Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MUSTAFA SAATÇİ arrow PELİTKÖY'DE 10 KASIM
 
PELİTKÖY'DE 10 KASIM Yazdır E-posta
03 02 2007
PELİTKÖY’DE 10 KASIM
Pek çok ilkleri yaşadım bu sene memlekette. Unuttuklarımı, özlediklerimi, hayalimde yaşatmaya devam ettiklerimi aradım ve buldum da. Şanslıyım.
10 Kasım sabahı kasabaya ineceğim, önceden tembihlediler; “09.30’dan önce yola çıkma, merasim var, yol kapalı olur kasaba girişinde. “
Kahvaltıyı bitirdikten sonra pırıl pırıl güneşin altındaki mavi, durgun denizi seyrediyorum balkondan. Karşımda Midilli’nin dev gibi silueti, Ayvalık adaları arkasında…Kahvemi hüpletiyorum. Etrafta kadınlı-erkekli gruplar zeytin topluyor. Pat-pat ağaçlara vurarak, dededen kalma usulle…Manzara sanki ısmarlama…
Birden siren sesi yükseldi arka tepeden. Saate baktım 09.05…Zeytin toplayan kadınlar, erkekler doğruldular birden, başlarındaki örtüleri, kasketleri çıkardılar. Dimdim duruyorlar kımıldamadan…Denize bakıyorlar…
Bir dakika sürdü siren, arkasından mikrofondan yükselen İstiklal Marşı, denizde aksi seda mı yapıyor? Ne deniz kımıldıyor, ne ırgatlar. (Yerel dilde zeytin toplayanlara deniliyor.)
Gözlerimden süzülen yaşlarla izledim. Çok özlemişim bunları. Yıllar olmuş ayrılalı…Hey gidi günler hey…
Kasabaya gitmek için yola çıktım. Aklıma takıldı, neden kadınlar baş örtülerini açtılar, diye. Merak bu, mutlaka öğrenmeliyim. Arabanın burnunu çevirdim zeytinliğe. Ulaştım teyzelerin, bacıların yanına. Az hoş-beşten sonra sordum nedenini.
Bir tuhaf baktılar yüzüme. Belli ki bilgiç biri içlerinden, diklendi:
“Hanım, Ata’mıza başımız bağlı mı saygı gösterecektik? Biz başımızı zeytin tozundan, kirinden korunmak için bağlarız…”
Başörtüsü ile türban farkının bu kadar net çizildiğine ne tanık olmuştum, ne de duymuştum…
Sevgiyle kalın.
Sevil ONARAN
DENİZ KIZI
Üç denizci bir denizkızını kurtarmış.
Deniz kızı bunlara demiş ki; "Ben efsane değilim , işte görüyorsunuz.. ama sihirli bir yaratığım. Siz hayatımı kurtardınız. Ben de sizin birer dileğinizi gerçekleştireceğim. Dileyin benden ne
dilerseniz?”
Birinci denizci dilemiş: "Zekâmı 2 katına çıkar!”
"Hay hay” demiş deniz kızı. Denizci bir anda Japon malı sonar aletinin gerçekte nasıl çalıştığını anlamış, sadece resimlerine bakarak monte etmeye başlamış.
İkinci denizci atılmış: "Benim zekâmı 3 katına çıkar!”
"Olur" demiş deniz kızı. O da bir anda gökyüzüne bakarak dünyanın eğiminde aslında bir sapma olduğuna dair formülü tersten ve latince kaleme almaya başlamış.
Üçüncü denizci bağırmış: "Benim zekâmı 10 katına çıkar!
"Yapamam " demiş deniz kızı.
"Yaparsın " demiş denizci.
"Hayır ne istediğini bilmiyorsun. Ne söylediğini de bilmiyorsun. Her sey değişecek ama her şey. Dünyayı bambaşka bir gözle göreceksin. Eski yaşamınla hiçbir şekilde uzlaşmayacak bir boyuta geçeceksin. Bundan pişman olabilirsin. Dilersen sana 1 milyon dolar vereyim, bundan vazgeç" demiş deniz kızı.
"Başka hiçbir isteğim yok, zekamı 10 misli arttır!” demiş denizci.
"Peki "demiş deniz kızı..
Ve üçüncü denizci BİR KADINA dönüşmüş...
KUAFÖR
Adam lüks erkek kuaförüne oturmuş, bir yandan sakal traşı olurken, bir yandan da ellerine manikür yapılmaktadır. Manikürü yapan sarışın fıstık, adamın ilgisini çekmekte gecikmez.
-Güzelim bu gece benimle çıkmaya ne dersin?
Kız gülümser:
-Özür dilerim ama ben evliyim.
- Boşversene, der adam, seninkine telefon et, bu gece işinin çıktığını, eve gelemeyeceğini söyle…
-İstersen sen söyle, şu anda seni traş ediyor.
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın