çıkarmış, kız yine aynı soruyu sormuş, genç yine aldırmamış. Sevişmeye başlamışlar.
Sonunda kız bir kez daha "Çocuğumuzun adı ne olsun?" deyince genç kalkmış, prezervatifi çıkarıp bir düğüm atmış;
“Buradan çıkabilirse David Cooperfield olsun” demiş.
 
YAŞANMIŞ OLAY
Adana Genelevi önünde taksicilik yapan amcayı, mahallenin yeni yetmeleri kandırıyorlar. Yalvar yakar olup birkaç şişe de rakı hediye edince, yaşları tutmayan gençleri Genelev’e sokmaya çalışıyor taksici.
Ama, kapıdaki bekçi aksi mi aksi olunca, işler epeyce zorlaşıyor. Yine rakı hediyeleri, yine yalvarmalar…Bekçi razı oluyor ve “kurban bayramı sabahı getir gençleri” diyor.
Gençler hevesli, bunca yıldır duydukları mekânı görecekler.
Sabah namaz sonrası taksici bunları Genelev’in kapısına bırakıyor. Kapıda bir kuyruk ki sormayın gitsin.
Gençler taksiden iner inmez bekçiyle selamlaşıp sıraya filan girmeden doğruca içeri giriyorlar. Kuyruktakiler homurdanıyor, yüksek sesle itiraz edenler oluyor; “Olur mu ya böyle? Hem yaşı tutmayan gençleri aldın, hem de sıra bekletmedin !” diye bekçiye veryansın ediyorlar.
Bekçi de zaten aksi, başlıyor bağırmaya:
“Bunlar o….. çocukları, bayram sabahı analarının elini öpmeye geldiler. Size ne ulan!..”
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın