Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow FAKİR BÖLGESİZ ÜLKE YOK
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
FAKİR BÖLGESİZ ÜLKE YOK Yazdır E-posta
11 12 2007

Hiç bir ülke, bir uçtan bir uca, aynı zenginlik seviyesini göstermiyor. Her ülkenin zengin bölgeleri olduğu gibi, fakir bölgeleri de vardır. Devlet, bu zengin, geliri bol bölge ile, fakir, geliri az bölgeler arasında bir seviye düzeltmesine yardımcı olur. Ancak, ne kadar devlet gayreti olursa olsun, bu refah seviyesinin aynı dereceye ayarlanması mümkün olmaz. Zengin bölge, yine zengin kalır, fakir bölge de yine fakir kalacaktır.

Daha eskiden yazılmış yazılarımızda, biz de, bir Amerikalı mütehassısın fikirlerini okurlarımıza aktarmıştık. Amerikalı, devlet yardımının Orta Anadolu’ya yapılması gerektiğini söylemişti. Batıda ve güneyde olan bölgelerin kalkınabileceğini, belki geç olabileceğini, fakat mutlaka kalkınma olacağını söylemiş ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu’nun hayvancılığa bırakılmasını istemişti. Biz, tam aksini yapmışızdır. Devlet yardımı yapılmaması gereken bölgelere yapılmış ve doğu bölgemizde de hayvancılığı yok etmişizdir. Et ihtiyacımızı, tehlike gösterilen memleketlerden, mesela, İngiltere’den ithal ettik idi.

Başka bildiğimiz ülkelerde de aynı durumu görüyoruz: Mesela, İtalya’da, Po ovası zengindir. İtalya’nın güney yarımada kısmı fakirdir. Kuzey güneyi besler. Bazan, Po ovasındaki İtalyanlar, Güney yarımadadan ayrılmayı bile öne sürerler.

Fransa’nın Akdeniz sahilleri, turizm ve çiçek yetiştirme sayesinde, en fakir bölge iken, Fransa’nın en zengin bölgesi olmuştur. Fransız sahillerinde insanlar yarı çıplak sokakları doldurduğu halde, Fransızların inancı bundan rahatsız olmuyor. Bizim sahillerimiz Fransa’nınkinden daha elverişli olduğu halde, inancımız içki içilmesini bile istemiyor. Türkler islamiyeti iyi bilse, içki ikramının günah sayılmayacağını bilmez mi? Yerin dibine geçesiniz desem, içim rahatsız oluyor. Aynı milletin insanlarıyız da ,ben de ondan rahatsız oluyorum. Fransa’nın Atlantik sahilleri, bizim doğu illerimiz gibi, yalnız domuz yetiştiriyor, yani, hayvancılığı vardır. Ama, ne yaparsanız yapınız, burasını zengin edemezsiniz. Burası da Normandiya denen bölgedir. Bunların etnik kökeni ayrıdır. Bunlar, bizimkiler gibi, ikide bir isyan edip ayrı devlet kurma iddiasında değildirler. Bunların akılları vardır.

Kuzey ülkelerine ben dört defa gittim. En kuzeyde, insanların yedikleri portakalların bile suları çekilmiştir. Buralarda da ayrılma sevdasına düşenlere rastlanmıyor.

Bunlar benim tanıdıklarım ülkeler. Rifat Patır arkadaşımız gezilerini kitaplaştırmış olsa, daha geniş bilgi edinmiş olurduk. O da, bu sorunları benim yazdığım gibi yazacaktı.

Bizim Orta Anadolu’ya devlet yardımı gerektiği kadar, Amerikalı’nın istediği kadar yapılmamıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yapılan yardım, bizim yaşadığımız bölgeden fazladır. Bu devlet yardımları yerinde kullanılmıyor. Bunların hepsi ya yenilmiş, ya da Batı Anadolu’ya yapılmıştır. En çoğu ise, bizzat İstanbul içindedirler. Kürt vatandaşlarımız, en emin bölgeyi İstanbul olarak biliyorlar. Kendileri de İstanbul’da yerleşmeyi yeğliyorlar. Bu Kürt devleti kurulursa, yine de İstanbul’da kalmayı hayal ediyorlar. Bu hayalleri çok kullanıyorum da, sizi yanıltmış olmak için değil. Bunlar cidden hayallerdir.

Hayalleri ben kabul ederim. Ben de bazan hayaller kurarım. Mesela, Hatap boğazı etrafında, ikinci bir Çorum görmek isterim. Yaşadığımız Çorum’un artık genişleyecek tarafı kalmamıştır. Bence, böylece, Çorum ikiye bölünmüş olur. Eski Çorum, yeni Çorum denebileceği gibi, Kuzey ve Güney Çorum olarak adlandırmak dahi mümkündür. Bu hayallerin kime zararı vardır? Belediye başkanı, 2050’de yediyüz bin nüfusa ulaşacağımızı söylemedi mi? Çorum’un şimdiki bütün nüfusu, ilçeler dahil 600 bin olduğuna göre, yedi yüz binlik bir Çorum düşünmek, hem de 45 senede, bir hayal değil midir? Eğer bu hayal tutarsa, o zaman, benim hayallerim kurtarıcı olur. Hazır, üniversitemiz de, iki Çorum’a eşit uzaklıkta olacaktır.

İnsanlar akıllarını kullanmazlarsa, ilerileri perişanlıktır ve de yokluktur. Kürt düşüncesindeki insanlarımız, bu Türk düşüncesindekilere çok şey borçludurlar. Bu Türkler, yani biz olmasak, Kürtleri önce haçlı seferi yapanlar, kalanlarını da Araplar ve Ermeniler yok ederlerdi. Burada da Hz. Peygamber’in söyledikleri hatırıma geliyor. Bunları bilmeyen var mı? Hem isyan ve hem de kalkınma bir arada yürür mü? Bu biz Türkler, ikisine parayı nasıl yetiştireceğiz? Ayrıca Kürt vergiyi de en az verendir.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK OTOMOBİL
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
SATILIK ATÖLYE
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
KOMPLE KİRALIK BİNA
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
İş yerlerine ev yemeği
İş Arayanlar (14.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 73 misafir ve 3 üye bağlı
  • boradk
  • karadeniztakasi
  • PRNET

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61