|
Başlığı belki doğru seçmiş olmadım; bundan, bizim başlıktan, çok şeyleri bildiğimiz ve fakat bazı şeyleri de bilmediğimiz anlamı çıkarılabilir. Halbuki, insanların, bu kısa ömür içinde, pek te çok şey bilmelerine zaten imkan yoktur. İnsanlar, 150 senelik bir ömre sahip olsalar idi, o zaman daha çok bilgi edinilmiş olması imkan içinde olurdu.
Rahmetli Uğur Mumcu da, insanları bilgi edinmeden fikir edinmek istediklerini yazmıştır. Bilgi olmadan fikir edinmeye, fikir sahibi olmaya kalkılınca, her şey yufkalaşacaktır. Bizim yazacaklarımız kısıtlı olacaktır Yalnız, toplumda kullanılan ve fakat bizim, bilhassa benim anlamakta zorluk çektiğim konuları ortaya getirmek niyetindeyim.
Gerilla ve sonradan buna karşı icat edilmiş kontr-gerilla sözcüklerinden pek bir şey anlamazdım. Asker kökenli tanıdıklarım bazı izahatlar verdiler. Bilhassa kontr-gerilla tabiri tartışılır olmuştu. Bu tabiri bazı insanlar, kanun dışı işlemler yapmak için kurulmuş gizli teşkilatlar olarak anlatırlardı. Yine askerlikle ilgili arkadaşlarımızdan ise, bu kontr-gerillanın askeri bir terim olduğu ve özel bir kuruluşa tekabül ettiği, tamamen de kanun içinde olduğu izahını alırdık. Bu cins savaş biçimi, istila edilmiş memleketlerde yapılırmış. Yani, bir memleket işgal edilmiş ise, o memleketin insanları, işgal eden devletin gerillalarına karşı savaş için bu örgütü kurarlarmış. Bunlara göre, şimdiki Irak’ta, Iraklılar tarafından yürütülen mukavemet hareketi bir kontr-gerilla hareketi olacaktır.
Bu tabirler üzerinde anlaşma pek olmadı. Bugün de, askerler arasında bile konuşulur olmaktan çıkmış gibi bir şey.
“Resmi Tarih” tabirini de ben anlıyorum sayılmam. Tarihçi değilim, elime geçen tarih kitaplarını ve yazılarını da zevk alarak okurum. Sistematik bir tarih bilgim yoktur. Bunu da kendim normal kabul ederim. Benim mesleğim hekimliktir ve hekimlik için kafama emek vermişimdir. Neleri bileceğim ve hatta iyi bileceğim de bellidir. Mesleği içinde bilgisiz olmak eleştiri konusu yapılmalıdır. Meslek dışında bilgiler için kimsenin kimseyi eleştirmeye de pek hakkı yoktur. Meslek dışı bilgiler, zevk için öğrenilen bilgilerdir. Çok şey bilinse ve çok şey çok iyi bilinmiş olsa iyi olur da; buna insanların ne ömürleri ve ne de vakitleri yeterli olur.
Hep bana göre yazıyorum: Bir tarihçi çıkıp bir devrin veya bir mesleğin tarihini yazabilir. Tarih denince, bizim aklımıza genellikle siyasi tarih gelir. Okullarımızda okutulan tarih te budur. Şarapçılığın tarihi diye bir dersin okullarda okutulması da düşünülemez. Siyasi tarihi de tarihçi, tarih metodlarına sadık kalarak kaleme alır. Yazılan kitap bir tarih kitabıdır.
Bu yazılan tarih kitabı eksik, yanlış ve de kötü olabilir. Bunları insan yazdığına göre, insanlardan tam mükemmel bir eser de beklenemez. Heykeltraş bile, İsa’nın heykelini çok mükemmel olarak yapmış ama, Konuş ya İsa, dediğinde heykeli konuşur görememiştir. Bu bir eksiklik değil midir?
Bir devlet te tarih yazdırabilir. Kurtuluş Savaşı’nda, Mustafa Kemal’i Büyük Taarruzda takip eden edebiyatçılar ve yazarlar vardır. Bunun sebebi, savaşın yürüyüş şeklinin tesbit ettirilmesi içindir. Hatta, bunlara başka tetkik görevleri de verilmiştir. Bunlar da, gördüklerini ve duyduklarını hatıratlarında yazmışlardır. Kurtuluş Savaşı’nın tarihini yazacaklar ise, bu yazılanları kıymetlendireceklerdir. Mustafa Kemal Paşa bu yazar ve edebiyatçıları birlikte götürdü ve görevler verdi diye, bunların eserlerinden, hatıratlarından esinlenilerek yazılacak tarih resmi tarih mi olacaktır? İşte buraları kavramakta zorluk çekiyorum. Son zamanlarda yazılan kitaplarda, resmi tarih sözcüğü pek sık kullanılıyor. Bir izahat yapılmış olduğuna da rastlanmıyor.
Bunlardan sonra, moda tabiri ile, “Derin Devlet” sorununa geliyoruz. Nedir Derin Devlet?
Savaşlarda, her milletin hükümetlerinde harp kabineleri vardır. İngiltere’de bu kabine altı kişiden teşekkül ediyordu. Harp kabinesinin toplantı yaptığı yeraltı binasının küçük bir kesiminde ise, Churchill ailesiyle birlikte oturuyordu. Bu altı kişi, Dünya mukadderatı üzerinde karar veriyordu. Başka hükümet üyelerinin bu kararlardan haberleri olmuyordu. İngiltere’de demokrasi mi yoktu, yoksa harp kabinesi bir Derin Devlet mi oluyordu? Bu kadar çok konuşulan sözcüklerin bilinmezliği olur mu? Bunları biz niçin bilemiyoruz. Anlamı yok ta onun için mi bir nosyona çeviremiyoruz bunları? Belki de son sözlerimiz doğrulur içindedirler.
|