Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow KADINLARIMIZIN SEÇME-SEÇİLME HAKLARI
KADINLARIMIZIN SEÇME-SEÇİLME HAKLARI Yazdır E-posta
08 12 2007

Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etme tarihi 1934’dür. Bu tarihte, içine girmeye çok heveslendiğimiz Avrupa ülkelerinde kadınların bu hakları yok. Biz haddimizi bilir bir milletiz; Avrupa’nın bizi örnek aldığını iddia ediyor da değiliz  Ancak, bizden çok sonraları bile, İsviçre kadınlarının seçme ve seçilme hakları için bir halk oylaması yaptığında; İsviçre kadınları, bu hakka kendilerinin ihtiyaçlarının olmadığı doğrultusunda oy kullanmışlardır. Belki, yazdıklarım, istediklerimi tam ifade etmemiş olabilir. İsviçre kadınları bu teklifi reddetmişlerdir.

Mustafa Kemal, Türk kadınlarına bu hakkı verdiği zaman, bizde de bunun gereksizliği hakkında, ileri geri konuşanlar olmuştur. Tabandan gelmediği için, tepeden verilen hakların benimsenmeyeceği, tutarlı olmayacağı söylenmiştir. Bu taban edebiyatı bizde eskidir. Mahiyeti de hiç bir zaman iyi ifade edilmemiştir. Tabandan gelmek demek, vasıfsız ve bilgisiz insanların gelişip, medenileşip te haklarını kendilerinin mücadele ile alacakları veya almaları gerekeceği anlatılmak isteniyorsa, bunun Türkiye’de hiç bir zaman gelişmiş olmayacağının da düşünülmesi gerekmez mi? Tavan örnek olmayacak bir ülkede, tavanda bilenlerin de ellerini kavuşturup oturmaları, beklemeleri mi gerekir?

Bu gün, her şeyi dinle çözmek ve bütün işleri din ve din kaideleriyle çözme bilgisizliğinde ve isteğinde olan insanlar, birazcık düşünseler, İslamın banisi Hz. Peygamber’in kadınlar için yaptığı da odur. Yani, Peygamberin yaptıkları, bu gün Türkiye’de dini kullanmak isteyenlerin düşünceleri değildir. Hz. Peygamber, dört evliliğe ancak başarılı olmuştur. Niyeti indirmektir. Hz. Peygamber’in niyeti tek evliliktir. Gücü dört evliliğe indirmeye yetmiştir. Kadınlar için koyduğu diğer kaideler de aynı anlamı taşırlar. Başörtüsü ve tesettür de aynı anlamı verir. Aslında, başörtüsü ve tesettür, İslam’dan beş bin sene önce de Sümerlerde vardır. Bu varlığı ispat eden tabletler de, sapasağlam müzelerimizde duruyorlar.

İslam geleli tam 1500 sene olmuştur. O zamanki şartlarla, bu günkü şartları müslümanlar idrak edecek kadar gelişmemişler olabilir mi? Hz. Peygamber’in söylediklerini ve koyduğu kaideleri takip ediyorum sayılanlar, bu büyük Peygamberin niyetlerini hiç düşünmemiş olabilirler mi? Onun, Peygamberin, ilerici, çağdaş, ilme kıymet veren sözlerini niçin kıymetlendirmek istemezler?

Bu bizim Mustafa Kemal, insan olarak çok büyüktür de, Peygamber yerine geçmeye hiç niyeti olmamıştır. Bizde, sonradan, peygamberliğe niyetlenen, beceremeyince evliyalıkla yetinmek isteyenler görülmüştür. Tarikat başlarının hemen hepsi, peygamber sülalesinden geldikleri iddiasındadırlar. Halbuki, hepsi, tıpkı sizin gibi insan yaratılmışlardır. Hep sizin kendilerine sadakat göstermenizi isterler. Şeyh’e tamamen bağlanacaksınız. Şeyhin niyetini bilmeyenlerdenseniz, gazetelerde okuduklarımız sizlerin de başına gelebilir. İnanmanız gereken tek şeyh, sizin kendi akıllarınızdır. Bu aklı, yarattıklarının beyninin içine koyan da, yaratanın kendisidir. Allah’a inanıyorsanız, onun, Allah’ın, sizi yanıltmayacağına da inanacaksınız.

Mustafa Kemal’in size ve bilhassa kadınlarımıza söyledikleri bunlardır. Aklınızı kullanmanızı hep söylemiştir. Akıldan ayrılmamanızı size hep tavsiye eden odur. “En hakiki mürşit ilimdir” derken, aklın da kıymetine işaret etmiştir. İlim akıldan çıkar da, Mustafa Kemal, onun için bunları söylemiştir.

Mustafa Kemal, ölmeden önce, “Size hiç bir dogma bırakmıyorum” demiştir. Mustafa Kemal, bizim gibi yaratılmış, eşit yaratılmış bir insandır. Trenle Niğde’den geçerken istasyonda durmuş ve karşılayanlarla sohbet etmiştir. Hoşgeldiniz konuşması yapan bir öğretmenin, konuşması arasında “Türkün Peygamberi” sözlerini sıkıştırması üzerine, öğretmeni çok sert şekilde azarlamış ve kendisinin de ötekiler gibi olduğunu söylemiştir. İşte Mustafa Kemal budur ve tek düşüncesi vatandaşlarının mutluluğudur.

Türkiye, laik Cumhuriyeti zayıflatıp bir din devleti örtüsü örtünme yoluna girerken, bu kadar büyük kıymetlerle baktığı Türk kadını sessiz ve eylemsiz kalırsa, bu Mustafa Kemal, hakkını bize de size de helal etmez. Artık, herkes, bilhassa her kadın, Mustafa Kemal’in istediklerine, akıl yoluna dönmelidir. Mustafa Kemal’e şükran borcu böyle ödenir. Benazir Butto da müslüman kadındır!

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

Servis Şöforü Alınacaktır
İş Verenler (06.09.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 12 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61