Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow ŞARK KAFASI
 
ŞARK KAFASI Yazdır E-posta
18 01 2008

Bu tabiri ben kullanmış değilim. “Şark kafası” teriminden kızıp ileri gidecekler olursa, beni düşünmesinler. Bu çok doğru tabiri, 14 Ocak Pazartesi günü Çorum Haber gazetemizde, doğalgaz hakkında bir güzel yazı yazmış olan arkadaşımız İsmet Çenesiz kullanmıştır. İran, doğalgaz için depolama yapmamış. Şark kafasıyla ticaret yapan bir memleket, bu kadar ileri ve ince bir düşünceye sahip olabilir mi? ismet Çenesiz arkadaşımız, bu zavallılığı “Şark Kafası” terimi ile izah ediyor. Şark kafası, biraz da Asyalı Kafa demektir.

Şark Kafası, biraz değil, tam anlamıyla Asyalı Kafa demektir. İkisi, aynı anlamı taşır.

İşte İsmet Çenesiz arkadaşımız, bazan bazan, taşı gediğine öyle kor ki, biz de dayanamayıp kaleme sarılmasak bile, eski yazı makinemizin başına geçeriz. Biz de, arkadaşımızın isabetli dokunuşuna, küçük te olsa, katkıda bulunmak isteriz. Biz, Ziya Paşa değiliz. “Asiyabı bir devleti bir har bile idare eder” mısraını, bir insan, başında sadrazam bulunduğu devlet için söyleyebilir mi? Devleti işe karıştırmaktan vazgeçerek, arkadaşımızın şark kafası terimi üzerine, ne eklemeler yapabiliriz. Bunun üzerinde bir denemeye girmeye çalışacağız.

Dünyamız yuvarlaktır. Din kitaplarının hiç birinde bu hakikat yoktur. Bu hakikatı ilim insanları bulmuş ve ilim kitaplarına yazmıştır. İlim yapmak için, insanlarımızın yalnızca din kitapları okumaları yetmez; ilim kitapları da okumaları gerekir. İşte, sayın Çenesiz’in şark kafalı dediği insanlar, bu ilim kitaplarını okumayanlardır. Din kitaplarının yeterli oldukları kanaatını taşırlar. Biz, din kitabı okumayınız demiyoruz ki, biraz da ilim kitabı okuyarak bilginizi artırın, şarklılıktan kurtulun diyoruz. Dünyanın yuvarlak olduğu böylece öğrenilir. Böylece, sadece Dünyanın yuvarlak olduğu değil ki, Dünyanın hem kendi ekseni etrafında ve hem de Güneş etrafında dönmüş olduğu da öğrenilmiş olur.

Şark, bir zihniyetin adıdır. Yoksa, dönen bir yuvarlağın, her noktası hem şark ve hem de, yaşanan dakikalara göre, garp olur. Biz şimdi bunlara doğu ve batı diyoruz. Ben, arkadaşımın ahengini bozmamak için eski söylemleri kullanıyorum. Böylece benim de bu eskileri bildiğimi göstermek istiyorum.

Bizim batımızda bir çok millet bu kafa anlayışından kendilerini kurtarmışlardır. Bunlar, hem ticareti, hem sanatı ve edebiyatı garp kafasıyla yapıyorlar. Bunlar, hem zenginler ve hem de mutlular. Bunların petrolleri ve doğal gazları da yok.

Sonra, bu akıl kulanma, yani şarklılıktan kurtulma fikri, Japonlara intikal etti. Hem de bu akla dönüş, bizimle bir anda başladı. Onlar devam ettiler, biz şarklılık mücadelesini bitiremedik. Onlar şimdi neredeler? Biz daha türban mücadelesini bitirememişiz. Şimdi de Çin bu akıl işine başladı. Binlerce yıllık afyon alışkanlığı uyuyucusu olan Çin de bizi geride bırakırsa, hiç şaşmamalısınız. Hatta, medeniyet te, refah ta, mutluluk ta; aklını kullanan, ticareti aklı ile yapan, aklı ile ilim yapan milletlerin olacaktır. Aklını kullananların din anlayışları olmayacaktır, iddiasını yapan kimseye rastladınız mı? Avrupa’da din yoktur diyorsanız, korkunç bir iddianın ve iftiranın içinde olduğunu kabul etmelisiniz.

Sayın İsmet Çenesiz, güzel bir yazı daha yazarak, şark kafası taşıyan devlet ve milletleri ortaya çıkarmak isterse; yapacağı listenin içinde İran, şüphesiz bulunacaktır. Bunun dışında, İran’ın altına daha hangi memleket ve millet adlarını sıralar? Bunu isteyişimin sebepleri vardır. Bu listeyi ben yapsam, yazıyı ne kadar da çekici hale getirsem, bizim insanlarımız benim yazdıklarıma inanmazlar. Sayın Çenesiz’i, dindarlığından  dolayı muteber sayarlar. Vallahi ben de öyle sayıyorum. İşte, dindarlarımız (Dincilerimiz değil, onlardan böyle düşünce ve hizmet beklenemez) ellerine fırsat geçtikçe, şu akıl sorununa ilişki kurmak isteseler, büyük hizmetler yapacaklarını düşünüyorum. Rifat Börekçi rahmetli, Atatürk’e böyle yardımlarda bulundu idi. Bu günün dindarları ve aynı zamanda akıllarını kullananları da, şimdiki yönetici büyüklerimize yardımda bulunabilirler. Bu da bir hizmet ve hem de bir sevaptır. Bizi şimdi yönetenler yönetim bilmedikleri gibi, dini de pek doğru bilmiyorular. Onları hatalardan kurtarmak niçin sevap olmasın!

Bakınız, İspanya’da, sayın Başbakanımız, Pazartesi akşamı, türbanın, siyasi bir simge olduğunu yabanellerinde itiraf ediverdi. Simge de olsa yasaklanamayacağına işaret koydu. O halde, Anaysa’ya böyle bir kayıt koyma düşüncesindedir. Öyledir de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin dini simgeler hakkındaki kararı ne olacaktır?

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16
Şuanda 32 misafir ve 2 üye bağlı
  • erdinc_989
  • mesutkemal

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın