|
Tren devrildi!
Saat iki sularında Pamukkale Ekspresi “conta başındaki rayın kırılması” sebebiyle raydan çıktı.
İhmal!
Sorumlusu üç kişi, yol bakım görevlisi.
Haberler böyle…
Okulların sömestr tatili, gençlerin yoğun olduğu kalabalık vagonlar.
İstanbul’a her seyahatimi Pamukkale Ekspresi ile yaparım.
Oldum olası trenlerle seyahati severim.
İki vagon arası, sigara molası muhabbetler olur.
Tanımadığınız bilmediğiniz, genç yaşlı, halktan kişilerin sohbetleridir onlar.
Kazanın olduğu gün İstanbul’daydım.
Bir hafta önce gelmiş, kazanın olduğu günün ertesi, yani pazar günü Pamukkale ekspresiyle dönüş biletim cebimdeydi.
Bir gün önceki tarihli de olabilirdi.
Boğazı geçen vapurun güvertesinde dalgaların hışırtısı, martıların çığırışları arasında düşünmeye başladım.
Olsaydım o vagonda, kazayı duygu yoğunluğu içinde yazacaktım.
En büyük tahribat Burdur - Isparta vagonları arasında görünüyor. Yirmi dört saat sonra ve hatırımda kaldığı kadarıyla, Çöğürler İstasyonu’nda o harap vagonların yanından geçtik.
Devamlı o iki vagon arasında sigara muhabbetleri yaptığımızdan, kazayı yaşayacak, kim bilir belki de kazanın dahi farkında olmayacaktık.
Ancak, yirmi dört saat sonra çıktığımız aynı güzergâhta ilerleyen trende hiç olmadığı kadar raylar üzerinde dönen tekerlerin sesine kulak kesildim.
Haydarpaşa – Eskişehir arasında tren hızlıydı, sarsıntısız ilerledik.
Eskişehir – Afyon arasında trenin sürati yavaş ve çıkardığı gürültü farklıydı.
Yol bozuk, kasis çok!
Belli ki bir ihmal var.
Öyle yerler vardı ki, vagon bir sağa bir sola ahşap beşik gibi gacırtıyla sallanıyordu.
Rayların seviyeleri farklı olduğu muhakkak…
Trenin hızı kimi yerde o kadar yavaşlıyordu ki, inip yanında yürüseniz olacak.
Demiryolları bakımsız!
Onbir bin kilometre demiryolu ağı içinde yılda beş yüz kilometre bakın onarım yapılması gerekirmiş. AKP hükümeti altı yılda topu topu dört yüz küsür kilometre bakım onarım yapmış.
İşte asıl ihmal bu değil mi?
“Tren devrildi; üç hat görevlisi ihmalden mahkemeye verildi” türünden bir haberle geçiştirilecek bir şey olmasa gerekir.
Demiryollarının bakım onarımı için ayrılan kaynak nedir?
Kazaya sebep, aşırı sürat denebilir mi? Limit altmış- yetmiş. Altmışla geçmiş makinist. Paçayı kurtardı. Ama raylar altmışla geçmeye dahi müsait değildi. Bakım onarım yapılmamış.
Kazanın olduğu bölgede şimdi o trenler kaç kilometreyle geçmektedir?
İnanın çok daha yavaş!
Pazar günü karşıdan hiç tren gelmediği halde, iki saatlik bir rötarla gelebildik Burdur’a.
En büyük ihmal!
Trene hızlandırma talimatıyla, alâyıvalâyla “hızlı tren” icat etmişlerdi.
Otuz sekiz can kaybı verilmişti.
Bakan istifa etmedi.
Uçak düştü Isparta’da; “kara kutusu bozuk” dendi.
Karayollarında bir trafik terörüdür yaşanır; maddi manevi kayıpların haddi hesabı belli değil.
Oysa Japonya’da benzeri bir tek olay bile bakanın istifa nedenidir.
Bakan, cila boya, hamaset nutuklarında.
Burdur, Isparta’dan AKP iktidarından önce trenler kalkardı İzmir’e, İstanbul’a. Şimdi oto-tren kalkıyor. Afyon’un Dinar ilçesinde Pamukkale Ekspresine aktarma oluyoruz.
Oto-trene binip de kışın saat sekizinde Dinar istasyonuna gelip tren beklerken titreşmemeniz imkânsız. Gelecek ekspresin rötarıyla doğru orantılı.
Böylesi daha kazançlı oluyormuş.
Devlet Demir Yolları ilk defa kâra geçmiş; sadaka kömür nakliyatçılığıyla.
Bunlar da iki vagon arası muhabbetlerde öğrendiklerim.
Sadakaya muhtaç bırakılan milyonların varlığıyla övünen iktidarımız var.
Sırası gelmişken anlatmalıyım; kazanın olduğu gün boğazı vapurla geçerken güvertedeki sıranın öbür ucunda sigarasını derin derin çeken orta yaşlı bir bayanın telefon konuşması ister istemez düşüncelerimin arasına girdi. Gergindi yüksek sesle konuşuyordu. Sizinle paylaşmak isterim.
Eşinden ayrılıyor; sebep geçim sıkıntısı.
Beş yüz lira aylık alıyor, iki çocuğu var, çocuklarını bakamayacağı için istemiyor.
Biri kız biri oğlan evlatlarının karnelerini görmek için karşı tarafa geçiyor. Çok büyük
kredi kartı borcu var.
Çok bilinmeyenli denklem gibi…
Trenle taşınan, TCDD’ye kâr sağlayan o kömürü sadaka olarak versen ne olur, vermesen ne olur? Güvencesi var mı?
Çalışma hayatında insanı, insanca yaşatacak ücret kaldı mı?
Aklı cilada boyada olan, hamaset nutukları atan iktidarın kafasının arkasında siyasi simgeler var.
Tren devrilmiş, uçak düşmüş, trafik canavarı kol geziyor kimin umurunda?
İhmal derin!
Türkiye uçurumun eşiğinde…
|