Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow HERKES TÜRBAN İHTİSASI YAPTI
 
HERKES TÜRBAN İHTİSASI YAPTI Yazdır E-posta
22 01 2008

Bir konu üzerinde bu kadar konuşulursa, herkesin o konunun ihtisasını yapmış olduğunu söylemek, pek te abes sayılmaz. Yıllardan beri bu konuyu, bütün gazeteler ve bütün iletişim araçları işlemektedir.

Türban, 1980 yılından sonra ortaya çıktı. Türkler türbanın ne olduğunu, onu kimlerin giydiğini ve ne maksatla taşındığını bilmezler. YÖK Başkanı Doğramacı’nın düşünmeden söylemiş olduğu bir söz, “Türban” sözü, Türkiye’de sorun oldu. Bu işin, başka bir ülkede böyle sorun olacağı düşünülemez. Bir türban işi, yetmiş üç milyonluk bir milleti ikiye böler mi?

Türban, iç ve dış adalet mekanizmasında neticeye bağlanmıştır. Türban, kanun dışıdır. Ama, sabah her erken kalkan, yeni bir türban teorisi ortaya koymaktan geri kalmıyor.

Bir üniversite rektörü, galiba, yeni seçile ve ikinciden seçilen Eskişehir Üniversitesi Rektörü, “Vatandaşların bütün devlet dairelerinde başörtülü olarak işlerini takip ederken, tapu dairesine serbest girerken, üniversitelere girmesinin yasaklanması nedendir?” diyor.

Şimdi de, bir siyasi partinin Genel Başkan Yardımcısı, aynı fikri başka bir yönden desteklemek istiyor. Devlet, vatandaşlarına hizmet verirken, ayırım yapamaz, adil olmak zorundadır, devlet, diyor. Hastahanelerde, başka devlet dairelerinde ve adalet içinde, işleri olan vatandaşlar dışlanmıyor, işleri görülüyor. Bu durumda, devlet adına hizmet veren üniversitelerde bu ayırım niçin yapılıyor? Üniversitenin verdiği devlet hizmeti, başörtülü veya türbanlı insanlardan niçin esirgeniyor?

İşe yüzeysel şekilde bakılınca, bu düşüncelerin doğru olabileceği düşünülebilir. İşte biz, bu düşüncenin doğru olmadığı hakkındaki fikrimizi yazmak istiyoruz.

Yukarıda saydığımız dairelerde işlerini gören, devlet hizmeti alan insanlar ayrı şey, türban yasağının tatbik edildiği maksat ayrı şey. Tapu dairesinde iş takip eden insan, istediği kıyafetle işini takip edebilir. Mahkemeye, Hastahanelere de girip hizmet alabilir. Bunlar, türban veya başörtüsünün kamu alanına çıkarılması değildir. Tapu dairesinde iş takibi ayrı şeydir, tapu dairesinde müdür veya memur olmak ayrı şeydir. Mahkemede hakim olmak ayrı şeyler, mahkemeye iş takibi için gelmek ayrı şeyler. Birinde vatandaş iş, hizmet alıyor; ikincisinde vatandaş, tapu dairesine müdür olarak kamu hizmeti veriyor. Kamu hizmeti almayı, kamu hizmeti verme ile kıyaslayamazsınız. Hizmet verir duruma gelince, devletin kanunlarına itaat edeceksiniz. Türban veya başörtüsü, kamu alanına çıkarılamaz. Yasak buradadır. Hastahanedeki hekim ve hemşirenin türban veya başörtüsü taşıması suçtur.

Üniversiteye gelince, üniversite öğrenicileri, kayıtlarını bir fakülteye yaptırdıklarında, orada hizmet alanlar değildirler artık. Öğreniciler de, rektör, dekan, profesör ve asistanlar gibi kamu hizmeti verenlerdir. Öğrenici, artık hizmet alan olamaz. Üniversite mensubudur. Üniversite öğrenicisini hizmet alan olarak kabul etmek ve bunu türban geçimsizliğinde kullanmaya kalkmak, bir şark kurnazlığıdır.

Yazdıklarımızın dışında da düşüncelerimiz var. Fransa ihtilali 1789’da olmuştur. İhtilal geçeli tam 219 sene olmuştur. İhtilal kanunlarından bir kısmı hala yürürlüktedir. Fransız Krallık mensupları, Paris’e giremez, Paris’te oturamazlar. Aynı kanunların benzeri Türkiye’de de olmuştur. Kadınların girebilmeleri 1944 veya 45 yılında olmuştur. Erkeklerin durumu hakkında bilgim yok. Başka ülkelerde de böyle konmuş yasaklar vardır.

Türkiye bir ihtilal yapmış ve laik devlet şekline geçmiştir. Bir sürü de devrimler yapmıştır. Bu devrim kanunları Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Türkiye’nin ve milletinin çağdaş medeniyet seviyesine geleceği ve onu geçeceği kaydı da vardır. Kıyafet bu düşüncelerin içine girmez mi? Ürdün Kraliçesi, yani, bir bakıma Peygamberimizin gelini medeni kıyafetle Türkiye’yi ziyaret ederken Atatürk’ün devrimlerini görmemezlikten gelip, en yüksek makamlara türbanlı ve kapalı kıyafetlerle çıkıp oturmayı insan haklarından ve de dini inançlardan saymaya hakkınız olur mu? Siz, ne zamandan beri bu insan haklarına sahip bulunuyorsunuz? Dinde türban veya başörtüsü emredilmemiş diyen din adamlarına bile gösterdiğiniz anlamazlığı, nasıl izah edeceksiniz? Başörtüsü veya türbanı, bu güne kadar inanç olarak gösterenler, bu gün siyasi simge diye konuşurlarsa bunun hiç sorumluluğu olmayacak mıdır?

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın