|
Diyoruz ki, bu günün insanlarımıza vatan arayan Türkmen soyu Bizans’ı yenmiştir. Bugünkü ve dünkü ayırıcılarımızın devletlerini yıkmış değildir, Türkmen soyu. Bunların pek çoğunun, hiç devleti olmamıştır. Osmanlı’nın yıkıntısından çıkan 24 devlet, Osmanlı’ya ilerde de minnet hisleri duyacaklardır. Bizans’ta esir olan bunlar, Selçuk’ta, Osmanlı’da ve Cumhuriyette ayırıma tabi tutulmamışlardır. Bunların hepsi, birbirine eşit sayılmışlardır. Devlet kurucusu soyun, ötekilerden fazla bir hakkı da olmamıştır.
Bu etnik kökenler, Avrupalıların politikalarına uyarak ayrılmışlardır. Bir kısmı dağılmış ve bir kısmı da, her üç kıtada, stabilite göstermeyen devletler kurmuşlardır. Bunların hiç birisi, Osmanlı’da buldukları huzuru ve refahı, hiç bir şekilde bulmamışlardır. Hemen hepsi, dışardan esen rüzgarın istikametine dönmekten başka bir varlık göstermemişlerdir. Böyle devlete devlet denir mi? En akılsız hareket edenleri ise Rumlar’dır. Hiç birisi Yunanistan’da kalmamıştır. Kendilerine layık görülen ad ise “Türk Piçleri”dir.
Eskiyi bıraktık. Şimdi, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kurulan Cumhuriyet Türkiyesi, artık dağıtılacak topraklara sahip değildir. Misak-ı Milli hudutları, ilerde paylaşılmak için çizilmemiştir. Misak-ı Milli hudutları içinde kurtarılan insanlar, eldeki bu vatan üstünde yaşamak zorundadırlar. Bu kadarcık toprak üstünde, Osmanlı topraklarında oynanan oyunlar oynanabilir mi? Politika aynıdır da, oyun sahası aynı değildir.
Bir daha tekrar edelim: Selçuklular, Bizans dışında kimsenin devletlerini yıkmadılar. Bu gün, kendisini milletin parçası saymayanların, bu topraklarda hiç bir zaman devletleri olmamıştır. Bin yıllık bu topraklarda yaşayan devletlerin kurucuları Türk adını taşımazlar. Anadolu’ya Türk adlı bir kavim gelmemiştir. Gelen kavim Türkmendir. “Türk” milletin adıdır. Bu adı da, bizim millete Avrupalılar vermiştir. Türk adını bin yıldan beri taşıyoruz. Türkmen, kendi kurduğu devlet içinde kendisini Türk olarak sayıyor. Bazı etnik köken sahipleri, Türkmen’in yaptığını yapmayıp, kendini Türk olarak tanımıyor. Bu topraklarda, etnik adını taşıyan bir devletin sahibi olmak istiyor. Türk adının yanında, kendi şahsiyetini de, kendi adıyla belirlemek istiyor. Bir cins, kendisini ifade etmek istiyor. İstiyor falan diyoruz da, etnik köken iddiasında olanın asıl maksadını anlamamız açıklık kazanmıyor. Ayırıcı, açıkça, ben de adımı taşıyan bir devlet kurmak istiyorum diyemiyor. Çünkü ayırıcı, devletin ne olduğunu bilmiyor.
Herkes biliyor ki, Dünyadaki bütün devletlerde, etnik köken ifadesi diye bir şey yoktur. Etnik köken ifadesi, ayrılık tohumları ekilmesini ifade eder. Ayrılarak, kendi adlarına bir devlet kurmanın da bir pahası olmalıdır. Bu pahayı göze alır ve başarırsa, bizim zaten diyecek bir sözümüz olmayacaktır. Şimdi sadece bunu hatırlatma görevini yapmaya çalışıyoruz. Bu hatırlatma görevini bildiğimizi sanıyoruz. Hep, yapmayın bunları diye konuştuk.
Yine biliyoruz ki, bizim ayırıcı insanlarımız çok değildir. Etnik kökenlerimizden çok az bir kısmı, yabancı tahriklerin etkisiyle ayırıcı olmuşlardır. Ayırıcı olmayanlara da bir cins görev düşmektedir. Belki onlar, anlatma yollarını, benden, bizden daha iyi yaparlar. İş, dönülmez noktaya gelmeden, bu ayırıcı olmayanlar da uyarıcı görevlerini yapmalıdırlar.
İş çığırından çıkınca, istenilen belki de olacaktır. Biz, her ihtimali düşünmek zorundayız. O zaman, ihtimal on binde bir de olsa, Rumlar’a yapılanlar yapılacaktır. Bir buçuk milyon Rum mübadeleye tabi tutulmuştu. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu tartacak teraziye sahip değiliz.
Son sözlerim olursa, benim teyzelerim ve dayılarım, onlardan doğanlar da bilmelidir ki, bir arada yaşama imkanımız artık olmayacaktır. Başka etnik kökenden olup ta kendini Türk saymak istemeyenler, dışarda tanıdıkları mübadele Rumları bulup, bu konuları konuşmalıdırlar. Bizim herşeyimiz açık seçik ortadadır. Bizzat Türkmen olan Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının adlarını ve sayılarını ortaya koyarsanız, kimin kimi yönettiği hakkında bir bilgiye de sahip olma imkanınız olacaktır.
|