Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ALİ PAŞA DEMİŞ Kİ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ALİ PAŞA DEMİŞ Kİ Yazdır E-posta
12 12 2007

Ali Paşa, pehlivan padişahımız Abdulaziz’in sadrazamıdır. Ali Paşa yabancı dil bilir ve batı medeniyetinin bütün özelliklerinin bilincindedir. Meşhur Paris Fuarı’nın açılış merasimlerinde, şeref misafiri olarak Fransa’da bulunacaktır. Padişah, boylu boslu, adaleli ve yakışıklıdır. Ali Paşa da ufak tefek, iddiasız ve fakat, devlet sorumluluğunun ne demek olduğunu Padişahdan daha iyi bilen bir insan.

Savaş gemisiyle galiba Nis limanına gelen padişahın karaya çıkışı, karşılama hazırlıklarının uzamasından biraz gecikiyor. Buna sinirlenen Padişah Abdulaziz, derhal geri dönülmesini emrediyor. Gemide, Padişahın karşısına dikilen Ali Paşa, kendisi öldürülmeden geri dönmenin mümkün olmadığını, Osmanlı devletinin ve şanlı padişahın şerefinin sorun olduğunu söylüyor. Yani, Ali Paşa, Pehlivan Padişah’ın karşısına dikiliyor. Padişah, babucun pahalı olduğunu anlamış olacak ki, ağzını bile açmadan, kamarasından içeri giriyor.

Yukarıya yazdıklarımdan devlet sorumluluğu taşıyan insanlarımızın kendilerine birazcık pay çıkarmaları gerekir. Demokrasi, sorumsuzluk demek değildir.

Yaş haddinden dolayı boşalan YÖK Başkanlığına,sayın Cumhurbaşkanımız bir atam ayapmışlardır. Buna bir diyeceğimiz yoktur. Yalnız, sayın Cumhurbaşkanımız Abdulaziz gibi sorumsuz da değildir. Devletin kanunlarına uymak zorundadır. Ayrıca, YÖK kurulduğundan bu güne kadar geçmiş bir gelenek te vardır. Eski YÖK başkanlarının, eski Cumhurbaşkanlarıızca nasıl atandıkları da ortadadır. Sayın eski Cumhurbaşkanlarımızın nelere dikkatli oldukları herkes tarafından bilinmektedir. Bunun, bunların dışına çıkılırsa, yapılan işlem eleştirilir. O zaman da yüce makam yıpratılmış olur.

Yeni atanan YÖK Başkanı’nın özgeçmişi televizyonlardan millete bildirildi. Bu özgeçmiş, duyduklarımıza göre, pek te parlak gözükmüyor. Sayın yeni atanan, başka bir ülkenin islami üniversitesinde, hem de özel, oldukça uzun zaman çalışmış. Türkiye’de Prof. Oluşu da çok uzun zaman içinde olmuş. Mantalitesi, bizim üniversitelerimiz tarafından iyi biliniyor.

Ayrıca, eski YÖK başkanları, rektörlük yapmış, deneyimli ve saygınlığını isbat etmiş insanlar arasından seçilmişler. Bu yeni zatın, böyle meziyetleri yok. Meziyetler yanında, deneyimleri de yok. Söyledikleri ise, bizim şimdiki iktidarımızın söylediklerinin tıpa tıp aynısı. Yasaklar toptan kaldırılacak ve üniversiteler yasaklarla uğraşmayacaklar, kendi asıl görevleri olan ilim üretme işi ile uğraşacaklar. Bunları, daha ilk gün, basın önünde anlatan, akıl veren zatın kendisi, ilim falan yapmış değil. Ağız, iktidar ağzıdır. Mesele, iktidarı ilgilendiren “Türban” yasağının kaldırılmasıdır.

Bu Türban yasağı, başlangıçtan beri bir devlet sorunu yapılmıştır. İktidar, türban taraftarıdır. Türban, okuduklarımıza göre, bu iktidarımızın ideolojisini teşkil etmektedir. O zaman, ideolojisi olan türban işinin bir neticeye bağlanması iktidarın kendisine düşmez mi? Kanunlarla, Anayasa’ya madde konarak bu sorun halledilmez mi? Kanunlar, YÖK Başkanı’nın emirlerinden veya ricalarından daha kudretli değil midir? Daha önceleri, üniversitelerdeki kıyafet işleri, üniversitelerin kendilerine bıakılmıştı. Bütün üniversiteler ve yönetimleri, türban taşınmasını yasaklamıştı. Anlaşılıyor ki, yeni atanan sayın YÖK Başkanı, türban yasağını bir emir yazısı ile kaldıracaktır. Bu rektörlerden, Eskişehir Üniversitesi Rektörü başta olmak üzere, bir kısmı yasak kaldırıcı olacaklardır. Yasak kaldırıcı olmayan, direnecek rektörler için YÖK yeni başkanı ne yapacaktır? Onları görevden alma yetkisini taşımadığına göre, yeni YÖK Başkanı, ayak direyenlerin vakitleri gelip, yenilerinin yeni Cumhurbaşkanı tarafından değiştirilmesini bekliyecektir. Şunlara devlet yönetimi denir mi? Şunlara, demokrasi gerekleri denir mi? Bunlardan reform olur mu? Bunlar ,bazı şeyler olabilmek için, adını söyleyemediğimiz bazı şeylere katlanmak demek değil midirler?

Anlaşılmıştır ki, din devletine dönüş, ümmet yolunda yol alış, karşıt devrime ulaşış yoluna girilmiştir. Bir karşıt devrimin de sorumlulukları, er geç olacaktır. 21. asırda, bin yıllık devlet, artık akılla idare edilecektir. Bu anlayışlara birden teşebbüs etmenin pahası anlaşılmış gibi görünüyor. İşler ,gıdım gıdım, zamana yayılarak yapılanlar insanlaar unutturularak yapılma yoluna sokulmuştur. Ben ve daha pek çokları, bu milletin, ulusluluğu terkedip ümmetçilik geriliğine döneceğini sanmıyoruz. Doğru düşünmüş olduğumuzdan şüphemiz de yoktur. Eğri düşünenler, akıl dışı düşünenler, çağdaşlıktan nefret edenler, yaptıklarınızın zararlarını sizler karşılayacaksınızdır. Cumhuriyet eskimiş değildir; siz, eski ile yeniyi kıyaslamaktan acizsiniz!

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)
BAY-BAYAN ELEMANLAR
İş Verenler (17.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 8 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55