Anasayfa arrow YAZARLAR arrow GÜNAY ERTUĞ arrow İÇİNDE İNSAN OLMAYAN...
İÇİNDE İNSAN OLMAYAN... Yazdır E-posta
10 12 2007

İnsana düşen, önce kendi cinsine sonra da dünyayı paylaştığı diğer canlılar üzerinde, onların yaşamını incitmeden, sömürmeden, ezmeden devam ettirmesini sağlamaktır.

“Ben! Yalnızca ben” diyerek toplumun karşısına çıkanların, insani ilişkilerinde ne kadar başarılı olduğu örnekleri ortada değil mi?

İçinde insan olmayan, beşeri ilişkileri gelişmemiş, ölüyü diriyi, sevinci üzüntüyü paylaşmayan siyasetçi dünyanın neresinde başarılı olmuş ki, bizde de olsun?

Ülke genelindeki her yurttaş gibi ben de takip ediyorum.

Selam vereni…

Selam vermeden geçip gideni…

Eğer siyasetin içinde iseniz şunu bilmeniz gerekiyor; Dönen dünya ile birlikte makam ne olursa olsun ister amatör ister profesyonel, yapı malzemesinin en başta geleninin “insan” olduğunu bilmiyorsanız “boşa kürek çekiyor” diyebiliriz sizin adınıza.

Vatandaş olarak bizler de “boşa umut bağlamışız sizlere”…

“Ağa, oğlunun düğününde tuttuğu davulcu ile zurnacılardan, hiç uyumadan bildikleri bütün parçaları çalmalarını istemiş.

Yedi gün süren düğünün sonunda hıntı hamuru kalmayan davulcu ile zurnacılar:

- Ağam, demişler. Yedi gündür anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdin. Hiç dinlenmeden bize bildiğimiz bütün türküleri söylettin. Allah aşkına şu gelinine bir bakalım hele. Güzelliği bizim yorgunluğumuza değecek kadar var mı?

- Eeee bakın bakalım, demiş ağa.

Ağanın izniyle peçesini açan gelini görünce zurnacılar suratlarını ekşitmişler. Ve gelinin çirkinliği karşısında,

- Vay benim çaldığım havalara! Vay benim çaldığım havalara! diyebilmişler ancak.

Milletvekilliği aday adaylığım sırasında her gün ya Meclis’te, ya da Genel Merkez’de bulunuyordum. Çorum dahil olmak üzere bütün vekillerle  her an karşılaşıyordum. Bir çoğunu da zaten tanıyordum.

İçlerinde her karşılaştığımızda selamımızı esirgemediğimiz hal- hatır sorduğumuz yalnızca Sayın Muzaffer Külcü vardı.

Hemşeri olmamızın dışında aynı partiden  hizmet etmek adına da bir bağımız vardı.

İşte o Allah’ın selamı hiçbir zaman unutulmuyor.

 Muzaffer Külcü’nün “Ben, yalnızca ben” diyen bir insan olmadığını o zaman daha iyi anlamıştım.

Vatandaşın olmasını istediği gibi bir vekildi.

Aradığında bulabildiği ve bulduğunda ilgi gördüğü…

Kendisi, yine aynı yerde görmeyi istediğim bir isimdi.

Bir insan olmanın yanı sıra bir vekil olmanın da  en güzel örneği buydu bana göre.

Siyasette her şeye hazırlıklı olmak gerekiyor elbette.

Ama  konu ne zaman açılsa Sayın Külcü’nün mecliste karşılaştığımızda gösterdiği tavrı anlatmayı görev bildim kendime..

Ben siyaset ve politikacı kültürünün bunlardan oluşması gerektiğini düşünür ve anlatırken Bor madeni ile ilgili yazdığım köşeden sonra Sayın Külcü’den telefon geldi. Yeni başladığı görevinde hayırlı olsun dileklerimi iletmek için ziyaretine gittim.

 Ayrıca köşe yazımda yazdığım konu ile ilgili gerekli bilgileri almak ve bor madeni hakkında kamuoyunda yanlış bilinenleri aydınlatabilmek için de bir fırsat doğmuştu.

Misafir ağırlamaktaki bölümü meclisteki gibi insancıldı.

Daha sonra bor madeni ile ilgili konularda geniş ve detaylı, ama doğru bilgileri de bana iletti.

Kendisine bir kez daha teşekkür ederim.

Yarından itibaren bu bilgileri sizinle paylaşacağım.

Bor madeni gerçekten ülkemiz için “mucize bir maden”

Hepimizin  topraklarımızda neler olduğunu bilmesi gerekiyor.

Her Gününüz Güzel Olsun.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAY ELEMAN
İş Verenler (07.10.2008)
ACİL SATILIK BÜROLAR
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
satlık daire
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
DENEYİMLİ ŞOFÖR ALINACAK
İş Verenler (06.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 67 misafir ve 3 üye bağlı
  • ebuzer
  • bulentgocmen
  • aynur

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61