Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow BUGÜNÜN YİĞİTLİĞİ
BUGÜNÜN YİĞİTLİĞİ Yazdır E-posta
15 02 2008

Bugünün yiğitliği nasıl olur diye merak eder dururdum

Cevabını buldum!

Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 88. yıldönümünde.

Cumhurbaşkanı Gül açıkladı.

“Eğer milli gelirin o gün kovduğun düşman ülkelerinin üzerine çıkmışsa kahramanlık işte budur.”

“Kahramanlık temel hak ve özgürlükleri garanti altına almak demektir.”

“Yurdumuzda hiç kimse kendisini garip hissetmeyecek”

“Büyük Atatürk'ün dediği gibi, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefini hep birlikte gerçekleştirebiliriz. Bunun için herkese büyük işler düşmektedir. Gün çalışma günüdür. Milleti zengin, mutlu yapma günüdür.”

Demişlerdi kendileri…

Bu açıklamaların ardından bugün en yiğit, en kahraman kimdir sorusunun yanıtı da derhal ortaya çıkıyor.

“Beyaz çarşafı giyerim”, “ ben ciğerimden konuşuyorum” ve “öfke bir hitabet şeklidir” diyen bir başbakan var.

Yiğit mi yiğit, en kahraman Rıdvan!

Hamaset nutukları bir tarafa, Türkiye berbat bir tartışmanın içinde…

Kafasının ardındaki sömürgeci zihniyet ve İslamcı, dinci zihniyet veryansın…

Gariptir, bu körler ve sağırlar tartışması demokrasi, temel hak ve özgürlükler üzerinden yapılıyor.  Bu evrensel kavramlar emperyalist sömürüye, dinci baskıya alet ediliyor.

Aile baskısı, mahalle baskısı, çoğunluk zorbalığı…

Edep adap, inanç özgürlüğü…

Sinirler geriliyor.

Vakıflar yasası çıkıyor! Hoş geldin Sevr dercesine.

Yiğitlik, kahramanlık bu mu?

Zamane kahramanlığı; takıye!

Her şey ters yüz!

Maraş’ın gerçek kahramanlığına bir bakalım isterseniz:

Hikaye biraz eskiye dayanır:

Şu meşhur tehcir olayından başlayalım isterseniz;

“Bu cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler silah, cephane ve ateş ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha barış zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ederek ve bu maksada yönelik olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı. İngiltere’nin barış zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya kamuoyu Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz. Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan çoğu şayet itilaf devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.”

Bu ifadeler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 20 Şubat 1921’de Amerikalı Gazeteci Streit ile yaptığı Mülakat’ta yer alıyor; (Atatürk’ün Bütün Eserleri; Kaynak yayınları; Cilt, 11; S,59 – 64)

İşgal sırasında Güneydoğu’da Fransız üniforması giydirilmiş Ermeni askerler, Müslümanları evlere doldurup doldurup yakıyorlar.

Zalim ve zorba işgale karşı Maraş, Urfa, Antep savunmalarında halk, Kuvayı Milliye etrafında birleşiyor, direniyor.

Kahraman, Gazi, Şanlı unvanlarını alıyor o kentlerimiz.

Kahramanmaraş’ın 88. kurtuluş yıldönümünde bu kısım pas geçilmiş görünüyor.

Yine aynı mülakatta Amerikalı gazeteci şu soruyu soruyor; “Bilhassa Cihat, şeriat, din ve hükümetin ayrılması gibi din meselelerinde takip edeceğiniz harekat çizgisi nedir?”

“Sanırım her millet gibi her fert vicdan hürriyetinden tam olarak istifade etmelidir. Bu prensip ‘bir milletin şayet Müslüman’sa bağımsızlığa hakkı yoktur’ şeklinde düşünen düşmanlarımız tarafından maalesef çiğnenmiştir. Bizim dinimiz İslamiyet’tir. İslamiyet, dogmatik kısmı dışında nazara alınırsa en geniş anlamıyla hoşgörü temeline dayanan ‘sosyo-politik’ bir sistemden başka bir şey değildir ve ‘ferdiyetçilik’ ile ‘komünizm’ arasında orta bir yol teşkil etmektedir.”

Bir başka soru: “Türkiye’de komünist bir idare mi tesis etmek istiyorsunuz?”

Gazi Mustafa Kemal şu cevabı veriyor: “Belirtmek gerekir ki, bu idare tarzı bir Bolşevik sistemi değildir. Çünkü, biz ne bolşevikiz ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Kısacası bizim hükümet şeklimiz tam bir demokrat hükümetidir ve lisanımızda bu hükümet ‘Halk Hükümeti’ diye yad edilir”. (S;52 – 55)

Anlaşılacağı gibi Atatürk’ün temel hak ve özgürlük kriteri; “bağımsızlık”tır.

Milliyetperver, dine hürmetkar, halk hükümeti; ferdiyetçilikle komünizim arasıdır.

Zamane değişti!

Halkçılığın yerini ferdiyetçilik aldı. Dine hürmetin yerini dincilik…

Oysa Atatürk hala haklı! Zamane değişmedi.

Yiğitlik, kahramanlık Atatürk’ün çizgisine dönmektir.

Bunun için Gazi’nin 27 Ekim 1922 tarihinde Bursa’da Öğretmenlere nutuktaki şu sözlerini anımsamak yerinde olacaktır.

“… Bugünün evlatlarını yetiştiriniz. Onları memlekete millete faydalı uzuvlar yapınız… Bunu sizden talep ve rica ediyorum. (S;41) Bir milletin felakete maruz olması demek, o milletin hasta, marazlı olması demektir… Bir toplumun marazı ne olabilir? Biliyorsunuz ki bir milleti millet yapan, devlet yapan, ilerleten ve yükselten kuvvetler vardır. Bunlar fikri kuvvetler ve toplumsal kuvvetlerdir. Dolayısıyla fikirler manasız, mantıksız, faydasız belli zararlı bir takım safsatalarla dolu olursa o fikirler marazlıdır. Toplum hayatı da akıl ve mantıktan insanlıktan her türlü manadan uzak, faydasız ve zararlı bir takım akideler ve ananelerle dolu olursa felç olur… Fakat hanımlar, beyler; Bu toplumdaki marazı görmek, onu tedavi etmek, toplumu asrın icaplarına göre ilerletebilmek ve yükseltebilmek için, bu vasıflar hiçbir zaman kafi gelmez. Bu vasıfların yanında ilim ve fen lazımdır. İlim ve fen teşebbüslerinin faaliyet merkezi ise mekteptir. Dolayısıyla mektep lazımdır… Mektep! Mektep, genç beyinlere, insanlığa hizmeti, millet ve memlekete muhabbeti, hür yaşamayı, bağımsızlık şerefini öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarabilmek için takibi uygun olan en salim yolu belletir… Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuskar mütehassıs ve biraz faal alim olmaları lazımdır. Bunu da temin edecek yine mekteptir… Katiyen bilmeliyiz ki, iki parça halinde yaşayan milletler çok zayıftır, marazlıdır. Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Ordularımızın zaferini siz tamamlayacaksınız. Hakiki zaferi siz kazanacak ve devam ettireceksiniz ve mutlaka muvaffak olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım bütün mevcudiyetimizle sizi takip edeceğiz. Eğer irfan yolunda herhangi bir engele tesadüf ederseniz, sizin tesadüf edeceğiniz engelleri kıracağız. Bütün mevcudiyetimizle sizin fikirlerinizi ileri yürüteceğiz…” (Aynı eser Cilt,14; S,41 – 46)

Zamane yiğitleri milli eğitimi mevta etti, şimdi özel eğitim var!

Açılın zamane yiğitleri, kahramanları geliyor!

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAY ELEMAN
İş Verenler (07.10.2008)
ACİL SATILIK BÜROLAR
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
satlık daire
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
DENEYİMLİ ŞOFÖR ALINACAK
İş Verenler (06.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 72 misafir ve 3 üye bağlı
  • ASISTAN
  • ebuzer
  • bulentgocmen

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61