|
Dünyanın üstüne çöktüğü savaştan yüz binlerce şehit vererek zaferle çıkan genç Türkiye Cumhuriyetini önünde, İngiliz’den, Yunan’dan, Fransız’dan hatta Amerika’dan çok daha büyük ve çok daha kuvvetli bir düşman beklemektedir.
CEHALET!..
Okur yazar ve aydın takımını kah savaşlarda, kah göçler yolu ile kayıp etmiş genç bir ülke, önünde duran bu amansız düşmanla savaşmak için bir çıkış noktası aramaktadır.
Her ne kadar yüzü batıya dönük te olsa, eğitimli insanın, araç ve gereçlerin yokluğu, bir çok şeyden mahrum ediyordu koca ülkeyi.
Fakat çabuk atlatıldı ilk şaşkınlık.
Başta dünyanın takdir ettiği Mustafa Kemal, ve onun çalışma arkadaşları kolları sıvamıştı bir kez, yoktan var ettikleri ülkenin çağdaş, medeniyet ülkeler seviyesine ulaşmasını sağlamak, önlerinde duran cehalet düşmanını alt etmek için.
Ve üstelik, yüz yıllardır kullanılan Arap alfabesi kaldırılmış, yerine Latin alfabesi getirilmiştir.
Kısaca,
Aydınlanma,
Çağdaşlaşma,
Ve kalkınma mücadelesinde ülke kurucularını zor günler beklese de sorumluluk sahibi yöneticiler bu zorluklarla mücadele etme, onların üstesinden gelme kararlılığına ve gücüne sahiptirler.
Nitekim,
Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde bu çalışmalar ülke menfaatine, doruk noktasına ulaşmıştır.
Bir gün;
Almanya ile öğrenci değiş tokuşu anlaşması imzalamıştır Bakan Hasan Ali Yücel…
Zamanın şartlarında oradan okul birincisi olan bir öğrenci Türkiye’ye gelecek, Ankara’dan birinci olan öğrenci ise yüksek tahsiline devam etmek için Almanya’ya gidecektir.
Pilot okulsa Ankara’da bulunan Atatürk Lisesi’dir.( o tarihlerde ondan başka lise de yoktur)
Ve kaderin cilvesi ya, okul birincisi de Can Yücel’dir.
Yani, bakan Hasan Ali Yücel’in oğludur…
Fakat bakan, okul birincisi bile olsa devlet imkanlarının kendi oğlu tarafından kullanılması taraftarı değildir.
Derhal ikinci öğrencinin işlemlerinin yapılması, oğlu yerine ikici öğrencinin yurt dışına gönderilmesi emrini verir.
Bu arada hedefi yurt dışında tahsiline devam etmek olan oğul Can Yücel ise, gizli gizli babasından aldığı harçlıkları biriktirmektedir.
Nitekim,
Acı haber kendisine verildiğinde büyük bir hayal kırıklığına uğramakla birlikte babasına hak verip, boğazından artırarak biriktirdiği paraları tayyare meydanında Almanya’ya hareket etmek için bekleyen arkadaşına verir.
Can Yücel,
İlerleyen dönemlerinde kendisini geliştirip tahsiline devam ederek Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en büyük şairlerimizden birisi olur.
Yücel’in yerine Almanya’ya giden sınıf arkadaşı ise kendisini büyük fedakarlıklarla oraya gönderen ülkesinin emeklerini boşa çıkarmayarak bu gün dünyanın bir numaralı beyin cerrahı olur.
O kişi,
GAZİ YAŞARGİL’ dir…
Bu güzel anı,
Yüzünü Avrupa’ya çevirmiş, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak uğruna defalarca çağ atlatılmış, Avrupa Birliğinin kapılarını zorlarken birden aklıma geliverdi.
Bugün Can Yücel’in yerinde olan kaç kişi aynı fedakarlığı yapardı diye de düşünmekten kendimi alamadım.
Düşündüm…
Düşündüm…
Bulamadım!
Her Gününüz Güzel Olsun.
|