|
- İyi günler, ben Sedef. Nasıl yardımcı olabilirim?
- Kaç para?
- Pardon…
- Borcum kaç para kardeşim.
- Beyefendi siz kimsiniz?
- A……..şerefsizleri !.. A…… O…. su, günde 10 sefer arıyorsunuz borcu ne zaman yatıracan diye, şimdi de tanımıyor musunuz?
- Beyefendi küfretmeyin. Günde binlerce insan arıyor, nereden bileyim siz kimsiniz?
- Selim…. ben.
- Kayıtlarınıza ulaşacağım, bir saniye…Evet, binüçyüzelli lira seksen yeni kuruş borcunuz var.
- Bu mu yani olay? Koca banka ben bu parayı verince rahatlayacak mı?
- Beyefendi bu bir borç…Ve gecikmiş bir borç. Ödemeniz gerekir.
- Ben de biliyorum, onun için aradım işte. Adamı hasta ettiniz be, on gündür. Neyse, yolla birini alsın parayı.
- Beyefendi siz getireceksiniz parayı.
- Ne demek, yolla birini alsın parayı. Bir de orda sıra bekliyeceğim, oldu be, dükkanı kapatayım…Şubeden birini gönderin öyle ise… A…. K…. O… su, bi de akıl veriyor !..Ben söyledim, siz gelip almadınız…Çok da S…deydi…Arayın beni de isteyin parayı, alırsınız babayı !..
BURADAN DUYULMUYOR !
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?"
Zangoç'ta derin bir sessizlik...
lyice köpürmüş Papaz:
"Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?"
"Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!"
”Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..."
Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
"Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?"
Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
TEMEL BU !
Temel, her yemekten sonra
cebine bir kaşık koyuyormuş
Niçin?
Doktoru yemeklerden sonra bir kaşık almasını söylediği için...
|