|
Yeni bir yıla daha girdik. 2008 Vatanımıza, milletimize ve tüm insanlığa hayırlı ve uğurlu olur inşa’Allah..
Yeni yıl için sevdiklerime kitap alırken, Mobil’den Birgi Ülgenalp’la karşılaştım.
Birgi çok sevdiğim ve takdir ettiğim bilge gençlerden birisidir. Zorunlu internet okuyucularımdandır. Birgi, “Hocam, size çok seveceğinizi düşündüğüm bir kitap hediye etmek istiyorum” diyerek, Burak Özdemir’in “Tanrı’nın Doğum Günü” adlı kitabını hediye etti.
Daha önce Neal Donald Walsch’un “Tanrı İle Sohbet” adlı 3 ciltlik serisini okumuş ve çok etkilenmiştim.
Walsch kitabın arkasında, “ Eğer kendini Tanrı’nın seninle konuşmasına layık olmayı düşleyemiyecek kadar değersiz görüyorsan, sesimi işitmeyi nasıl bekleyebilirsin?” diyerek, okuyucuyu kışkırtıyordu.
1974 İstanbul doğumlu Burak Özdemir reklamcı bir genç. O da Kitabının arkasında, “Yeryüzünde işler hiç iyi gitmiyordu. Dünya gergin, insanlar mutsuzdu. Artık zamanı gelmişti…Tanrı, imajını değiştirmesi için bir reklam ajansıyla anlaştı. Tanrı ile genç reklamcı, Messenger’da chat’leşmeye başladılar.” diyerek, okuyucuyu alışılmadık bir sohbete zorluyor.
Dünyada en güzel hediye kitaptır. Ben de sevdiklerime her zaman kitap hediye ederim. “Yüzde yüz Düşünce Gücü” adlı bir kitapla düşünce gücümün ve hayatın farkına vardığım için, en az 25 arkadaşıma bu kitabı hediye ettim.
İnsanlığın olgunlaşma (tekamül) serüveninde kitabın yeri çok büyüktür. Kitap okumadan karanlıklar aydınlığa çıkmaz.
Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 78.Ayetinde;
“Allah sizi annelerinizin karınlarından çıkardı, hiçbir şey bilmiyordunuz;
Şükredebilesiniz diye size işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.” denir.
Bu yüzden insanoğlu yaşam serüvenine ham ve evcilleşmemiş haliyle çıktı.
Cahil olduğu için de acımasızdı. İnsanın özelliği,”biliyor” değil, “öğrenebilir” olmasıdır. İnsanoğlu okudukça öğrenecek, öğrendikçe cehaletini yenerek erdeme ulaşacaktır. Ancak, bilge olduğunda sevgiyi ve saygıyı öğrenecektir.
Gelelim bizim insanlarımızın acı gerçeğine.
Bizler toplum olarak okuma özürlü olduğumuz için maalesef, bir türlü sevgiye saygıya, güzelliğe, erdeme ve soylu davranışlara ulaşamıyoruz.
Yılbaşında İstanbul Taksim meydanında yaşanan taciz olayları beni çok utandırdı.
Bir insanın diğer bir insanı rahatsız etmesi kadar çirkin ve bayağı bir davranış olamaz.
Demek ki, hala insanlığın ve tekamülün birinci basamağındayız. Cahilsen, hala orada durma kardeşim, kendini geliştirmek için birazcık çaba göster.
Sen güzel olursan, durduğun yeri de güzelleştirirsin.
Kadere sığınıp,”batsın bu dünya, ben doğarken ölmüşüm” gibi safsatalarla ağlayıp duracağına, ayağa kalkıp,” bu dünyada ben de varım, benim de aklım, ve fikrim var, herkes nasıl başarıyorsa ben de başarabilirim” diyerek, çalış, çabala sistemi zorla, fark yarat. Aksi takdirde fark edilmeden yok olup gidersin.
Alın yazısı yoktur, alnın arkasındaki aklın yazgısı vardır. Allah, her doğan çocuğun alnına kaderini yazmıyor. Aklını kullan, kaderini sen yaratacaksın.
Kaderin karakterindir. Allah fındık verir ama, kırmaz.
Sen seni bilirsen, varsın bu alemde,
Başkaları da var, anlarsın bu alemde,
Ancak, tekamül ederek olgunlaşırsan,
Mutlu olur yücelir, yaşarsın bu alemde…(Mehmet Özata)
|