|
Sayın Ahmet Türk’ün televizyonda okunan beyanatını, kulaklarımı zorlayarak, dikkatlice dinledim. Sayın Türk’ün artık ilk adını yazmak istemiyorum. Benim kardeşimin adı da onunkinin aynı idi. Bizimkini Sarıkamış’ta zatürreden, asker iken, 1942’de kaybettik. Şimdiki şehit anaları gibi, benim anam da, ellerini kalbine vurmuş, “Ne yapalım oğlum, vatan sağolsun!” demişti. Ben, ölüm haberini ilk alıyordum da, gözlerim kararıp yaşlarla dolunca, anam beni teselliyi böyle yapmıştı. Bu sözlerin aksini başka bir anadan duydunuz mu? PKK eşkiyalığında kaybedilen 40 bin kişinin yakınları da hep böyle dedi. Vatan sağ olsun! Ne büyük sözdür bu! Acaba, sayın Türk açıklayabilir mi; ailesinden kaç şehit var? Bu kırk bin kişinin ölümünden kendisine hiç suç payı ayırır mı?
Sayın Türk, eskiden yanlış düşünüyormuş. Bir Kürt devleti kurulmasını içtenlikle istiyormuş. Şimdi anlamış ki, bin yıldır, bir arada kardeşler gibi yaşayan insanların ayrılıp ayrı bir devlet daha kurmaları, bu iki millet arasında düşmanlık yaratırmış. Devlet kurma yerine, bu iki millet, yanyana, yine kardeşçe yaşamalı imiş. Tekamülün ve idrak gelişmesinin derecesine diyecek bir şey yok. Bu kırk bin ölünün hakları ne olacak? Bunların kanları, eskiden beri olduğu gibi, yerde mi kalacak? Böyle bir düşünce, ilerde olacak aynı olaylar için yol gösterici olmaz mı?
Söyle dur! Kafa almayınca, söylediklerin anlaşılır mı? Deyip geliyoruz ki, Anadoluyu yurt yapanlar, bu gün yaşayan insan gruplarının hiç birinin devletini yıkmış değildir. Savaşılan ve yıkılan devlet Bizans devletidir. Yunanlılar bir iddiada bulunursa, eleştiri olarak dinlenilebilir. Sizlerin hangi devletiniz yıkıldı ki hak iddia etmeye kalkıyorsunuz?
Anadolu topraklarında kurulan üç devletin üçünü de, aynı millet kurmuştur. Bu milletin bir iddiası da olmamıştır. Baştan, kendisine verilen adı da kabul etmiştir. Bu ad, Türk adı, bir ırkın adı değildir. Bu Türk adı, sadece milletin adıdır. Bu adı, bu ülkede yaşamak isteyen her insan, kabul etmek zorundadır. Dünyada, her milletin bir adı, bir de resmi dili vardır. Bu milletlerin okullarında, yalnız resmi dille eğitim yapılır. Resmi dil demek, zımnen, o ülkede gelişmiş dil demektir. Türkçeyi bırakıp ta, milletin çocuklarını daha hiç gelişmemiş başka bir dille mi eğitmek gerekir? Var mı böyle bir millet? İsviçre hariç, iki dilli bir memleket ve devlet tanıyor musunuz?
Bu ülkede, başka memleketlerde adet değilse de, bir etnik köken sayımı yapılmalıdır. Bu yazının yazarı, liseyi fen şubesinden bitirmiştir; hesap kitap hakkında fikri vardır. Hesaplara göre, ülkemizde 7.5 milyon Kürt vatandaşımız vardır. Ne demek 20 milyon? Kim saydı bunu? Dediğimiz rakamın da, ancak üç milyonu Güneydoğu illerimizde yaşamaktadır. Üstü nerede bunların? Aramızda olanların ayırıcı olduklarını nereden biliyorsunuz? Para yardımı yapanları ayırıcı mı sanıyorsunuz? Bunlar, devlete verecekleri vergiyi, devlete vermeyip, ayırıcı teşkilata vermektedirler. PKK’nın geliri bu paralardır. PKK, tarlada haşhaş ekip te afyon elde ediyormuş. Bunlar birer masaldır; bunlar uydurma masallardır. PKK’yı iç vergi vermeyenler ve dış dost denilen devletler besliyorlar. Dış devletlere hak verilse bile, iç işbirlikçiler nasıl affedilecektir? Kırk bin insanın ruhu, semadan şu perişanlığı seyrediyorsa, içinizde bu ruhlardan utanan olmayacak mıdır?
Hangi Kürt, beğendiği kızı istedi de, Kürt olduğu için reddedildi? Aynı soruyu, Türküm diyenlere de soruyorum; hangi Türk delikanlısı, güzel Kürt kızını istedi de, Türk olduğu için verilmedi? Bunlar, bin yıldır, bu bizim memleketimizde hep oldu geldi. Biyolojik olarak Kürt ırkı veya Türk ırkı kalır mı?
Bizim gibi, bin yıldır bir arada yaşamış milletler ulus olmuşlardır. Kitaplar, İngiltere’yi örnek gösteriyorlar. Ben de, Fransa’yı söylüyorum. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikan milletleri teşekkül etmiştirler. Kimse, etnik kökeni iddiasında değildir. Etnik köken iddiası, bir iptidailiktir. Bizde, kimse Türk sözcüğünü kullanmak istemiyor.
Kürtlerin dediği yapılsa, Çerkezler ne olacak? Kurtarıcının yanındaki fikir yoldaşı askerlerin hepsi Çerkez asıllı idiler. Ali Fuat Cebesoy, Refet Paşa, Rauf Bey, Kürt asıllı mı idiler? Bunlar da iddiaya kalkarsa, vatanın kalanını da onlarla mı paylaşmak gerekecektir?
Bu ülkenin parçalanması için, Türküm diyenlerin topunun bitmiş olması gerekir. Babanızın mirasını paylaşmıyorsunuz. Allah, zamanı gelince büyüklüğünü gösteriyor da, ilahi adalet, bizim Türk adaleti gibi geç tecelli ediyor.
|