Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ÖĞRETMEN OLACAKTIK...
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ÖĞRETMEN OLACAKTIK... Yazdır E-posta
26 11 2007

Ben çocuktum o zamanlar…

Fotoğraflar siyah beyazdı.

Annem annesine derdi ki, “İki tencere için yaşıyorsun. Akşama kadar tek derdin bu iki kap yemek.”

O da anneme; “Sen başar da yemek yapma” derdi.

İşte o zamanlardan başlayan kadınların çilesi değil miydi bu?

Sevindiler mi,  giriveriyordu hemen sevinçlerinin arasına yasaklar, eylemler…

Kadınlarımızın hayatı, büyük ve umutsuz bir düellodan başka ne olmuştu ki yıllarca?

O sıralar,

Eşitlik, sihirli bir kelime gibi geldi birden hayatımıza.

Artık bizde eşit olacak, okuyacak, söz sahibi olacaktık.

ÖĞRETMEN OLACAKTIK…

Kaymakam olacaktık…

Mühendis olacaktık…

Avukat, hakim olacaktık…

Milletvekili olacaktık…

Her seferinde bir kadın daha… Bir kadın daha eklenecekti bu yeni yaşama…

Türküler bile kadını anlatırken dünyaya,

Ezgiler eziyordu ama kadını…

Ağlasa düşman güler, gülse gülemez duygularla…

Ağzını kilitleyip, doldururdu bir kör kuyuya laflarını.

SÖYLEYEMEM…SÖYLEYEMEM… diyerek.

Böyle miydi doğrusu?

Sosyal yaşamda kadın kendini böyle mi temsil etmeliydi?

Çıkarmalıydı bütün bu olumsuzlukları hayatından.

Sırtından hırkayı çıkarır gibi…

Tırnağını kesip fırlatır gibi…

Bırak,  Hacer’in teslimiyetini, Ayşe’nin sessizliğini,  Asiye’nin nasıl kurtulduğunu BIRAK!

BIRAK Kİ,  dünya seni tanımadığına…

Seni anmadığına…

Sana değer vermediğine pişman olsun.

Güzel olanın hiç yer tutmadığı söylemlerinden uzaklaşarak, birilerinin üzerine sürekli kalın çizgi çekmesinden kurtul!

Biz yeni jenerasyonduk…Umutluyduk…

Benim ÖĞRETMENİM DE  bir kadındı.

Kendine çizdiği, umutlu geleceği bize de çizdi.

Umutla çizdiğimiz geleceğimiz;

 İkindi vakti yemeğini pişirmiş, çocukları sokakta top oynayan, elinde danteli komşusuyla diğer komşuların hayatını konuşan, elindekiyle yetinmeyi bilen, hayatında bilgisayara dokunmamış, kitabı sadece okulda ders kitabı olarak görmüş kadınınki gibi sıradan bir hayata dönüşmeyecekti.

Siyasette, iş alanında, okulda, mecliste kadın istenmemesine rağmen, işte bu azim ve güvenle ülkemiz adına bir çok kararlara imza attık..

Siyasette, Yusuf ile Kenan’ın yerine Fatma’ların, Leyla’ların isimleri yer aldı.

Kariyerimiz ile, dünyaya meydan okuduk.

Mecliste,  acıların, yılgınlığın, kırgınlığın, ağaran saçların, sorumsuzluğun, nasırlı ellerin yerini biz aldık.

Hayatı, dar meydanlarda değil dünya içinde dile getirdik.

Kamusal alanda da, anayasa taslağında da yerimizi aldık.

Mahalle baskısından kurtularak…

“Sen ne düşünüyorsun” diye kadına hiçbir şeyin sorulmadığı zamanlardan uzaklaştık.

 Biraz limon kolonyası, biraz akide şekeri, biraz lokum, arada bir de “nasılsın, iyi misin?” değil artık hayatımıza şekil veren yaşam.

Kadınımız artık “Dünyayı içinde barındırıp, dünyanın içinde barınamayan” bir varlık da değil.

Yaşam hakkı çalınan kadınlar…

Namlunun ucundaki kadınlar…

Şiddete maruz kalan kadınlar…

“SEN… buraya kimsenin elinin değmediği sulardan geçerek geldin…”

Yolun açık olsun…

Her Gününüz Güzel Olsun.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 63 misafir ve 3 üye bağlı
  • myıldız
  • aydinunlu
  • bekirtaran

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55