|
Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir; güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
"Ne oldu?Ne istiyorsun?" diye sorar.
Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle."
Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:
-"Bunun için mi uyandırdın beni?.Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.
Karısı tekrar sorar.
-“Peki, bu sana neyi gösteriyor?”
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
- "Teolojik olarak Allahın kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.
Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum.
Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum.
Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.
Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.
Niye sordun bunu bana?
Sana neyi gosteriyor?
- "Necati, çadırımızı çalmışlar!!!”
SÜNNET ETTİRMİŞ !
Karadenizlinin biri Ankara’da barda içerken, cep telefonu çaldı.
Duydukları karşısında sevinç ve şaşkınlıkla telefonu bir o kulağına, bir bu kulağına götürürken, mutluluklar saçarak bardaki herkese de içki ısmarladı.
Sonra da çevresindekilere, karısının 15 kiloluk tipik bir Laz bebeği doğurduğunu söyledi.
Bardaki hiç kimse bebeğin 15 kilo gelebileceğine inanmadı, ama Karadenizli inat etti:
- Dediğim gibi, bizim oralarda ortalama bebek ağırlığı budur. Benimki de tipik bir Laz bebeği.
Dört bir yandan tebrikler yağdı, bardaki herkes kendisini kutladı.
İki hafta sonra Karadenizli tekrar bara uğradı. Barmen kendisini tanıdı ve sordu:
- Şu 15 kilo doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kilo olduğunu merak ediyor. Söyle bize, bebek kaç kilo?
Baba gururla yanıtladı:
- On kilo.
Barmen şaşırarak;
- Nasıl olur, dedi, hani doğduğunda 15 kiloydu !..
Karadenizli içkisini başına dikti, ıslak dudaklarını koluna sildi ve barmene doğru eğilerek gururla yanıtladı:
Sünnet ettirdim.
PASTIRMA VE BASUR
Trenle İstanbul’a yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyla biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşına da ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim, deyince ,
Kayserili gayet olgun bir tavırla :
-Olsun, der, onu da biraz sonra yeriz…
|