|
Bir anlaşmazlık varsa, masanın etrafına oturup, kardeşçe ve biraz da insanca konuşularak, anlaşmazlığa bir çare bulunur. Bunları terör için söylemedim. Terör nasıl çıktı veya çıkarıldı ise, aynı yolla tüketilmelidir. Bu tüketilme, yok edilme anlamına söylenmiştir. Terör, bir isteği zorla, söke söke almak için başvurulan yoldur.
Bizim söyleyeceğimiz anlaşmazlık, terörle ilgili değil. Demektir ki, bu anlaşmazlık barış yoluyla bir noktaya getirilebilecektir. Korkulacak bir şey olmadığını söylemek ve okurlarımı rahatlatmak istiyorum. Stres denilen şey yıptarıcıdır.
Önce, bu anlaşmazlığımızı ortaya getirebilmek için, biraz alıştırma yolunda yürümek gerekiyor. Diyoruz ki, dünya memleketlerinde çalışma günleri, haftada beş buçuk gün olarak kararlaştırılmıştır. Biz, bir kere, Norveç’te, aç kalma tehlikesiyle başbaşa kalmıştık. Norveç’te, küçük bir kasabada yemek yemede geç kaldık. Bir de baktık ki, lokantalar dahil bütün işyerleri kapatılmış ve şehir boşalmış. Şehir dedimse, bizim köy gibi bir yer; ancak, bizim köy ondan 300 yıl daha geride gözüküyor. Bu küçük şehirde yapap ta tamamlanacak hiç bir şey yok; bütün yapılacaklar yapılmış. Kalan tek şey, bu güzel yerleşim yerinde, ayrıcalık göstermeden doyasıya ve yine insanca yaşamak.
Yazdıklarımızdan anladınız ki, devletlerde çalışma saatleri, Cumartesi saat 13.30’da bitiyor. İnsanlar şehirden uzaklarda olan evlerinde veya otellerinde tatillerini geçirmeye gidiyorlar.
Eskiden bizde de, çalışma günleri beş buçuk gündü. Çalışmalar, Cumartesi öğle vakti biterdi. Bu eski derken, hep kastım Cumhuriyet dönemidir. Saltanata dokunmak istemiyorum. Saltanatta tatil günümüz Cuma idi. İyi düşünüyorum, ayrım gün daha tatilimiz yoktu. Cumhuriyetle, tatil günü Pazar’a alınıarak, Dünya ile uyum içine girilmiş idi. Dünya ile uyum sağlandı sağlanmasına; fakat, içimizde uyum sağlanamadı. Cuma namazını ayarlayacak kadar bilgi ve basiret sahibi olmadığımızdan, Cuma günü toplumda sorun olmakta devam etti.
Ecevit, kafasına nereden esti ise, Cumartesi yarım iş gününü kaldırdı ve bu suretle, memurlar için bir rahatlama da olmuş oldu. Özel teşebbüs için, iki gün tatil sorun hiç olmadı.
Şimdi, bizim eski Meclis Başkanımız Arınç, cuma namazı sorununu halledip insanlarımızı rahata kavuşturmak için bir teklif ortaya getiriyor: Cuma günü tatil olsun ve bizim müslüman kardeşlerimiz, cuma namazlarını rahatlık içinde kılmış olsunlar. Eğer, sayın Arınç’ın bu akıl içindeki teklifi kabul edilirse, din yönünden, dünyada düşünülmemiş bir olay, hem de adalet içinde, olmuş olacaktır. Cuma, müslümanlar için; Cumartesi, yahudiler için; Pazar da, hıristiyanlar için memleketimizde tatil günü olacaktır. Bu, daha çok demokrasi sayılmaz mı? Demokrasiden kastınız, insanların rahat etmeleri, rahat yaşamaları, rahat inanç sahibi olmaları değil midir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Türkiye Alevileri için verdiği bir karar var. Aleviler bazı haklar istemişler. Türkiye Alevileri dedim, benim bilgim içinde, başka milletlerde Alevilik diye bir şey yoktur. Türk Aleviliği de Şiilikle ilgili değildir. Bu Alevilik, Alevilerin bile bildikleri bir şey de değildir. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Alevilik diye bir varolan şeyi kabul etmiştir.
Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan da, daha fazla demokrasi prensipleri içinde, Alevilik diye bir şey olduğunu kabul etmiş ve Başbakanlığa bağlı bir kurum olarak, Alevilik için de bir kurum kurmaya karar vermiştir.
Elbette ki, bu Alevi kurumu kurulurken, ileri gelen Alevilerin fikirleri de alınacaktır. Onlar, Aleviler, Perşembe gününü kendileri için kutsal sayarlar ve hafta sonu tatili için, perşembenin de tatil günü olmasını isterlerse, Türkiye’de tatil günü tam dört gün olacaktır. Elbette ki, bu da, daha çok demokrasinin bir gereği olacaktır.
Bu yazdıklarımı okuduğunuzda, şakalaşıyorum sanmayınız. Türkiye’de devlet sorunu unutulmuştur. Herkes, daha çok demokrasi peşine düşmektedir. Ayırıcı dşüncelerin tehlikesinden bahsetmek te, nerdeyse gülünç karşılanacaktır. Bunlar olur mu? Hiç şüphe etmeyiniz ki, Türkiye’de olmayacak bir şey yoktur.
Hep deyip geliyorum ki, geldim ki, Türkiye’de dini politikada kullanıp ta başarılı olunmuşsa, dini ve kutsal anlamları sizden daha iyi kullananlar da çıkacaktır. Bu sağ iktidarların hepsinin en kudretli siahı, dini politikada kullanmak olmuştur. Sayın Arınç, hepinizin babuçlarını dama atarsa, buna da şaşmamak gerekecektir. Cuma namazını yoluna koyamayan milletten devlet olmaz!
|