|
Söz bilirsen söz söyle sözün dinlesinler,
Söz bilmezsen sükut eyle, adam bellesinler…
Ya da,
Söz gümüş ise sükut altındır.”
Veya,
Sözdür adamı adam eyleyen,
Sözdür adam sandığını çamur eyleyen…
Devamla;
Sözünü bil, pişir; ağzında der, devşir.
Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.
Söyleyenden dinlemeye arif gerek.
Söz ağızdan çıkar.
Söz var insanı yola getirir, söz var insanı yoldan çıkarır.
Binlercesini alt alta yazmak mümkün işte böyle. Atalarımızın söz üzerine dediklerini….
Bir bildikleri olmasa söylerler miydi onca lafı!..
Elbet bir bildikleri olmalı.
Olmalı ki,
Dünyayı paylaştığımız, diğer canlılardan bir farkımız olsun.
Ha bir de;
“İnsanlar konuşa konuşa,
Hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır” demişler.
Düşünün bir kez,
Karnını doyurmak maksadıyla ava çıkmış bir hayvanı ve ata sözlerine konu olan duyu organı yanılttığı takdirde doğacak sonuçları!..
Düşünün, bir eşeğin kendi cinsi sanarak koklaya koklaya Ormanların Kralı Aslan’ın yanına vardığını…
Ya da,
Bir Yılanın “Canım kardeşim” deyip Kartalın pençesine sarıldığını.
Sonuç nasıl hüsran olur değil mi?
Peki ata sözlerine konu olan ve insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliği olan dili, yani dilinin döndüğünce söylediği sözü ‘Yalan ve hile ile insanları aldatmaya yönelik’ olursa sonuç ne olur?
Konuşarak anlaşamayan diğer canlılardan bir farkı kalır mı?
Bu gün,
İşine geldiği zaman etrafında olan insanlara tutamayacağı sözler verenin,
Sebep ne olursa olsun,
Onları aldatanın,
Kandıranın,
Dolandıranın,
Veya
Çeşitli atraksiyonlarla ve bir iki kıvrak bel hareketi ile “Öyle dedim ama öyle demek istemedim” diye kıvırtanın herhangi bir hayvanla arandaki fark ne kadar olur?
Varın siz hesap edin!..
SORMA KİŞİNİN ASLINI, SÖZÜNDEN SOHBETİNDEN BELLİDİR diyen atalarımız ne demek istemiş acaba? Kaç kişi bilebilir günümüzde.
!!!!!!!!!!!!!!
Yalan…
Dolan…
Hile…
Aldatma…
Kandırma…
Adı her ne olursa olsun,
Günümüzün insan ilişkileri bunlar üstüne kurulu değil mi?
Ve biz bunun adına SİYASET demiyor muyuz?
Aslında siyaset Arapça kökenli bir kelime.
“At eğitimi at talimi anlamına gelir. Osmanlıda devlet geleneği içinde siyaset sözcüğünün, ceza ve özellikle ölüm cezası anlamında kullanıldığı görülür.
Yunan siyasal yaşamında ise siyaset “Bir yönetme sanatı veya bilimi” olarak algılanır…
Bizim tabirimizle “Elin gavuru, insanlarını bir arada tutmak, onlara birlikte yaşamanın kurallarını öğretmek ve onları daha iyi yarınlara hazırlamak için siyaseti bir sanat, bir bilim olarak algılarken, bizler at gibi sahibinin vereceği yalan yanlış terbiyeye müstahak görülürüz.
Ve hayatımızı, tutamayacağımızı bildiğimiz sözler vererek geçirmeye devam ederiz…
Sizce hangisi doğru?
Her Gününüz Güzel Olsun.
|