Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow KUŞ BEYİNLİ...
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
KUŞ BEYİNLİ... Yazdır E-posta
04 12 2007

Olumsuz gitmesine sebep olunan işlerde  işi üstlenen insanlar, kuş beyinli olmakla suçlanır çoğu yerde.

Ben bu kelimeyi kuşlara hakaret olarak kabul ediyorum.

Halbuki, yılın belirli dönemlerinde nevalesini çıkarabilmek için dünyanın yarısını rota değiştirmeden kat edebilen canlıların beyinlerinde özür olduğunu düşünmek bence kuş beyinli olmaktır;

Eğer, kuş beyinli demekle geri zekalılık tarif ediliyorsa!..

 Ne yapmış da zavallılar bu sıfatı almayı hak etmişler.

Anlamak mümkün değil…

İnsanlar ne hatalar yapıyor da yine de bu şekilde  sıfatlandırılmıyor.

Doğayı katlediyorlar…

Ağaçları yok ediyorlar…

Birbirlerini yiyip bitiriyorlar, yine kimsenin gözüne görünen bir şey olmuyor.

Oysa, tek amacı karnını doyurup, hayatını yaşamak olan kuşların  her yaptıkları göze batıyor..

Ne yapıyorlarmış?

 Ne diyor sevgili kardeşim Ali;

Arabaların üstüne bir güzel doğal gübrelerini bırakıyorlarmış.

Ne yapacaklardı ya?

YOLLARDA TÜNEYECEK BİR TANE BİLE AĞAÇ OLMAYINCA…

 Kalkıp ta WC arayacak halleri yok ya… Çatlayacak da değiller…

Bebeler gibi su geçirmeyen altı kat prima kullanacak halleri de hiç yok.

Sağlıklı yaşam için en doğru işi yapıyorlar elbet.

Bu arada, tepesine isabet eden pislikle şansının açıldığını düşünüp şans oyunlarına milyonları yatıranlara ne demeli?

Ya da hangi kuş insan oğlu tarafından tepesine pislenince şansının açıldığını düşünür ki!..

 Kuşların takla atma özellikleri de var ayrıca.

 Paçalısı,

Paçasızı…

Siyahı, beyazı, kahverengisi,

Rengarenk olanı var…

İnsanlar da öyle mi acaba?

Onların rengi teninde mi, ruhunda mı?

Tüm kuşlara nazire yaparcasına takla atma özelliğini doğuştan mı, sonradan mı kazandılar…

Ne dersin sevgili Ali?

Bir farkla yalnız, kuşlar  taklayı savunma ve denge için atarlarmış.

Kuşlarda beynin gelişmiş olmasına bağlı olarak davranış şekilleri karmakarışıkmış.

Bazı kuşlar da insanlar gibi zekaları ve kabiliyetleri ile dikkat çekermiş.

İnsanların toplam görüş açısı  180 derece iken, güvercinlerin 300-340 dereceymiş.

Yani o doğal gübreleri göre göre, bile bile bırakıyorlar. Tıpkı insanların göz göre göre ve bile bile ağaçları katletmesi gibi…

Tanrı bir gün bir peygambere bir sandık hediye eder ve der ki, “Bu sandığı sana emanet ediyorum. Ama sakın ola ki içini açıp bakma”

Tamam, der peygamber.

Aradan bir hayli zaman geçer ve peygamberi bir merak sarar. Sandıkta ne var acaba diye içi içini kemirir. Sonunda dayanamayıp azcık ucunu aralar ve sandığın içinden bir mavi bir sarı güvercin uçuverir. Son hamleyle sandığı kapar ve içinde bir beyaz güvercin kalır.

Tanrı peygamberin yanına gelir ve şöyle seslenir;

Kaçırdığın o sarı güvercin insanoğlu için sonsuza dek yaşam, yani ölümsüzlüktü.

Kaçırdığın mavi güvercin sonsuza dek mutluluk yani barıştı.

Sandıkta kalan beyaz güvercin ise sonsuza dek umuttu.”

Sevgili Ali,

Kesilen ağaçlardan sonra bu kuşlarda tüneyecek yer bulamayınca ağaç olan yerlere göç edip giderler.

Ağaç olmayan yerde kuşun, böceğin, yağmurun olması mümkün mü?

Sandıktan kaçan güvercinler gibi, barış ta, mutluluk ta uçar gider elimizden…

Hem ben bu kuş hikayesini çok sevdim. Sana teşekkür ederim.

Uzun süre kuşlar ve insanlar üzerine yazacak gibiyim.

Her Gününüz Güzel Olsun.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)
BAY-BAYAN ELEMANLAR
İş Verenler (17.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 33 misafir ve 3 üye bağlı
  • Adanalı
  • tweety
  • kampusula.com

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55