Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow LAİKLİK TATBİKATI AYRI MIDIR?
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
LAİKLİK TATBİKATI AYRI MIDIR? Yazdır E-posta
20 11 2007

Biz, bir önceki yazımızda, oldukça doğru bir laiklik tarifi yapmıştık. Ondan çıkarıyoruz ki, insanların vasiye ihtiyaçları yoktur ve kendi kendilerini insanlar yöneteceklerdir. Bu anlatımın anlamı, her ülke için aynı olacaktır. Bunun neresini değiştireceksiniz ki!

Laik rejimin yerleşmesi, her ülkeye çeşitli şekilde yerleşmiş olabilir. Fransa’da, laiklik ihtilalle gelmiştir ve yerleşmiştir. Bunun için pek çok insan giyotine yollanmıştır. Bu facia karşısında, tek hakim olan Katolik Kilisesi, bu acıklı durum karşısında kendisi de idrak içine girmiş ve bazı hatalarını kendisi bizzat düzeltme yoluna gitmiştir. Kilisenin hatalarını anlamış olması, katoliklikten kalvenizm ve Lutherizm çıkmasını önlememiştir. Araksından tek olan din, önce mezhepleşmiş, sonra da dinleşmiştir.

Fransa’daki kanlı değişiklik sadece Kiliseyi değil, devletleri de akıl içinde düşünmeye sevketmiştir. Bu düşünce tarzları, Katolik ülkelerde, Protestan ülkelerde ayrı ayrı algılanmıştır. İtalya’da, İspanya’da olan tatbikatlar, Alman,a İsviçre ve öteki batı milletlerinde, hep biraz değişik usullerle tatbikat sahasına konmuştur. İngiltere’de ise, İngiliz Kral veya Kraliçesi, kilisenin başı olmuş, yani kiliseyi kendisine bağlamıştır. Devlet başkanı, bir cins papalık görevi de görmüş olmuyor mu? O günden beri de, İngiltere’de bu durumdan şikayet edene rastlanmamıştır.

Bu tatbikat sahasındaki küçük değişiklikleri, laikliğin her ülkede ayrı bir tatbikat olark alırsanız, çeşitli laiklikler ortaya koymuş olacaksınızdır. Halbuki, laiklik tektir ve ne olduğunu da dünkü yazımızda anaşılır şekilde belirtmiştik.

Siz, laiklik hakkında çıkan yazıları okumuyorsanız, hele evinizde laiklik hakkında tek kitabınız yoksa, bizim söylediklerimizde, laik partilerin söyledikleri anlamsız kalacaktır. Laiklik kültür işidir. Laiklik bilgi işidir. Laiklik bir yaşam biçimidir. Laiklikle namaz kılınmaz, hacca gidilmez. Yalnız ve yalnız, laiklikle laik devlet düzenleri kurulur.

Daha kötüsü, siz, siyaseti dinin emrinde görüyor ve bunu söylemekten çekinmiyorsanız, sizinle laiklik tartışılması mümkün olamaz. Siyaset dinin emrinde niçin olsun. Din, kimseyi emrine almak için gelmiş değildir. Dinin gayesi, insanları rahatlatmaktır. Din, insanların vicdanını sıkıntıdan kurtaran, ümitsizlikleri ümit yoluna sevkedecektir.

Hele hele, siz, dini politika vasıtası yapacak kadar vicdansız ve aşağılık doğdunuz ise, sizi hangi yazı, hangi konuşma, hangi gayret yolunuzdan döndürebilir. Düşünmeden, akıl ve bilimden yoksun insanları bu yolla kandırıp oylarını almak her ülkede çok kolay olacaktır. Bu oylar ise, kötü ruhluları iktidarlara yükseltecektir. Bu eğitimsiz insanları kendi oyları selamete götürecek değildir. Ama, dini kötülük için kullananları nimetlere garkedecektir. Öteki, bilimsiz seçmen, böyle ülkelerde hep sadakata el açmaktan ileri gidemeyecektir. Her partiye oy verebilecek ve hayatında pek çok insanı alkışlayabilecektir.

Herkes, söz birliği etmişcesine, tabandan gelmeyecek, yukardan emredilecek devrimlerin tutulmayacağından bahsediyor. Biz de, tabanın nasıl kullanıldığını anlatmaya çalışıyoruz. Bu tabanıng eliştirilmesi de devlet ve aydın görevidir. Taban, sadece kullanılmak için kullanılır ve düşünülürse, hiç bir zaman, kendi çıkarlarını düşünür duruma gelmeyecektir. Daha kaç asır bu tabanın gelişip te laiklik kavrama durumuna gelmesini bekleyeceksiniz?

Biz, devlet adamı sıfatını, ülkesinin bütün insanlarının kültür ve bilgi düzeylerinin kendilerininkine eşitlemeye çalışanlara veriyoruz. Devlet adamı olmanın, olmaya çalışmanın gayesi budur. Ülkenin insanları yükselir, birbirini anlar duruma gelir, iyi ile kötüyü ayırt edebilse, insanlar arasında bir anlayış birliği kurulabilir. Bunun aksi yolunda çalışmaya devam edilirse, kendini geliştirmiş insanları akıllarını ve bildiklerini ülkeler için değil, kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanacaklardır. Şu Yozgatlıların yaptıkları hep din adına olmuştur. Ben, kendi tanıdıklarımı, bu tehlikeli yoldan çevirmeye ikna edemedim. Paralarını yatırdılar ve alın terleri olan helal paraların din bezirganlara elleriyle teslim ettiler. Bunları göre göre, laik düzene nasıl aykırı kalabilirsiniz? Laik olan insanları, nasıl olur da dinsizlikle itham edebilirsiniz? Allah’a inanan, insan kullanmaya devam edebilir mi?

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 68 misafir ve 4 üye bağlı
  • dogancicv
  • the_piyanist
  • canmah
  • huseyinors1

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55