|
Muharrem ayının başlaması ile aşure kazanları da ocaklardaki yerlerini almış oldu. Bu ayın tekrar geldiğine sevinirken, günlerin ve ömrümüzün de bir kum saatindeki kumlar gibi azalarak akıp gittiğini görebiliyoruz.
Bir bakıyoruz küçükler büyümüş…
Tanıdık ve dostlar birer ikişer göçüp gitmiş…
Saçlar ağarmış…
Ama hayat yine devam ediyor işte.
Kimine göre SEVGİ, kimine göre RAHMET, kimine göre de İBRET’le devam ediyor.
Tarihte, Müslümanlara karşı yapılan birçok facia, zulüm ve katliamların var olduğunu biliyoruz. Şimdi aynı zulüm ve katliamlar Müslümanlar üzerinde tekrar oynanmaya başlandı. Ve amaç parçalanmalarını sağlamak.
İslam düşmanları ve Müslümanların değerlerine göz diken emperyalist güçler, bu parçalanmayı daha da arttırarak amaçlarına uygun kullanmayı hedeflemiş gözüküyorlar.
Geçmişten ibret alınarak; çatışmalar sıfırlanmaya, saflar sıklaştırılmaya, her alanda işbirliği yapmaya çalışılacağına, daha çok fırsat verilip işlerini kolaylaştırma yoluna gidilerek emperyalist güçlerin ekmeklerine yağ sürülmektedir.
İşte böyle bir ortamda, Muharrem ayı daha çok önem kazanmaktadır. Aşurenin içine katılan değişik ve bir o kadar çok malzeme gibi, İslam dünyası da kendi içindeki tüm mezhepleri kucaklamakta olduğunu anlatır.
Muharrem ayı SEVGİ, RAHMET ve İBRET’le işte bunun için anılır.
Bu tür anma günleri birlik ve beraberliğin mesajlarını verir. Bu demektir ki, Müslüman olanlar içinde bölünmek ve olumsuz duygular içinde bulunmak yoktur.
Muharrem ayı kutlamaları bugünlerde Müslümanlara fayda sağlayacaktır. Hepimiz, bir zamanlar yapılan ve şimdi de tekrarlanmaya çalışılan o zulme, o acılara, o gözyaşlarına karşı çıkarak haklıdan yana tavır koyduğumuzu çok net bir şekilde belirtmeliyiz.
Sevginin bir miras ahlakı gibi Müslümanların içinde hep olduğunu ve olacağını da bilmeliler. Ve bu sevgi gücünün büyüklüğü karşısında endişe duymaları gerektiğini de hissetmeliler.
Anma merasimleri işte bu yüzden çok önemlidir.
Yine televizyonlarda anma merasimlerinde seyrettiğimiz Caferilerin, zincirlerle kendilerini döverek kan revan içinde bırakmaları,. “İşte bunlar Müslümanlar! Kan ve vahşetten hoşlanırlar” söylemlerine çanak tutuyordu.
Belki de bu söylemler yüzünden Caferiler anma günlerinde zincirlerle kendilerini döverek kan akıtmak yerine Kızılay’a kan vererek bir reforma imza attılar.
Evet dünya değişiyor, zaman ilerliyor. Ama değişmeyen, tarihten bu yana geçen zaman içinde Müslümanlara karşı cephe alınmak istenmesi… Bu cephe o kadar genişletiliyor ki, tek başına beceremeyeceklerini gördüklerinde, bilinçli olarak Müslüman’ı Müslüman’a düşman etmeye çalışıyorlar. Ya Alevi, Sünni, Caferi, Şii diyerek içten içe savaşa sokuyorlar ya da Müslüman ülkeleri birbirlerine karşı kışkırtarak dış savaşları başlatıyorlar.
Dökülen kan bizim…
Akan gözyaşı bizim…
Parçalanan topraklar bizim…
Onlara ise bizim üzerimizden kazandıkları paraları saymak kalıyor.
Aldanmayalım…
Kanmayalım…
Birlik ve beraberliğimizi devam ettirelim.
SEVGİ… RAHMET… ve TARİHTEN İBRET alarak.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|