|
Bir politikacı mı yoksa bir sporcu mu söylemiş bu sözü, bilemiyorum…
Biri şöyle demiş işte:
ENGELLER BİRER BİRER AŞILIR…
İçimden “yok canım” demek geliyor.
Ben her sabah- akşam, yollarda üç-beş engelle karşılaşıyorum. Onları tek tek aşıyorum.
Yine düzelmiyor…Yine düzelmiyor…
Birkaç yol var, ama bu herkesin yürüyebileceği yol değil tabii…
Yoksa Sokrates’in gösterdiği yoldan mı gitmeli?
“Tanrım,
Değiştirmem gerekenler için güç ver.
Değiştiremeyeceğim şeyler için sabır ver.
Bu ikisini birbirinden ayırmak için de akıl ver.”
Ne yapacağız şimdi?
“Ortada kuyu var yandan geç” sözünü ince ince düşününce...
Aman! İnceldiği yerden kopsun mu diyeceğiz?
Atasözleri ( eğer uydurulmamışsa) önemlidir. Çünkü her atasözünün yüreğinde bir ders gizlidir.
Eski kaynaklar ata sözlerinden sıkça bahseder.
Eski antik kaynaklar bir de “gladyatörlerden” bahsederler…
Her şehrin bir Gladyatör’ü mutlaka olurmuş.
Benim okuyarak tanıdığım bir Gladyatör var. Adı Marius. Tüm yaşamını arenadaki oyunlara adamış. Geçimini sadece bu yolla temin edermiş.Diğer rakiplerinin hakkından çabucak gelirmiş. Rakipleri Marius’a hırslanırmış ama yine de onu yenemezlermiş.
Marius’un da onlara acıma olanağı hiç mi hiç yokmuş.
Günümüz dünyasında da bu böyle değil mi?
Onlarca, kendini Gladyatör sananlarla boğuşmuyor muyuz?
O zamandan bu zamana “ İnsani erdemler” adını verdiğimiz olguya erişebilmemiz için 2000 yıl geçmesi gerekmiş.
O zaman Romalı asilzade ve zenginlerin en büyük eğlencesi imiş insan dövüşü.
Herkesin büyük bir heyecanla izlediği…
Şimdiden ne farkı var?
Heyecan aynı heyacan…
Güçlünün, güçsüzü yenmesinde fark yine yok.
Tek fark, eskiden can alınırken şimdi bir kazananın bulunması işte…
O zaman Gladyatör’e tezahürat yapanlar, 2000 yıl sonra da “Koş oğlum, kim tutar seni” diye bağırmakta.
Marius gibiler ünlerine ün, servetlerine servet katarlar.
Ama herkesi bekleyen acı son onu da bulur. Efsane olur…
Şimdi gelelim esas oğlana…
Siyasetçilerin yaşam öyküsü ile Gladyatörlerin yaşam öyküleri arasında büyük benzerlikler olduğunu düşünüyorum.
Bazı siyasetçilerin durdurulamayacakmış gibi görünen yükselişi birden bire son bulmaz mı?
Hatta “Kazanamayacağı dövüşe soyunmayan” siyasetçilerin bile gün gelip de kaybetme korkularına büründüğünü görmez miyiz?
Çoğu zaman Gladyatör dövüşçüsü gibi, kazanmak adına her türlü hile, hurda, ayak oyunları ve arkadan dolanmayı mubah saymıyorlar mı?
Galibiyet kokularını aldıklarında ( Özellikle de sıralamadaki yerlerini garantiye aldıklarında) insanlara tepeden bakmıyorlar mı?
Bakalım şimdi. Çorum siyaset arenasında, 1 yıl sonraki seçimlerde kazananların yeri mi değişecek? Yoksa, kazananlar yine eskiler mi olacak?
Kimileri de Gladyatör Marius gibi savaşını mı noktalayacak?
Önümüzdeki bir yıl tahminler, hazırlıklar, yüksek heyecan ve ayak oyunları ile dolu dolu geçeceğe benziyor.
Çorum siyaset arenasından galip çıkacak olan müthiş Gladyatörü ise şu an kimse bilmemektedir.
Galibiyet kokularını alanlar mı?
Belli mi olur?
Ne demiş Kızılderili atalar;
“Son ırmak kuruduğunda,
Son ağaç yok olduğunda,
Son balık öldüğünde,
Beyaz adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”
Eeee…..
Bizim atalar ne demiş,
“Anlayana sivri sinek…
Anlamayana mı?
Anlamayan da kendi düştüğü için ağlamasın kardeşim. Bize ne?
Her Gününüz Güzel Olsun.
|