Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow KAYBETTİKTEN SONRA... .
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
KAYBETTİKTEN SONRA... . Yazdır E-posta
23 01 2008

Bir çok şeyin değerini kaybettikten sonra anlarız ne hikmetse…

Hele hele oturduğumuz koltuğun rahatlığını ve kıymetini kaybettikten sonra çok daha iyi anlarız.

Sık sık,

“Ah! Tadını çıkara çıkara oturamadım” diye de hayıflanır bir çoğumuz.

Koltukta oturduğu müddetçe aldığı plaket, belge ve ödüller de kaymağı olur bu işin.

O koltukta şöyle gerine gerine oturmanın da vesilesidir belki.

Ama o koltuktan ayrılma zamanı yaklaştıkça daha bir sık sarılmalar da başlar.

Ve sona yaklaştıkça, Ankara menşeli derneklerden alınan belge ve plaketler de artar.

Geçen yıl Kayseri’de bir derginin, Türkiye genelinde uzunca süren bir araştırma neticesinde  belediye başkanlarına düzenlediği ödül töreni vardı.

Araştırdım, dergi sahiplerini aradım. Yaptıkları çalışmalar hoşuma gitti.  Bu ödüller belediyelerin yaptıkları projeler içindi.

Gerçekten gelişigüzel seçilmiş belediyeler değildi bunlar. Ödülü hak eden her belediyenin proje çalışması da slayt gösterisi ile seyircilere tanıtılıyordu tek tek.

Çorum’dan  da bu ödülü hak eden iki belediye başkanından birisi Sungurlu Belediye Başkanı Ahmet Karacif, diğeri Konaklı Belediye Başkanı Ahmet Şentürk idi.

Ödüllerin neye göre verildiğini görmek, ödül veren kurumu tanımak ve başkanların yanında olmak için ben de oraya gittim. Projeleri için törende bulunan 1000 kişi ile beraber ben de alkış tuttum kendilerine.

O ödülü hak etmişti her iki başkan da.

Belediyelere yönelik eğitim semineri düzenleyen dernekler, seminerlere çok sayıda personelin katılımı için bu tür ödül törenlerini planlanlar.

Yani, al gülüm, ver gülüm hesabı ile…

“Yaptığımız anketler sonunda…” diye başlayan cümlelerle derece alanlara ödülleri  verilir.

Anket nasıl yapılmıştır?

Kimlere sorulmuştur?

Kim seçmiştir?

Başarı neye göre belirlenmiştir?

Mesela,

En çok sayıda “ip atlayana” verilecekse ödül,  sayının yanı sıra en güzel atlayan da tercih sebebi olmalı. Bu işi birkaç değişik açıdan değerlendirmek lazım. Yoksa verilen ödülleri hiç kimse “iplemez…”

“Ben çok güzel yüzerim” diyen kaç kişinin ödülü vardır?

 “Ben çok iyi piyano çalarım” diyen kaç kişi İdil Biret’tir…

Veya “Ben çok iyi bağlama çalarım” diyen kaç kişi kültür ve sanat dalında ödül almıştır?

Hani okulda öğretmen çocuğunuz  için der ya size;

“Aslında karnesine 4 düşüyordu ama ben 5 verdim ki ikinci dönem daha iyi çalışsın.”

 Ve çoğu çocuk çalışmaz, öğretmen nasıl olsa 5 veriyor diye…

Ödül verenler “önce ödül, sonra çalışma” düşüncesi ile yola çıkıyorlarsa öğretmen gibi yanılgıya düşebilirler.

Ödül, elbette keyif verir.

Güçtür, zaferdir.

Herkes yanınızdadır.

Kaybetmek ise,

Yüksek bir tepeden hızla düşmek gibidir.

Kimse yoktur etrafta.

“Muhteşemsin…Mükemmelsin…En iyisisin…”diyen sesler bile gizlenir kuytu bir yerlere.

Kaybetmenin değerini “sınıfta kalanlar” çok iyi bilirler.

Arife tarif gerekmez ki…

Her Gününüz Güzel Olsun.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)
BAY-BAYAN ELEMANLAR
İş Verenler (17.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 38 misafir ve 1 üye bağlı
  • avukatgc

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55