|
Bir ülkenin kötü sayılacak durumları her zaman mevcut olacaktır. Akılla hareket edecek yetkilier, bu durumları düenlemekte zorluk çekmezler. Ancak, bir çok sorun, yine kötü bir tesadüf olarak bir araya gelirse, yetkililerin zorlanmaları da akıl dışı olmaz.
Yunanistan’la aramızın iyi olduğu söylenemez. Kıbrıs’ı tamamen Yunanistan’a terketmiş olsanız, Yunanistan’la aramız yine düzelmiş olmayacaktır. Yunanistan, 1821 Mora isyanından beri, bütün kazançlarını Türk düşmanlığına borçludur. Her savaşta, Yunanistan yenilmiş olsa bile, mevcudun iki misli toprak kazancı elde etmiştir. Tek istisna Kurtuluş Savaşı’dır. Yunanistan, Kıbrıs tamamen kendisine verilse bile tatmin olmayacağını, Türk dostu olmayacağını biliyor da; Kıbrıs’ta hiç Türk olmasa bile, Türkiye’nin Kıbrıs’tan vazgeçemez olduğunu düşünmüyor.
PKK mücadelesi devam ediyor. PKK yüksek kademelerinde çalışmış, sonradan, eyleme girmeme iddiasıyla ceza görmeyip serbest bırakılmış insanların, TV ekranlarından PKK’lı isteklerini tekrar eden konuşmalarını dinlediğimiz anlarda, milletvekillerinden de konfederasyon istekleri ortaya atılıyor. Uçaklarımız, PKK hedeflerini vuruyorlar da, Amerikan ordu müteahhitlerinin yaptıkları istihkamların vurulduğu hakkında bilgi verilmiyor. Yüz binin üstünde olan bir kuvvet, kış kıyamet demeden, eşkiya takibi ile meşgul.
Ülkenin içinde, Ergenekon adı verilen bir teşkilatın yaptıkları var. Silahlar, bombalar, patlayıcılarla oynanan bir oyun bilmiyoruz.
Ülkedeki ekonomik durum ortada. İran gazının kesilmesinde çektiğimiz heyecan küçümsenemez. Velhasıl, işe neresinden baksanız, iç açıcı olmadığını görüyorsunuz. Böyle bir durumda, bu ülkenin insanları ve bilhassa yöneticileri ve parlamentosu türban işi ile mi uğraşmalı? Yeni hazırlanan üniversite de türban serbestisini ilgilendiren Anayasa değişiklik tasarısı, Anayasa Komisyonu’ndan geçirilmiştir.
İddia ise, aklın kabul edeceği cinsten değil. Bu serbestlik, yalnız üniversiteye inhisar edecektir. Güzel ve insan haklarına düşkün kızlarımız, üniversiteyi bitirdikten, birer meslek sahibi de olduktan sonra, ülkenin kanunlarına saygılı olduklarını göstererek, türbanlarını çıkarıp başlarını açacak ve kamu kesiminde görev isteyeceklerdir. Veya, hepsi, yine kanunlara saygıları gereği, özel teşebbüste iş arayacaklardır.
Bize göre, bu düşüncelerin hiç biri tutarlı olamaz. Türban istek cereyanı durdurulamayacaktır. Türban bir inanç, sonra da siyasi simge olmuştur. Türbandan yararlanacak siyasi kesimler vardır. Bunları iddialarından vazgeçirmek mümkün olmayacaktır. Türbanın, bu gün gözükmeyen gayelerde kullanılmayacağından dahi emin bulunmuyoruz. Türban gerisinde çok karanlık bir gelecek yatıyor.
Yukarıda yazdıklarımızın hepsi, ülkenin büyük sorunlarıdır ve parçalanma vasıtası bile sayılabilirler. Aklını kullanabilen insanlar için, böyle bir anda insanların rahat nefes almalarını bile önler. Halbuki bizim ülkede, bu kadar sorunları bir yana itilip, başörtüsü ve bilhassa türban tartışması yapılıyor. Bu tartışmalar da, yasal esaslara bağlanmak isteniyor. İş, anayasa değişikliğine kadar götürülmüştür. Bu ortamda, kimin doğru, kimin maksatlı, hem de kötü maksatlı konuştuğunun ayırdını nasıl yapmak mümkün olacaktır?
Bu işlemler, elbette ki kanun yolunda itirazlarla da karşılaşacaklardır. Bu itirazlar istenildiği gibi bitmez ise, bunları bir iktidarın kanun yoluyla desteklemiş olduğu iddiası nasıl önlenecektir?
Madem ki durum bu safhaya döküldü, o zaman, bütün insanlar fikirlerini söylemelidirler.B enim evimde, 30’dan fazla laiklik üzerinde kitap var. Bunların hepsinde, türban insan hakları arasında sayılmıyor. Hatta, türban, kadınları küçültücü vasıta olarak tavsif ediliyor. 30 kitap içinde, bir tanesinde türbanın insan haklarından olduğu yazılmaz mı? Bunların hepsi mi CHP’yi tutan kitaplardır? Mahkeme kararlarının hepsi de, kitaplardaki bilgileri destekliyor. Bu hakimlerin hepsi mi türban düşmanıdır?
Herkes, elbette ki türban taraftarları, bütün dünyada türban simge yasağı olmadığını iddia ediyorlar. Halbuki, bu gibi yasakların her ülkede olduğu yazılıyor. Fransa’da, türban yasağı sözcükleri ullanılıyor. Türban yasağı yok diyen Türkler, bu yazıları okumazlar mı? Bu yazıları ben ve biz okuyarak bilgi ediniyoruz. Bu kitapları, bu mahkeme kararlarını, dış devletlerdeki bu simge yasaklarını okumadan, yok iddiasında bulunanlara hangi sıfatı yakıştıracağız?
|