|
Sultan Reşat, tahta çıkıp nasıl namusluca üzerine oturdu ise; ben de, yazı makinasının karşısına öylece oturdum. Sultan Reşat, tahtında sadece oturdu; ben ise, bir ülke sorunu hakkında size, yine namusluca bildiklerimi bilgi olarak aktaracağım. Sonunu da, yine namusluca olarak, siz okuyanlar düşünüp karar vereceksiniz. Şu namus işini, artık uçkurdan kurtarmak gerekiyor. Şunu iyi biliniz ki, herkes namus edebiyatı yaptığı halde, iş uçkur işine gelince, namusu unutuyor. Unutuyor değil, kendine hakim olamıyor. Kendine hakim olabilmek için, kuvvetli irade ile yetiştirilmiş değil.
Niçin, çok defa bu namusu ortaya çıkarıyorm? Bunu yapan sadece ben değilim. Türkiye’de, daha hepimiz, namusluluğu bir meziyet olarak ortaya sürüyoruz. Başka ülkelerde, namusluluk bir meziyet değildir. Son cümleden önce yazılanı, Churchill söylemiştir.
Son günlerde tartışma konusu olarak “Türkiye İş Bankası” ortaya çıkarılmıştır. Bilgilerime göre, Türkiye İş Bankası, bir devlet bankası değil, bir özel bankadır. Kuruluşta, bilhassa Ankara’daki memurlardan her ay bir iki lira kesilerek, memurlar İş Bankası’na ortak edilmişlerdir. Bu memurların hemen hepsi, bunu yapanlara küfretmişlerdir. Ben bunları biliyorum, küfredenler de bu işi açıktan yapıyorlardı. Banka gelir getirmeye başladıktan sonra da, bu küfredenlerin hepsi “Allah razı olsun” demişlerdir.
Atatürk de, tıpkı memurlar gibi, kendi birikimi ile banka kuruluşuna katılmıştır. Aslında düşünen de, teşebbüs eden de, ilk Genel Müdür Celal Bayar’a emir veren de kendisidir. Üçte bir sermayesi Atatürk’e aittir. Bu servet, vasiyetle CHP’ye intikal etmiştir. Ancak, CHP bu bankadaki intikal eden parayı sadece denetler ve idare eder. Safra yetkisi yoktur. Safra yetkisi olsa, sıkıntılı anlarda bu para yerinde kalır mı idi?
İş Bankası İstanbul’a gitmiştir. Banka bunu yaptı diye, devletin Merkez Bankası’nı da İstanbul’a götürme yetkiniz olur mu? İş Bankası’nın işi para kazanmaktır. Merkez Bankası’nın işi para kazanmak mıdır? Merkez Bankası hiç şube açmasa, yanlış bir hareket yapmış olur mu? Merkez Bankası’nın görevi siyasidir. Siyaset görevi olanların yeri, devlet merkezi değil midir? Türkiye İş Bankası’nın yaptığı ile, Merkez Bankası’nın yapacaklarını kıyaslamaya yetkiniz olur mu?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulunca, İstanbul’u hepinizden daha çok seven, İstanbul’da yaşamasını da hepinizden daha iyi bilen bu Mustafa Kemal; gidip te Dolmabahçe veya öteki saraylardan birine niçin yerleşmemiştir? Bu kısa ömrünü, hem de çok haklı olarak, İstanbul’da geçirmesi göze batar mı idi? O, Mustafa Kemal, İstanbul’u değil, Anadolu’nun ortasında bir bozkır şehri olan Ankara’yı seçmiştir. Saray yerine, damı akan bir bağ evi istenir mi? Ankara’yı seçmesi siyasi idi. Ankara’nın siyasi merkez seçilmesi, siyasetin namusluca ülke çıkarına kullanılmasına iyi bir örnektir. Bu Mustafa Kemal, bir kaç kadeh içerken bile, siyaseti düşünmüş ve ülkesinin çıkarlarını göz önünde tutmuştur. Mustafa Kemal, sarhoşken, devlet icra kararı almamıştır. Ben, eğlenirken de içmesini istemeyenler arasındayımdır. İçmese idi, ülkede bir çok sorun çözülmüş olacaktı. Çünkü, Musafa Kemal daha uzun yaşayacaktı. Ona karşı, türban hakkından bahsedeniniz olur mu idi?
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğunun devlet merkezi idi. İstanbul, sadece devlet merkezi değil; ilim merkezi, sanat merkezi, eğlence merkezi, zevk merkezi idi. Osmanlı devrinde büyük eserlere İstanbul sahip oldu. Eyaletlerde de kültür ve ilim merkezleri kuruldu. Anadolu’da ne yapıldığını görmüyor musunuz? Osmanlı’nın yaptığını Cumhuriyetin kurucuları mı yok etti? Çorum’da Murat IV camii ile, Hasan Paşa saat kulesinden başka ne var? Kızılırmak üzerinde bir köprü gösterebilir misiniz? işte, kendisine karşı sevgi yoksunu olduğunuz bu Msutafa Kemal, bizim, sizin yaşadığımız Anadolu topraklarının imar edilmesi, yeşillendirilmesi ve uyuyan insanların uyandırılması ve kalkındırılması için, bu Ankara’yı siyasi merkez yaptı. Bu yazdıklarımın hepsi, tıpkı Merkez Bankası’nın nakledilmesindeki hatanın belirlenmesi gibi, siyasi olaylardır. Bu Mustafa Kemal, demokrasi devrine kadar yaşasa ve Ankara’dan adaylığını koysa, Ankara’dan milletvekili olamazdı. O da zaten, sizi iyi tanıdığı için, bu hatayı yapma yoluna gitmedi. Gider gibi oldu ise de, hatadan çabuk döndü.
İnsanlar hür, iradesi kuvvetli, kafaları bilgili ve vicdanları da namuslu olmaz iseler; siyaset kötülük için kullanılabilir. Siyaset bu yolun açılmasına müsaittir. Bunlar her ükede yapılıp geliyor da, bunların yapıcılarının bazan bazan cezalandırılmaları anlayışla karşılanmıyor. Suçlular, mağdur durumuna geçiveriyorlar.
|