Anasayfa
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
GÜLLÜK GÜLİSTANLIK Yazdır E-posta
06 12 2007

Türkiye güllük gülistanlık!

Her şey yolunda, işler iyi gidiyor, Türkiye dünyanın en çok kalkınan ülkeler sıralamasında tavan yapıyor.

Cari açık önemli değil!

Gelir adaletsizliği dert değil!

Kara para, vergi kaçağı, piyasa alabildiğine serbest, kimin eli kimin cebinde belli değil!

Olsun, Türkiye güllük gülistanlık, neşeyle gülüyor, oynuyor “Cilalı İbo” gibi.

Borç yiğidin kamçısı ya, kamçılana kamçılana ilerliyoruz, ilerleyelim beyler…

Bu memlekette çok “Cilalı İbolar” var. Şapkalarında yazılar.

Her gün ekonomi programında bu Cilalı İbolara  şırıngalananlar; her şeyin güllük gülistanlık  olduğu üzerinedir.

Bir tek riski var bu memleketin; “Amerika ve Avrupa’daki gelişmelerdir.”  Tamamen dışarıdan etkilenmekteymişiz. Dışarıya tam endekslenmişiz. Tak çare, sıkı mali politikalara devamdır. Ancak böyle baş ederiz.

Ödevlerimiz var, yerine getirilecek.

Ödevimizi yeterince yerine getirmezsek, ödevini yapmayan öğrenciye yapılanlar yapılır. Söylenenler budur.

Amerika ve Avrupa’daki krizlerden etkilenmemek için sosyal güvenlik yasasını çıkarmamız, 301’i değiştirmemiz gerekmektedir.

Şirketlere daha daha büyük kolaylıklar sağlamalıyız.

Çevreyi hoyratça kirletme hakları var.

Olağanüstü teşvikler…

Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler temelli özgürlükleri var ama “demokrasizm ideolojisiyle” çoğulcu demokrasi sloganıyla siyaseti de ele geçirmek mecburiyetleri var.

Çok uluslu şirketler sıkıntıdalar..

Yol veriyoruz, aferin alıyoruz.

Türkiye bunları yerine getirmezse “riskli ülke” zılgıtıyla da hep karşılaşıyoruz.

Deniyor ki, Türkiye en büyük kararı vermek zorunda, yoksa yatırımcı gelmez!

Tehdit budur.

Gelen yatırımcı,  dünyanın en büyük faizi karşılığı borç veriyor; Osmanlıya verilen Düyunu Umumiye’yle sonuçlanan borçlar gibi.

Gelen yatırımcı, tekellerini satın alıyor; Telefon, petrol, petrokimya, banka, madenler, topraklar… Çalışana yol veriyor, fiyatları artırıyor, kar amaçlı.

Osmanlı’da yatırım yapmaya gelenler, demiryolu yapmıştı. Madenleri taşımak içindi. Bugün durum daha vahim! Varını yoğunu alıyor, çalışanına mali disiplini sağlamak kalıyor. İşsizler ordusu, asayişsizlik, mutsuzluk…

Unakıtan Kemal abisi haykırıyor meclis kürsüsünden; “Fabrikalar burada, bankalar, villalar burada, bir yere gitmiyorlar… İyi yönetirsen iyi denetlersen, her şey bu hükümetin hükümranlığı altında”

Osmanlının toprakları da yerli yerinde ama, ne dirlik var ne düzen, tam bir asırdır hercümerç içinde…

Türkiye güllük gülistanlık!

İyi öğrenci olmak lazım!

Bir riskimiz var; o da dış piyasalar.

Dış piyasalar doymuyor, dış piyasalar aç gözlü…

Amerikan piyasalarının rakamlarıyla yatıyor, üretim, tüketim göstergeleriyle kalkıyoruz. Amerika’da vaziyet kel işler ayna

Amerika’nın büyümesi gerek.

Türkiye’de reformlar, mali disiplin, dolaylı vergiler, tüketime devam.

Ha gayret!

Bir göz boyama, bir aldatma doludizgin.

Aslına bakarsanız, asıl tepişenler zirvelerde; Amerikan şirketlerine bakınız. Yükselenler; petrol, silah şirketleri. Sıkıntıda olanlar; finans sektörü, üretim sektörü.

Kim bilir nasıl bir rekabet var, o da Bilderberglerin kapalı kapıları ardında gizli.

Tarihte benzer örneklere her zaman rastlanır, Alaaddin Keykubat dönemi Anadolu Selçuklu devletinin en parlak dönemiydi. Dünyanın en yüksek medeniyeti Anadolu’daydı. Yerine geçen Keyhüsrev zamanında Selçuklu, Kösedağ savaşını kaybederek Moğol’a tabi hale gelmişti.

Moğol’a tabi olan Anadolu’da fakirlik, asayişsizlik aldı yürüdü. Anadolu’dan başlayan ticaret yolu Çin’e kadar varıyordu. Avrupalı, Moğol tüccarlar memnun, Anadolu halkı perişandı.

Moğol valilerine tabi Selçuklu Hanları ise, valilerin elinde birer oyuncaktı. Valilerin kimi emirlerini yerine getirmeyen hanların bazıları dayak yedi, bazıları idam edildi.

Cengiz’in ölümüyle Moğol İmparatorluğu, varisler arasında paylaşılmıştı. Varislerin tepişmesi koca imparatorluğu yerle yeksan etti.

Selçuklunun bu tabiliği, yaklaşık yüz yıl kadar sürmüştü.

Anadolu’da Bektaşilik, Mevlevilik hareketinin gelişmesi ve yoksul doyuran aş ocakları, Moğol’a karşı Anadolu’nun direncinin kırılmasını sağlamıştı.

Türkiye sanki II. Kösedağ Savaşını Atatürk’ü zamansız kaybetmesiyle yaşadı.

Adım adım gelişen, son zamanda iyice pekişen bir uyutma, uyuşturma programıyla karşı karşıyayız.

Anadolu’nun direnci 13. asırda bir kere kırılmıştı, yaklaşık bir asır sürdü.

1938’den bu yana, yetmiş yıldır dünyaya entegre oluyoruz.

Tabi olmak ne kötü! Bunu yaşıyoruz.

Yedi asır önce Cengiz hanedanı varislerinin tepişmesi gibi bu gün de Amerika’da tekellerin tepiştiğini düşünebiliriz.

Kösedağ Savaşı sonrası Anadolu gelirleri Moğol artığı İlhanlı devleti başkenti Tebriz’e akıyordu, Atatürk’ten sonra Batı’ya akmaya başladı.

Yedi  asır önce, Selçuklu maliyesini İlhanlı memurları yönetirdi, bu gün İMF yönetiyor.

Anadolu güllük gülistanlık…

Amerika’da şirketler tepişiyor!

Bana göre; işte böyle.

 
< Önceki   Sonraki >
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (09.01.2009)
SATILIK SIFIR DAİRELER
Satmak Istiyorum (09.01.2009)
SATILIK EV
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
KAYIP KÖPEK ARANIYOR
Satmak Istiyorum (08.01.2009)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

 

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 1 üye bağlı
  • idiaminsamuel

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55
www.corumhaber.net www.corumhaber.net - GÜLLÜK GÜLİSTANLIK