|
Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler.
Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikayetlenmeye döner.
Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
Herkes bir bardak seçince, profesör şöyle söyler:
'Farkettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında. Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.
Şunu bir düşünün:
Hayat kahvedir. İş, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayatı tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak, yaşadığımız hayatın kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de.
Bazen sadece bardağa odaklanarak Tanrı’nın sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.
Kahvenizin tadına varın!
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler.
Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.
Basit yaşayın. Cömertçe sevin.
Birbirinize derinden itina gösterin.. Nazik olun.
Gerisini Tanrı’ya bırakın.
TEMEL AZ DAHA YAKALANIYORDU
Fabrikada çalışan üç kafadar işçiden biri Kayserili, biri Adanalı, biri de bizim Trabzonlu Temel’dir.
Bunlar çalışırlarken hergün patronun erkenden işten ayrıldığını fark ederler.
Uyanık kayserili diğer iki arkadaşını çağırır:
- "Bakın, patron böyle erkenden çıkıyor ve dönmüyor. Biz de o çıktığı zaman peşinden cıkıp gidelim."
Diğerleri bu teklifi hemen kabul ederler. O gün patron gene erkenden çıkar.
Bizim üç kafadar da hemen peşinden dışarı seğirtirler. Kayserili doğruca evine gider ve yatar. Adanalı hemen bir kebapçıya gidip güzelce karnını doyurur.
Temel de evine gider.
Temel yatak odasından gelen sesler üzerine kapıyı sessizce açar.
Yatakta karısına sarılmış bulunan patronunu görür ve kapıyı sessizce kapatıp oradan çıkar.
Ertesi gün Kayserili ve Adanalı o gün de patronun peşinden çıkmak üzere plan yaparlar. Temeli çağırırlar ve bugün de erken çıkacaklarını söylerler.
Temel hemen itiraz eder.
- "Yok uşaklar ben çıkmam! Dün az kalsın yakalanıyordum!"
|