|
İnternet haber sitelerinden birinde haber başlığı işte böyle…
Sermaye düşmanlığı mı kaldı? Başımızın tacı sermaye, hele hele çok uluslu olanları; tekeller, karteller… İşbirlikçiler…
Öyle bir propaganda bombardımanıyla karşı karşıyayız ki.
Çok uluslu şirketlerin ülkeleri sömürmesi karşısında en küçük eleştiri bile, “sermaye düşmanlığı” olarak nitelendiriliyor.
Ne kadar saldırganca!
Yabancı sermaye tutkusu, tutsaklığı neden bu kadar propaganda edilir?
Halktan yana en küçük talepler, sermaye düşmanlığı diye nitelenir?
Neden aşırı sermaye yanlısı olanlara “halk düşmanı” denmez?
Çünkü, çokuluslu sermayeye; kartellere, tekellere eleştiri yapanlar, onların hayranları kadar düşmanca takıntıları yoktur. Tek amaçları, mütevazı ama insanca yaşamlarını sürdürmek istemeleridir.
O düşmanlıktır ki, yakın geçmişte Milliyet, Cumhuriyet gazetelerini okuyan kişilere “komünist” damgası vurandı. O damgayı yiyenler, içinde halk sevgisi, yurt sevgisi taşıyan memurlar yükselemez, işçiler ezilirdi, işlerinden edilirdi.
Şimdi şekil, şemal değişti, kafa değişmedi.
Sermayeyi eleştirdin mi, sermaye düşmanısın!
“Sermaye Düşmanı” başlıklı bu haberin içeriğine bakıyorum, diyor ki;
“Başbakan Erdoğan'dan yabancı sermayeye karşı gelenlere sert eleştiri”
“Sermaye düşmanı” lafını RTE mi etmiş duygusuna kapılıyorum bir an.
Haberi okumaya devam ediyorum:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Bir taraftan işsizlik diyeceksin, diğer taraftan George gelip burada yatırım yapıyorsa bundan da rahatsız olacaksın. Bunun mantığı yok. Dünya bu tür küresel sermayeyi çekmenin gayreti içine girerken, bizimkiler de bunu nasıl kovalarız, bunun gayreti içine giriyorlar’ dedi.”
Haber içeriğinde RTE’nin “sermaye düşmanı” lafını ettiği belirtilmiyor.
Dedi mi demedi mi belli değil!
Demedi ise bu, habercinin bir şark kurnazlığıdır.
Deyim böyle olsa da aslında “garp kurnazlığı” demek daha doğru olanıdır.
“Sermaye düşmanlığı” Garp’ta tekellere, kartellere hizmet eden düşünce kuruluşlarının, toplum mühendislerinin icadı olmalı.
Bugüne kadar sermaye düşmanına hiç rastlamadım ama günün modası, sermaye tutkusuyla yanıp tutuşan sermayesizler çoğunlukta.
Yabancı sermaye hayranı değilsek, eleştireceğiz elbet. Hırslarını konuşacağız, yarattıkları gelir dağılımındaki korkunç adaletsizliği.
Küresel sermayeyi çekebilme gayretindeki yöneticileri eleştireceğiz.
Yukarıdaki sözleri sarf eden RTE’yi.
Küresel sermaye dediğin tekeller, karteller karakaşın karagözün için gelmezler.
Karakaşına karagözüne pek güveniyor, RTE.
Küresel sermaye işsizliği yenecekmiş?
Hadi canım sen de!
Görülmüş işitilmiş değil.
Küresel sermaye işgale gelmiştir, gelir. 18. asırda, öncesinde, sonrasında, şimdi de.
Bedelini hep halk ödemiştir.
Sömürgecilik dönemlerini anımsayalım; Amerika’da, Kanada’da, Hindistan’da önce şirket gemileri gelip yatırımlar yapmamış mıydı? Afrika’dan getirdiği zenci kölelere istihdam sağlamamış mıydı?
Fransız, İngiliz şirketler, Amerika kıtasına, Hindistan’a yatırım yapmak için birbirleriyle tepişmemişler miydi?
Amerika, Kana’da İngiliz yatırımlarına karşı bağımsızlık mücadelesini başlattılar, kazandılar.
Roller değişti, bu gün Amerika yatırım yapma savaşını başlattı.
Eski sömürgecilerin torunları.
Meziyet, yabancı sermayeyi teşvik etmek, bir başka ifadeyle ekonomiyi yabancı sermayeye peşkeş çekmek değil, öz sermayeyi güçlendirmektir.
Çünkü yabancı sermayenin tek hedefi alabildiğine kâr demektir.
İnsanlık, alabildiğine karın tekelde toplanmasını değil, refah ve mutluluğu insanca paylaşılmasını gerektirir.
İnsan olmanın bir ayrıcalığı olması gerekir.
Vahşi doğanın kuralı; aslan, aslan payını alacak, varsa kalanı çakallar paylaşacak
mantığı insani değil!
Milyonlar, milyarlarca insan, çakal değil!
Yatırıma gelen Georgeler, peşlerinden Conileri getirir.
Hep böyle olmuştur.
Coniler, silahlarını halka doğrultur, çoluk çocuk ayırt etmeden.
Taliban’dı, Usame’ydi deyiverir.
Ne malum diye sormak ise; hemen, sermaye düşmanlığı ile suçlanmayı beraberinde getirir.
Ancak birileri halk düşmanıdır, henüz halk farkında değildir.
Nedendir?
Çünkü küresel sermaye bunalımda!
Küresel sermayenin iç çelişkileri mali piyasalara yansımaya başladı.
Amerikan Merkez Bankası bir tercihle karşı karşıya; büyüme mi, enflasyon mu?
Bir karar verecek!
Büyüme dese bir taraf, enflasyon dese başka bir taraf kar edecek.
Takipçisi Türkiye Merkez Bankası’nın tercihi de büyük ihtimalle bu olacak.
Üçüncü çeyrekte Türkiye ekonomisi yüzde iki civarında büyümüş; beklentilerin altında. Tarım ise yüzde yedi küçülmüş. Herhalde verilen hedefler doğrultusunda…
Oysa Türkiye’de tarım en büyük istihdam alanı.
Yabancı yatırımcıya teşvik hala RTE’nin en büyük gayretleri içinde…
Ne diyelim?
Yola devam!
Arabayı devireceksiniz diyenlere kulaklar tıkalı!
Çünkü onlar, sermaye düşmanı!
|