Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow YABANCI GÖZÜYLE TÜRBAN
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
YABANCI GÖZÜYLE TÜRBAN Yazdır E-posta
04 02 2008

Benim torunlarım, benim için laiklik kitapları toplama ve gönderme yarışına girdiler. Henri Pena - Ruiz adlı Fransız yazarın “Laiklik Nedir?” adlı eserinin aslını ısmarlamışlar; o arada, Ümran Derkun’un Türkçeye çevirisini de bulup göndermişler. Kitabı okuyorum. Kitabın içinde, türban sorunu başlıklı bir bahis mevcut. “Türban özgürlük mü, himayenin kutsanması mı?”. Bahsi aynen yazmayı düşündümse de, çok yer tutacağını hesap ederek vazgeçtim. Bir özetleme yapacağım. Kitaptaki yazının aynen aldığım kısımlarını ise, tırnak içinde vermek istiyorum. Bu yazıyı herkes okumalıdır; ama, en çok, türban taraftarları okumalıdır.

“Burada, İslamın yalnızca belli bir gerici yorumunun şart koştuğu türban takma örneğini ele alacağız. Gericiler, basit bir terbiye örneği olarak kullanılabilecek (sayılabilecek) kişisel kurallarını, bir kimlik kuralı zorunluluğuna dönüştürmüşlerdir. Bu, türban takmanın basit ve bireysel biçimde kendini ifade şeklinin ötesine geçtiği anlamına gelir. Türban, kadına toplum nezdinde aşağı bir konum biçen bir bütünün parçasıdır.”

Sayın okurların insafın asığınmak istiyorum; tırnak içnde verdiğim kısmın anlaşılmayacak bir yanı var mıdır? Yazar, türbana mahkum edilen kadınların, başka memleketlerde işi nerelere kadar götürdükleri hakkında, bizim de bildiğmiz bilgiler veriyor. Ve diyor ki: “Türbanı, böyle bir bütünün dışında tutmak, türban takma edimini biryesel bir özgür irade edimi olarak görme, kısaca türbanın sonuçlarını kavramaksızın basitleştirmek saf bir davranış olacaktır. üstelik söz konusu olan, sorumsuzluğa uzanan bir saflıktır; çünkü hoşgörü kisvesi altında, gerçekte bir cemaatın ve dini önderlerinin cemaat üyeleri üzerinde tahakküm kurmasına ve bu nedenle cemaat üyelerinin bireysel özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olunmaktadır.”

Bu yaptırımlarını, kadını neredeyse köleleştiren özel bir statüyle sisteme yerleştirmişlerdir.

Yazar, çok ehemmiyetli bir noktaya daha işaret ediyor. Yazarın işaret koyduğu nokta, belki de, Anayasa Mahkemesi ve de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Anayasa kanunu değişikliğinin reddedilmesine sebep teşkil edecektir. Bu noktayı, satır başı yaparak, tırnak içinde, yine yazarın kaleminden veriyoruz:

“Dış kaynaklı bir örgüt tarafından desteklenen ve dine kesin itaat karşısında bir özgürleşme ve eleştirel yaklaşma tehlikesi olarak gördüğü laikliği yıkmayı amaçlayan bir stratejinin söz konusu olmasıdır.”

Böylece, yine yazara göre, büyük ümitler bağlanan öğrenici, yetişmiş bir adama eşit olacağı yerde, ayrılmakta özgür olmadığı bir dini görüşün bayraktarı olmaktadır.” Yazar soruyor: “Hukukun öznesi kimdir? Öğrenici mi, aile mi yoksa belli bir cemaat mı?” Türbanın laiklikle bağdaşmayacağına, Fransız Devlet Konseyi de karar vermiş.

Yazar bir soruda soruyor: “Eğitimin zorunlu olduğunu ve Cumhuriyetin de her çocuğa eğitim vermekle yükümlü olduğunu söylemiştir. Devletin, bu eğitimi her koşulda mı vermesi gerekir. Yani, devlet, her koşulda vermeye mecbur mudur? İşte yazar, bazı zorunlulukların da gerekli olabileceğine işaret ediyor. Kural çiğneyenlere (türban takanlar gibi) yaptırım uygulayamıyorsanız, başarı şansınız olmayacaktır. Devlet parasını okullarda sarfedilmesinin tek gereği başarıdır.”

Türbana izin vererek hoşgörü gösterdiklerini sananlar, yumuşak bir özgürleşme pedagojisi uyguladıklarına inanarak, gerçekte yalnızca bir cemaatın, ailenin ya da başka başka kaynakların himayesini kutsamış olurlar.

Fransa’da “İslami türban ve Fransa Cumhuriyeti” başlığını taşıyan bir kitap basılmış. Bu kitapta, laik cumhuriyette, sonuna kadar türban istismarını yapmanın yolları gösteriliyormuş. Acaba, Türkiye’de, türbancılar bu kitabı gizli çevirip te kullanıyorlar mı? Bu kadar çok türban mütehassısı başka türlü yetiştirilemez.

Kitapta, Cezayir ve Fransa’da, kadınların modernleşmemesi hakkında oldukça geniş neşriyattan bahisler var. Bazı genç kızlar, kendi istekleri ile türban takmış olsalar bile, büyük kısmı türbanı bir zor karşısında takmaktadır. Türban hürriyeti adı altında, bazı kimselere bir cins özgürlük temini gayreti içinde, aşağı görülen bir kişiye boyun eğmesi onaylatılmaktadır.

Türkiye’deki türban uğraşısını Fransa da müslüman kızlara karşı veriyor. 6 milyon Müslüman Fransız vatandaşı var. Ben, hangisinin kazanıp hangisinin kaybedeceğini merak ediyorum. Her iki ülke de laik anlayışa ihtilalle gelmiştir.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KASİYER VE SATIŞ ELEMANLARI
İş Verenler (05.12.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (04.12.2008)
İŞ ARAYANLAR
İş Verenler (04.12.2008)
KİRALIK DAİRE
İş Verenler (04.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 75 misafir ve 5 üye bağlı
  • burcuh
  • hasaneray
  • s1l2d3
  • kartalism
  • isakartal

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55