|
Hava harekatı bitti, 10 bin Mehmetçik, Kuzey Irak’ta kara harekatına başladı. Tanrı yardımcıları olsun.
Tanrı, annelerine, babalarına, kardeşlerine, eşlerine, çocuklarına, sevdiklerine dayanma gücü versin …
Tüm yakarılarımız onlarla.
* * *
Birileri hâlâ ayırdında değil ama, savaş halindeyiz, savaşıyoruz.
Ve bilelim ki, bu savaş, daha önce 24 kez girip çıktığımız, önceki Kuzey Irak Harekatları gibi olmayacak. O günün köprülerinin altından çok sular aktı.
Bugünün koşullarıyla, o günün koşulları arasında dağlar var.
O günlerdeki eylemlerimizin adı, “harekat” olabilir, ama bugünkü eylemimizin adı savaştır.
Bizler sıcak konutlarımızda, sıcak çaylarımızı yudumlayıp, televizyon izlerken; Ordumuz, bu ülkenin bütünlüğü için, geleceği için, kar kış demeden, Kuzey Irak Cephesinde, bölücü örgüt militanlarıyla savaşıyor.
Onlar bu ülkenin birliği, bütünlüğü için ölümü göze alıp, gittiler.
Gideli çok olmadı, şehit haberleri gelmeye başladı bir bir…
Üç, beş, on… Daha da gelecek…
Onlar, Atatürk’ün küllerinden yarattığı bu ülkenin geleceği için savaşıyorlar.
Bizim için, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için şehit oluyorlar.
Böyle bir günde, çıkar hesaplarını, kini, hırsı, kaprisi, yobazlığı, bağnazlığı bir kenara bırakmamız lazım.
Tek can, tek yürek olmamız, kenetlenmemiz lazım. Birlik, beraberlik içinde olmamız lazım.
Ama olamıyoruz.
Bu anı, bu günleri, bu savaşı “fırsat” bilenler var.
Savaşta bile avanta peşindeler.
Savaşta bile türban peşindeler.
Savaşta bile fırsatçılık yapıyorlar.
* * *
Oysa bugün, çok daha değişik şeyler yazmak isterdim.
İktidarın ülkeyi kutuplaştırma eylemlerini, bir an için bir kenara bırakıp; birlik, bütünlük adına, İktidara da pay, paye vermek isterdim. Onları da onurlandırmak isterdim.
Ordumuz için söylediklerimi, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve sayın milletvekilleri için de söylemek isterdim.
Ama…
Ama AKP iktidarı, böyle bir günde bile, bu ülkeye yakışmayan davranışlar sergiliyor.
* * *
Cumhurbaşkanı, günlerdir beklettiği türban değişikliğini, “fırsat bu fırsat” mantığıyla onaylayıverdi.
Ülke savaş ortamındayken, kendisine verilen başkomutanlık sıfatına yoğunlaşıp, halkına ve askerine sarılacağına, “türbana sarılmayı” yeğledi.
* * *
AKP’li vekiller, fırsat bu fırsattır deyip, “kıyak emeklilik” peşine düştüler.
Öğreniyoruz ki, sayın vekiller, bu gün için, 2,5 aydır pusuda bekliyorlarmış.
Yazıklar olsun, bin kere, yüz bin kere yazıklar olsun.
Her fırsatta Batı’nın ahlâksızlığından dem vuran Sayın Başbakan, milletvekillerinin bu davranışına nasıl bir açıklama getirecek, göreceğiz.
Memura yüzde 2 zammı bile çok görürlerken, milletvekili maaşını yüzde 14 artışla, 12 bin YTL’nin üzerine çıkaran adamlarına ne diyecek, göreceğiz.
* * *
Ve yine bu vesileyle öğreniyoruz ki, asgari ücretliler bile, aldıkları tedavi hizmetlerine katkı payı öderken; muhterem milletvekillerimizin, kendilerinin, eş ve çocuklarının tüm tedavi masraflarının katkı paysız ödenmesi yetmiyormuş gibi; anne ve babalarının tedavi masrafları da (hem de katkı paysız) meclis tarafından karşılanacakmış.
Kimin parasıyla?
Bu halkın parasıyla.
Emeklisinin, emekli maaşının yüzde 25’ini keserek sağladığı kaynakla.
İnsanda biraz gurur, biraz onur olur.
Savaş halindeyiz.
Savaşıyoruz.
Başkomutanımızın, vekillerimizin yaptıklarına bak.
* * *
Askerimle, Mehmetçiğimle, Ordumla gurur duyuyorum.
Ama böyle bir ortamda, “fırsatçılığa” soyunanlardan da iğreniyorum.
Ülke bütünlüğümüz tehlikede.
Ülke bütünlüğünü tehdit edenler, her an, her yerdeler…
Ve biz ülke olarak şu an savaş halindeyiz.
Savaşıyoruz.
Önceliklerimiz, bu kadar ucuz olmamalı.
|