Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow HOŞGÖRÜDEN HAREKETLE
HOŞGÖRÜDEN HAREKETLE Yazdır E-posta
30 01 2008

Bir sorunu şöyle böyle bilince, bazı olayların izahında müşkül durumlarda kalabiliyoruz. Bizim milletimizin içinde hoşgörü vardır. Hoş görenle, hoşgörülen arasındaki farkı, hiç düşüneniz olmuş mudur? Kim, kimi hoşgörür?

Hoşgörenle, hoşgörülen eşit sayılabilir mi? Yahut, soruyu bir başka şekilde sorarsam; siz, hoşgördüğünüz insanları, kendinize eşit sayıyor musunuz? Hoşgördüğünüz insanlar karşısında, kendinizde büyüklük hissi gibi bir şeyin uyandığının farkında değil misiniz? Bilhassa, bir çok dinin yaşandığı memleketimizde, büyük ve çokluk teşkil eden bir dinin, İslamiyetin mensubu olarak, öbür az çoğalmış dinlere karşı gösterdiğiniz hoşgörü, zihninizdeki eşitliğin işareti olabilir mi? “Oluversin, yapıversin be oğlum” gibi konuşmalarla hoşgörünüzü belirlerken, bu hoşgördüğünüz insanları kendinize eşit saymış mısınızdır?

Hoşgörü, insanlıkla yaşıttır da, laiklik, yaşanmış acı devirlerin sonunda, Fransız ihtilalinden sonra bulunmuştur. Şimdi biz, hoşgörüden hareketle, laik anlayışa varılabilinip, bilinmeyeceğini denemeye çalışacağız. Aslında da, bu biz Türklerin anlamakta zorlandığımız laiklik anlayışı, dediğimiz yol üzerinde ortaya konmuştur. Önce, laiklik anlayışını yakalamak için, hoşgörümüzün hudutlarını genişletiyoruz. Bunu da, cidden, diğer milletlerin hoşgörü sınırlarını genişletmesinden önce, bi Türkler yapmışızdır. Hatta, başka dinlerin bayramlarını kutlamak değil, bayramlarına iştirak ettiklerimiz de olmuştur. Bazı manastır bayramlarına müslümanların gidip gelmelerini; merasimlerde bulunmalarını kasdediyor değilim. Bu işi kötü niyetli müslümanlar yapmışlardır; ya şarap içmişler, ya da genç rahibeleri seyretmişlerdir. Bunları düşüncelerimizin dışında bırakıyoruz.

Bu genişletilmiş hoşgörü içinde, yaşam daha da rahatlamıştır ama, yine de tam bir eşitlik temin edilememiştir. Yine hoşgören, yine hoşgörülene üstün kalma halini korumuştur. Hoş görenlerin, başka bir dinin mensuplarını ve inanışlarını sorun yapmadıkları halde, inanmayanların inançsızlıklarını kaale almayan hoşgörü sahiplerine rastlanmamıştır. Böyle olunca da, hoşgörünün sınırlarını genişletmek, maksadı temin etmekten uzak kalmıştır. Hoşgörü hem yetersiz kalmış, hem de çok tehlikeli bir yolun açılmasına vasıta olmuştur. Bir insanı, bir inanışı veya dini hep hoşgören, hoşgörülen üzerinde bir hakimiyet kurmuştur. Bu kurulan sessiz hakimiyet, insanlığın uşaklaştırılmasının da yolu olmuştur. İnsanları, inanışlarını, insanlara ve inanışlara zarar vermeden garanti altına almak için; hoşgörüye önceleri yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ederek, düşüncenin garantisini anayasa üzerine nakletme fikri doğmuştur. Eşitliklerin, özgürlüklerin garantisini anayasalar üzerine geçirip insanları ve inançları vesayetten, başkalarına boyun bükmekten kurtaracaksınız.

Bu yola gidilince, inançsızlık ta garanti altına alınmış oluyor. Dinler ve inançlar arasında çokluk ve azlık anlayışı da ortadan kalkıyor. Anayasal laik devlet, inançların ve dinlerin hepsine aynı mesafede duruyor ve aynı gözle bakıyor. Laik devlet, resmi bir dine sahip olmadığı için, kenidsini hep aynı derecede ilgilendiriyor. Yanlış anlaşılmayacağını bilsem, belki de, laik devlet bütün dinleri resmi kabul etmiştir, bile demekten çekinmeyeceğim. Bunun anlatımında zorluk çekeceğimden, Devletin, dinlere aynı mesafeden bakar deyimi ile, şimdilik iktifa etmek istiyorum.

Bizim devletin durumunu konuşurken, Diyanet İşleri Başkanlığı görüşünü ayrı bırakacaksınız. Hilafet kaldırılınca, o sıkıntılı anlarda, bu Diyanet İşleri Başkanlığı fikrinin bulunuşu, öyle hafife alınacak bir şey değildir. O gün için hatayı, bu fikri bulanlara yükleyemezsiniz. Allah, yaratırken, bir kafa da size vermiştir. Ben size, hepinize saygılı olduğum için, “kelle” sözcüğünü bile kullanmadım. Bir aydına yakışacak sözcük te değil, be kardeşim!

İşte, laiklik anlayışı böyle gelişmiştir. Dini kutsal sayan laikliktir. Dinleri, çokluk, azlık düşüncesinden uzaklaştıran, eşitlik getiren laikliktir. İnanmayanları, inananların zulmünden kurtaran, onlara özgürlük getiren, yaşama hakkı tanıyan laikliktir. Laiklik, yalnızca laikliktir.

Siz, laik insanların, laik olmayanları öldürdüğünü gördünüz mü? Laik olmayanların, laik oldukları için insanları öldürdüklerini görüp gelmiyor musunuz? Tuttuğunuz yoldaki inadı niçin görmek istemiyorsunuz?

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)
PARA KASASI
Satmak Istiyorum (04.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 58 misafir ve 6 üye bağlı
  • adnan
  • nehir222
  • malibu
  • kütüphane
  • hakank
  • footballer.cak

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61