Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ÖĞRETMENLER GÜNÜ
 
ÖĞRETMENLER GÜNÜ Yazdır E-posta
26 11 2007

Yine bir Öğretmenler günü daha iktidar çevrelerinin hamaset nutuklarıyla gelip, geçiyor.

“Gelecek nesiller sizlerin eseri olacaktır!”

“Öğretmenlere bütçe imkânları ölçüsünde ne gerekiyorsa verilmektedir.”

Söylenenler budur.

Yetişen nesillerin gösterdiği manzara ise pek iç açıcı görünmemektedir. Benmerkezci, bireyci, para kazanma hırsıyla yetişmiş, tüketime teşvik edilmiş, anlık hazlarla oyalanan, gelecekleri sadece kar maksatlı şirketlerin insafına havale edilmiş bir nesil. Evlatlarımız, torunlarımız…

Havale ettiğimiz milli eğitimi öteden beri Amerikalı uzmanlar yönlendiriyor.

Kendilerine benzetiyorlar.

Parası olanların iyi eğitim aldığı, olmayanların mankurtlaştığı bir model.

Öğretmene verilen değer ve önem gösterişli törenlerle, pohpohlamalarla bu yıl da geçiştirildi..

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anarak, bir öğretmenler gününü daha yaşıyoruz, yaşadık.

Bir alıntı da biz yapalım Gazi’den. Henüz büyük taarruz başlamamış düşman işgal altındadır. Diyordu ki; “… Efendiler! Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Milletlerarası dünya vaziyetine göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği ruhi unsurlarla donanmış olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden meydana gelen cemiyetlere hayat ve bağımsızlık yoktur”

Bağımsızlığa ve milli kültüre verilen önem Mustafa Kemal Türkiye’sinin en temel politikasıydı.

Şimdi, tam tersine çevrilmedi mi?

Tıpkı Osmanlıyı çökerten kapitülasyonlar süreci gibi.

Osmanlının yükseliş döneminde bilime değer veren medrese sistemi giderek bozulup, bilime karşı, okuması var yazması yok öğretmenler yetiştiriyordu.

Gazi, “Bizim dinimiz en makul en doğal bir dindir. Bir dinin doğal olması için, akla, fenne, ilme ve mantığa uygun gelmesi lazımdır. İslam toplumsal hayatında, hiç kimsenin özel bir sınıf halinde var olmaya hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini hükümlere uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz.”

Bu gün bir ulema sınıfı var.

Eğitimin bu gün geldiği, getirildiği manzaradır bu.

Eğitim birliğini ortadan kaldırıyoruz.

Mustafa Kemal’in getirdiği her yeniliği, her devrimi bir bir ortadan kaldırmak için türlü çeşitli varyasyonlar var.

Arap harflerine yeniden dönmeyi özleyenler…

Oysa Arap harfleriyle doğru yazabilmek için Arap ve Fars dil kurallarını yıllarca uğraşarak öğrenmek gerekiyordu. Medreselerde Arapça okuyan ama yazamayan muallimler vardı.

Yeni Türk harfleri benimsenmesiyle birlikte iki milyon okuma yazması olmayan vatandaş, okuryazar olmuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e o nedenle “başöğretmen” unvanı verildi.

Gazi, 25 Ağustos 1924 muallimler birliği kongresinde şöyle seslenmişti: “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti sizin ustalığınız ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı olacaktır… Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir… Onlardır ki, toplumları gerçek milletler haline koyarlar…”

Milli eğitim politikası belliydi. O politika hedefine öğretmenler fedakârca yürüdüler.

Politika değişti; farkında olan çoğu öğretmenden duyuyorum, büyük üzüntü içindeler.

Mahrumiyet bölgelerinde özveriyle çalışan öğretmenler de var.

Dünyayı ben mi kurtaracağım, ben kendi çıkarıma bakarım diyenler de…

Tevhidi tedrisatın tümden kaldırılmasını, Arap harflerine dönülmesini isteyenler de…

Çalışanların haklarının verilmemesi, yabancı sermayenin teşvik edilmesi yönünde dışardan talimatlı politika yürütenler.

Televizyonlar, gazeteler, kafeler, reklâmlarla yürütülen yoğun bir propaganda var.

Dayatılan; bir ceberut küresel ideoloji…

Heder edilen, modern köleler haline getirilmek istenen yeni bir nesil…

Yoksulluk sınırı altında yaşamaya mecbur edilen öğretmenler. İşini bilen öğretmenler…

Bir sendika araştırma yapmış, 2104 öğretmen üzerinde.

Ankete katılan öğretmenlerin % 65’i 26 - 40 yaş arasıymış.

% 12’si ek iş yapıyormuş, % 48’i fırsat bulsa yapacak. % 51’i araba sahibi, % 25’i ev sahibi, % 27’si otomobil kredisi çekmiş, % 14’ü konut kredisi, % 82’si kredi kartı kullanıyor, bunun % 34’ü 750 – 1500 lira arasında aylık ödentisi var.

Öğretmenlerin en çok şikâyeti; “maddi yetersizlik ve idarenin keyfi baskısı” olarak gösterilmiş.

Arabasını alan, evini yapan, 1500 liraya kadar kredi kart taksiti ödeyebilen öğretmenin sempozyum, panel, seminer gibi kültürel etkinliklere katılma yüzdesi 10.

Sosyal, sanatsal etkinliklere katılan sayısı % 12.

Öğretmen maaşı 1000 lira civarında.

Bin lirayla sağlanan bu refah, bir yaman çelişki gibi görünse de…

Bu çelişki, yine sistemle ilgili olsa gerekir. Dayatılan iseolojiyle…

Öğretmenler gününde sistem konuşulması gerekir. Sendikaları sistemi konuşabilmesi gerekir.

Öğretmenler gününde hamasetten öte bunların dillendirilmesi gerekir.

Yoksa öğretmenler de, yeni nesil de heder olmak üzeredir.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)
SATILIK-KİRALIK
Satmak Istiyorum (16.08.2008)
MUHASEBE ELEMANI
İş Verenler (16.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 41 misafir ve 2 üye bağlı
  • daglarhas
  • selek

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61