|
Yıllar öncesinden sinyaller veren çevre kirliliğini, bizler sadece yerlere atılan çöp gibi anımsadık. İşte bugün o yanılgıların cezasını çekiyoruz hep beraber.
Bilinçsizce tabiata yapılan tahribatlar…
Akşam kesilen ağaçların yerine yine akşam dikilen gecekondular…
Bilinçsiz yapılaşma ile yok olan ya da bilerek yakılan ormanlar…
Bütün bunlara oy hesabı ile bile bile göz yuman belediyeler…
İşte ne yağmur kaldı, ne yaz, ne de kış… Güneş bile değişti. Biz kıymetini anlayana kadar da iş işten geçti. Ve “küresel ısınma” diye bambaşka bir sorun çıktı karşımıza.
Her gün, ne zaman ihtiyacımız olsa elimizi uzatıp duvardaki düğmeye dokunuyoruz ve evimiz aydınlanıyor.
Işığın yanması elbette tesadüf değil. İlim, teknoloji, mühendislik, emek ve masrafla olmakta bunlar.
Düğmesine dokunduğumuzda hemen yanan ışık, musluğunu çevirdiğimizde akan su, düğmesine bastığımızda ısınan radyatör, üretime dayanan emek sonucunda bizimle buluşuyor.
Önce akarsular bulunur. Akış hızları ve süreklilikleri yıllar içinde hesaplanır. Uygun yerler tespit edilip barajlar inşa edilir. Ve su toplanmaya başlar.
Montajları yapılan türbinler ile üretilen elektrik, direkler üzerinden kablolar vasıtası ile belli merkezlerdeki santrallere, oradan da evimize taşınıyor.
Su da başka evreler ve çalışmalardan geçerek evimizin içine kadar ulaşıyor.
Büyük teknoloji, büyük masraf ve çok büyük emekler harcanıyor.
Bir tek kendi evimiz olarak gördüğümüz bu çalışma, daha büyük bir emek ve masrafla mahallelere, sonunda da koskoca şehre hizmet sunuyor.
Yani mekan büyüdükçe iş daha da zorlaşıyor.
Bunu tüm dünya olarak düşünürsek ne kadar çok enerjiye ihtiyaç olduğu gerçeği de kabul edilir.
Bu hizmette tesadüfe hiç yer yoktur.
İşi şansa bırakmak ise bugün başımıza gelen olayların sorumsuzluğudur.
Bu kadar zor, bu kadar büyük bir olay için sorumlular ne yapıyor?
Hayatımızın varlığı ve devamı için gerekli olan bu vazgeçilmez ihtiyaçlar için, ağaçların kesilmesine, ormanların yakılmasına göz yummaktan başka…
Ağaçlar ve ormanlar bir ülkenin teminatıdır. Ormanlarımız yok olursa yağmur yağmayacağına göre her zamanki gibi “işimiz Allah’a” mı kalıyor?
Şöyle düşünelim, güneş bir gün ısıtmasa dünyamızı her şey BUZ KESİP donmaz mı?
Ay sürekli kalsa ve hep gece olsa? Karanlıkta kalmaz mıydık?
Siyasilerimizin aklına enerji denince “mavi akım” ve “beyaz enerji”den elde edecekleri ranttan başka bir şey gelmediği için, vicdanları BUZ KESMİŞ ama cüzdanları ısınmış,
Ve zaten KARARMIŞ gözleri ile KÜRESEL ISINMA onların sorunu gibi gözükmemekte.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|