Anasayfa arrow YAZARLAR arrow Şeytanın Avukatı arrow BÖLGENİN YENİ "SIKLET MERKEZİ"
Advertisement
BÖLGENİN YENİ "SIKLET MERKEZİ" Yazdır E-posta
06 12 2007

Sözde, şeytanın avukatlığına soyunduk, ama bizim toplumda öyle gariplikler oluyor ki, irdelerken ister istemez “düz mantık” çizgisine oturuyoruz…

Yani, olmuyor.

Köşenin esprisine uymuyor.

2 Ekim 2007 tarihli “Çorumlu saf mı?” başlıklı yazımızda, Çorumluların Merzifon’u “bölgenin sanayi merkezi” olarak kabullenmeye hazır olmaları gerektiğini belirtirken, Merzifon Askeri Havaalanı’nın sivil hava trafiğine açılmasından sonra, dışarıdan bölgeye gelecek yatırımcının “Sıfır kilometrede aynı koşullar varken, neden 60 kilometre öteye gideyim?” diye düşüneceğini, dolayısıyla, zaten Çorum’dan önce teşvik kapsamına girerek cazibe merkezi haline gelen Merzifon’un, bu konumunu daha da güçlendireceğini anlatmaya çalışmıştık.

Hava ulaşımı ve Samsun Limanı’na Çorum’dan 60 kilometre daha yakın olma avantajı nedeniyle, Çorum’daki bazı yatırımların bile Merzifon’a kaymasına da şaşırmamak gerektiğini söyleyenler var.

Hatta, “Yirmi yıl sonra Merzifon bölgenin sanayi merkezi” saptamasına itiraz edip, “Ne 20 yılı, bu süreç 10 yılı geçmez” kaydını düşenler çıkıyor.

Geçenlerde, bölgeye hitap edecek nitelikteki “Akıllı Hastane” temelinin Merzifon’da atılmış olmasının altı da önemle çiziliyor.

Akif Gülle zaten “bölgenin ağabeyi” ilan edilmişti; Merzifon’un da “bölgenin merkezi” olmasında garipsenecek bir durum yok.

Geçen yazıda, Çorumluların komşularını kıskanmadıklarını, ancak, devlet eliyle “Çorum’un aleyhine” komşuların güçlendirilmesinin, Çorumlu’nun eline vurulup ekmeğinin alınmasının doğal karşılanamayacağını vurgulamaya çalışmıştık.

“Şeytanın Avukatı” imzası pek sempatik gelmese de, bu yazıya ÇORUM HABER okurlarından çok destek ve tebrik gelmişti o tarihte.

Aradan iki ay geçti.

O yazının sonundaki soruyu bir kere daha tekrarlayıp, bir iki ay daha bekleyelim bakalım:

“Çorum’un kendi duruşunu, kendi stratejisini belirleme zamanı gelmedi mi sizce de?...”

Nasıl, “düz mantık” değil mi?

 

DÜNYA NİMETLERİ

Bir erkeğin eşini aldatmaması, “dünya nimetlerinden istifade etmemek” anlamına mı geliyor?

Ağır ağabeylerden Orhan Gencebay buna benzer bir söz etmiş de…Gerçi sonra düzeltmiş, 33 yıldır Sevim Emre ile yaşamını sürdürdüğünü ve mutlu olduğunu söylemiş.

Eski Başbakanlardan Acul Sadi (Sadi Irmak) 1970’lerde “Erkekler poligamdır” (yani çokeşli) demişti de kıyamet kopmuştu…

Orhan Abi’ninki biraz utangaç da olsa, bir kısım erkeklerin içinden geçeni ifşa etmek…Yani “mâlûmu ilam”…

“Dünya nimetleri” babında –en azından bazı- kadınların da içinden geçen var mıdır?

Onu da, “Haydi Gel Bizimle Ol”da ekranların en dobra kadını Müjde Ar’dan bekleyelim…

Dünya nimetleri adına bir “saflık” örneği olarak da şu fıkranın tam yeridir:

Erzurumlu doktora gitmiş.

Uzun muayene, tahlil ve tetkiklerden sonra doktor, “Senin hastalığın çok ağır. Sonu ölüme kadar gider. Tek çaresi de, loğusa bir kadının sütünü emmen. Yeni doğum yapmış bir kadın bulup emebilirsen ne âlâ” demiş.

Adam “ne yapacağım” diye düşünceli düşünceli dolaşırken, parkta bebeğini emziren genç bir kadın görmüş.

Umutla yanına yaklaşmış, durumu anlatmış…Kadın önce sert bir şekilde terslemiş. Ama adam için ölüm-kalım meselesi…Yalvar yakar olmuş. “Ne olur, yoksa öleceğim!” deyince vicdan sahibi kadın dayanamamış, evini tarif etmiş, ertesi sabah eşini işe yolladıktan sonra gelmesini söylemiş.

Neyse, ertesi sabah genç kadın Erzurumlu’yu eve almış, insanlık uğruna emzirmeye başlamış.

Sonuçta doğa yasası…

Yavaş yavaş uyanan kadın, az sonra işveli bir eda ile;

“Başka bi şey istemisen?..” diye sormuş.

Erzurumlu, genç kadının gözlerinin içine bakmış ve boynunu bükerek;

“İki de püsküüt (bisküvi) olsa !” demiş.

Sütün yanında iyi gider hani…
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku

Canlı Kamera

CANLI KAMERA

Sel Sokak

sarac.gif


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.18

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın