|
Televizyonlarda reklamlar çıktığında hepimiz hemen kanal değiştiririz. Ama bu sıralar en çok izlediğim bir reklam var. Şımarıkça bir özgürlük hali içinde o reklamı gördüğümde takılıp kalıyorum.
“Gül bahçesi” reklamını görünce kumanda elimde öylece kalıyor. Bir kez daha …bir kez daha izliyorum…
Bu kadar kısa süreli bir filmde hem Atatürk’ün bu kadar güzel anlatılması, hem de “Gül bahçesi” teması üzerinden mesajlar verilmesi çok hoşuma gidiyor.
Hepimiz, hayatımızın her alanında “güllük gülistanlık” bir yaşam isteriz.
Evimizde bir gül bahçesi isteriz.
Huzur olacak…
Sağlık olacak…
Keyif olacak…
Ve para olacak…
İşte size evdeki gül bahçesi. Ama her an hepsinin birden olması mümkün mü?
İşimizde de “Gül bahçesi” isteriz. İşler tıkır tıkır yürüsün…çok müşteri olsun…iyi para kazanılsın…elektrik kesilmesin…herkes çok çalışsın isteriz.
Yaşadığımız kentin de her tarafı “Gül bahçesi” olsun isteriz.
Bütün yolların alt yapısı, üst yapısı kusursuz olsun…
Trafik tıkır tıkır aksın…
Sular temiz olsun ve kesilmesin…
Hava hiç kirlenmesin…
Her taraf tertemiz olsun…
Asayiş bozulmasın…
Her yer güvenli olsun isteriz. Ama ne kadarı mümkün?
Ve ülkemiz…
Atatürk’ün de o reklamda anlatmak istediği “Gül bahçesi” aslında Türkiye değil mi?
Terör olmasın…
Pahalılık olmasın…
Kimse işsiz kalmasın…
Kimse avantadan para kazanmasın…
Siyasiler ülkemizi iyi yönetsin…
Türkiye ABD’ye kafa tutacak güçte olsun.
AB ‘ye hemen girilsin…
Hangi ülke, hangi kent, hangi şirket, hangi aile bütün sıkıntılarını aşmış, güllük gülistanlık bir yaşam standardı yakalamıştır ki?
O güzel reklam bunu anlatıyor. Atatürk diyor ki; “Gül bahçesi yapmak kolay değildir. Canın yanacak, eline diken batacak, kanın akacak, güneşte kavrulacaksın.”
Bana göre daha önemlisi ise diyor ki Atatürk;
“Bu bahçede gül yetişmez diyenler olacak,
Gül öyle değil, böyle yetiştirilir diyenler olacak. Sen kendi işine bakacaksın,” diyor.
Atatürk Türkiye’yi bir “GÜL BAHÇESİ” ne çevirmiş. Canı yanmış, eli kanamış, karşı çıkanlar olmuş, akıl verenler olmuş…
Gül bahçesinin sınırlarını Misak-ı Milli ile çizmiş.
Yollar göstermiş, reçete hazırlamış Türk gençliğine emanet etmiş.
Biz de bu yolda ilerleyerek, her şeyin üstesinden gelebiliriz.
Eğer yetkililer ve sorumlular inanır ve gayret gösterirlerse, bir gün mis gibi kokularla kaplı, sorunsuz, sıkıntısız bir “GÜL BAHÇESİNDE” hep beraber olacağımıza inanıyorum.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|