|
Dışarıdan gören de matah bir şey sanır gazeteciliği. Ama işin içine girdiğinizde hiç de öyle değildir.
Binlerce insanın sesi soluğu olurlar…
Binlerce insanın derdine derman olmaya çalışırlar…
Ancak onların payına düşen yalnızlıktır.
Hele Anadolu’da gazetecilik yapanlar…
Vatandaşın evinin ortasındaki su borusu patlar, sular idaresinden önce gazetecileri arar” Gelin fotoğraf çekin” diye…
Mahallesinde asfalt çalışması yapılmıyor, mahalleli toplanıp arıyor “Gelin şu sorunumuz var” diye…
Yok evinin çatısı akıyormuş…
Yok evinin önünden yol geçecekmiş…
Yok efendim belediye arsasını istimlak edecekmiş…
Yok meclis kararı ile iş yeri yıkılacakmış…
Gazetecisin ya, başlarlar anlatmaya.
Gazeteci hepsine yetişmek zorunda.
Elbette gazetecinin görevi.
Hiç nasılsın diyen yok.
Gidecek, kimin ne sıkıntısı ne sorunu varsa çözmeye çalışacak.
Gerekirse manşetten, gerekirse de köşe yazarları ile yetkililere seslenip sorunların çözülmesi için aracı olacak.
Ancaaak iş buraya kadar.
Davulun sesi buraya kadar hoş geliyor da, bundan sonra boğuk boğuk çıkıyor.
Birilerinin işine karıştığınızı düşünenler hemen kaleminizi kıracaklardır.
Doğru ya, şehrin önde gelenlerine boynunuz kıldan ince ya…
Gazetecilerin sıkıntısı olduğunda gidecek yeri yoktur. Onlar birden bir “ŞEHRİN YALNIZ İNSANLARI” oluverirler.
Bütün gazetecilerin de aynı şeyleri yaşadıklarını hissediyorum.
Yanında sadece yine kendi meslektaşları vardır. Ve olmak zorundadırlar.
Şehrimizin her yerinde kar demeden, yağmur demeden, gece demeden, gündüz demeden olmaya çalışan, elinde fotoğraf makinesi, kamerası, kağıt kalemi ile gezen insanlar var ya…
Onlara iyi bakın.
Onlar bu şehrin “ EN YALNIZ İNSANLARIDIR”
Onlara, sizin sesiniz, sizin kulağınız olan gazetecilere lütfen sahip çıkın.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|