|
“Çıkıp giderim” dedin, ülke çalkalandı. Sanki gündeme bomba düştü. Günlerce medyada tartışıldı durdu.
Gidersin…
Gitmezsin…
Gitmemelisin…
Sıkıyorsa git…
“Gitme” türküleri söylendi…
“Gitme kal, ne olur” diye…
Derken bunca tartışmaların üstüne, “Gitmiyorum” dedin.
Gündeme oturan şey tek bir kişinin gitmesi miydi?
Oysa ne gidenler vardı bu ülkede, ne terk edilişler…
Hatırlayalım mı?
2. Dünya savaşından sonra batılı ülkeler nitelikli insan güçlerini kaybetmişlerdi. Ülke ekonomisi bozuk ülkelerden misafir işçi davet etmişler ve bu işçileri de törenlerle karşılamışlardı.
Ülkemizden de 1960 yıllardan sonra büyük göçlerle çok giden olmuştu, çok…
1971 darbesinden sonra politik göç ve sonrasında gelen göçler…
Kimisi daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelecek için terk etmişti memleketini.
Ve içlerinden bir çoğu da birkaç yıl çalışıp geri dönecekti güya.
Sonra ne oldu?
En ağır işlerde, en düşük ücretlerle çalıştırdılar yıllar yılı…
ALMANYA’DA YABANCI, TÜRKİYE’DE ALMANCI oldu adları.
Dünyanın zorluklarını yaşadılar.
Göçmen yasaları altında ezildiler yıllarca.
Ne adına?
Kimliklerini kaybetmemek adına.
Ne umuduyla?
Vatanlarını yılda bir kez görme umuduyla.
Yakınlarının gözlerine yılda bir kere bakmak umuduyla.
Yozlaşmadan uzlaşmayı bildiler. Daha bir fazla geleneklerine sarılarak.
Yedi milyona yakın nüfus akıp gitti de,
Bütün bunlara kimse “Dur” diyemedi.
Birçok bilim adamı da bu göçe eklendi.
İşte,
Bunca gidilmişlik varken hayatımızın, yüreğimizin taaa orta yerinde,
Ve bunca yitirilmişlik varken özlemlerimizde,
Bana göre,
SEN GİTSEN NE?
GİTMESEN NE?
Her Gününüz Güzel Olsun.
|