Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow BİR BÜYÜKLÜK ANLAYIŞI DAHA
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
BİR BÜYÜKLÜK ANLAYIŞI DAHA Yazdır E-posta
30 11 2007

Size bir olay daha anlatmak istiyorum. Bunları böyle pişirerek geleceğiz ki, asıl büyüklük anlayışını kavramış olalım. Son büyüklük olayını bizden seçeceğim.

Ruslar ilk Sputnik’i uzaya gönderdikleri zaman, Amerikalıların gözü faltaşı gibi açılmıştı. Tam bir şaşkınlık hali, Amerika’nın üzerine kara bulut gibi çökmüştü. Sanıldı ki, Rusya, hemen yarın, Amerika’ya hücum edecek; Amerika eli kolu bağlı, silahsız olarak yakalanmıştır. Atmosferi delip dışarı çıkan bu uçucu alet içine, Rusya kimbilir, nasıl tehlikeli silahlar yerleştirmiştir.

Yukarıya yazdığımız korku, Amerikanları harekete geçirmişti. Para sıkıntısı olmayan Amerika, yerli ve yabancı pek çok alimi bir araya toplayarak, bu sıkıntıdan kendisini kurtarmalarını istemişti. Öyle de oldu, belirli bir zaman sonunda, Amerika da, galiba 10 kg.lık bir küreyi uzaya göndermiş ve yörüngesine de oturtmuştu. Amerikalıların derin nefes alışlarını, Ankara’dan değil, Çorum’dan bile duyar gibi olmuştuk.

Daha sonraları, çalışmalar Amerika’da da gelişmiş ve Başkan Kennedy, Ay’a adam gönderen uyduyu resmi merasimle yollamıştı. Aya ilk ayak basan astronot, Amerikan bayrağını Ay üzerine dikerken, Başkan Kennedy’yi ekranda görmüş ve selam durumuna geçmişti. Ay nere, Amerika kıtası nere! Ay’dan, yer yüzündeki devlet başkanını selamlamak ne demek! Ay’ı Amerikalılar işgal etmiş olurlarsa, buna kim itiraz edebilir? Gidemediğin yer senin olamaz, sözü de bir Osmanlı padişahına aittir. Doğru olmayan sözü, aynı zamanda da halife olan padişah söyler mi?

Gerek Sputnik, gerekse uyduların atmosferden çıkmaları bir hesap işidir. Dünyanın çekiminden kurtulup, atmosferi delip geçebilek için, 29 bin küsur km bir süratın cihaza verilmesi gerekirmiş. Bu başarıyı ilk defa Rus alimleri bulmuşlardır. Bu başarı onlara ait kalacaktır. Arkasından, Amerikan alimleri de aynı başarıyı göstermişlerdir. Demek istiyoruz ki, bu başarılar, insanlık tarihine, dolayısıyla, insanlık medeniyetine katkı sağlamaktadırlar. Biz de zaten, eski yazılarımızda, uygarlığa katkı yapanların büyüklüklerinden bahsetmiştik. O zaman, söylediklerimizi aklınızda tutarak, yazının altını da lütfen okumaya devam etmeniz gerekecektir.

Eğer, Fransız klasik yazarlarından Jules Vern’in Türkçeleştirilmiş kitaplarını okumuş iseniz, yazarın fikirleri ile, son asrın bu bulgularını kıyaslama imkanlarını bulmuş olacaksınız. Bu büyük hayalperest Fransız yazarının, Ay’a seyahat romanı vardır. Aynı yazarın, denizaltı ile seyahat adını taşıyan romanı da vardır. Bu romanların yazıldığı zamanlarda, ne denizaltı mevcut ve ne de, insanların kendi yaptıkları aletlerle havada uçabilecekleri düşünce içindedir. Havada uçmayı akıl etmeyen insanların, atmosferi delerek dışına çıkabilecekleri düşünülebilir mi? Dedim ya, adam tam bir hayalperest. Kafasını iki elinin arasına alıp düşünüyor. Buna, her dilde hayal etmek demektir. Bazan ipe sapa gelmeyen işler düşünen insanlara da bu acayip halleri hatırlatılır ve hayal gördükleri de, çok defa yüzlerine söylenir.

Şimdi biz, kafamızı iki elimizin arasına alarak, hayatta bir defa olsun, hayal içine girelim. Önce, hayal etmek doğru mudur, değil midir? Hayal etmese Jules Verne, bu devrin alimleri belki de uçmayı, denizaltı yapmayı ve Sputnik’le atmosfer delmeyi düşünmeyecekti. Şu ortaya çıkıyor ki, hayal etmek ne ayıptır ne de anormaldir. Hatta, tamamen normal bir olaydır. Önce, hayal etmenin, hatta onu, tıpkı Jules Verne gibi roman şekline çevirmenin, insanlara hiç bir zararı da olmaz. Bazan bazan, bu hayallerin olurluluğu da ortaya konursa, insanlık için büyük kazançlar da elde edilmiş olur.

Burada, büyük olan kim? dememiz de gerekiyor. Büyük, Ay’a seyahat, denizaltı ile seyahat romanlarını yazarak, insanlara düşünce konusu getiren Jules Verne midir, yahut bu hayalleri hakikat haline getiren devrimizin alimleri midir? Jules Verne hayal etmese, bu fikirler üzerinde nasıl çalışmalar olacaktı?

Asıl ehemmiyetli noktayı da unutmadan yazıyı bitirmek istemiyorum. Jules Vern’in, atmosferi çıkma için gerekli gördüğü sürat, bu günkü alimlerin düşünüp buldukları rakamların aynıdır.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (09.01.2009)
SATILIK SIFIR DAİRELER
Satmak Istiyorum (09.01.2009)
SATILIK EV
Satmak Istiyorum (08.01.2009)
KAYIP KÖPEK ARANIYOR
Satmak Istiyorum (08.01.2009)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

 

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 6 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55
www.corumhaber.net www.corumhaber.net - BİR BÜYÜKLÜK ANLAYIŞI DAHA