Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow OKUR YORUMLARI (3)
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
OKUR YORUMLARI (3) Yazdır E-posta
16 11 2007

Dün ve ondan önceki gün, geçtiğimiz Cuma günü yayımlanan “Terzi Mişon” adlı yazımla ilgili olarak gelen yorumların bir bölümünü, özetleyerek sizlere aktarmıştım.

Pehlivan tefrikasına döndü ama; bugün de o yorumlardan üçüne  daha yer verip, bu faslı burada bırakmak istiyorum.

Gazetemizi, Norveç Nurvik’ten izlediğini yazan sevgili okurum Alihan Bağcılar  kardeşim de gönderdiği  ıyışkısında (e.mail)  şöyle diyor:

“Fıkranız tam yerini bulmuş, çok güldüm.

 (…)

Önümüzdeki son on yıl her şeye gebe. Her şey olabilir. Türkiye, bir Yugoslavya da olabilir; radikal çözümler üretip, oyunu kuralına göre oynayarak,, bu sorundan kurtulabilir de…

Ancak bu iş, bu hükümetle olmaz. Çünkü bu iktidarın kendine güveni yok. Kaldı ki, askerin ve anayasal kurumların da bu iktidara güveni yok.

İktidar bunu bildiği için çalkalıyor, işi olabildiği ölçüde sürüncemede tutmaya çalışıyor. Yani sizin fıkranızın kahramanı Salomon gibi bir mucize bekliyor.

Ancak herkes bilmeli ki, o mucize hiçbir zaman gerçekleşmez..

O mucizeyi ancak, siyasi  çıkar hesapları yapmayan, tutarlı, ayakları yere basan,  askerle ve anayasal kurumlarla uyumlu, özü sözü  bir,  önceliği ‘devletin bölünmez bütünlüğü olan’ bir iktidar gerçekleştirebilir.

Türkiye, bu sorunu çözmek için; AB ve ABD ile olan ilişkilerini bozmayı ya da askıya almayı bile düşünmek zorunda. Bunu göze alır, önlemlerini de buna göre belirlerse, bu sorunu çözer.

(…)

Koşullar ne olursa olsun, idam cezasını yeniden yürürlüğe koymak zorundayız. Vatana ihanetten daha ağır bir suç olabilir mi? Vatana ihanet suçları, diğer suçlarla bir tutulabilir mi?Terör Yasasındaki cezaları ağırlaştırmak zorundayız.

Avrupa, insan hakları konusunda, Türkiye’den yapmasını istediği şeyleri kendisi yapmıyor, kendisi uygulamıyor. Ama Türkiye’den istiyor. İstiyor ki, Türkiye terör bataklığında boğulsun. Avrupa’dan uzak dursun, aramıza karışmasın.

Çözüm, bunların farkına varıp, bunları anlamakta.

Bunları görmez, anlamazsak, anlamamakta direnirsek; bilelim ki Yugoslavya’ya döneceğimiz günler yakındır.

Türkiye, Norveç Nurvik’ten (maalesef) böyle görünüyor. Kimse darılıp, gücenmesin.

*  *  *

Gazetemizi yine Norveç’ten izleyen Yusuf Eronat adlı okurumuz da, gönderdiği iletisinde, konuya ilişkin düşüncelerini şöyle aktarıyor.

“…Amerika  samimi değil. Samimi olması da beklenmemeli. Amerika’nın samimi olması, her şeyden önce bu coğrafya üzerinde beslediği emellerine ters düşer. Böyle bir şey olabilir mi?

Kaldı ki bu Amerika’nın, Türkiye’den çıkarmak istediği bir başka kuyruk acısı var.  1 Mart Tezkeresi. (Oysa bu tezkere, Türkiye’ye altın tepsi içinde sunulmuş bir olanaktı, geri tepti.)

Neyse… ne söylense boş artık, geçti gitti… Öpülmüş yanağın davası olmaz, deyip unutacağız bunu artık.

Ben başka bir konuya değinmek istiyorum.

Amerika Başkanı Bush, oval ofiste Başbakanımızı  ve ekibini nasıl karşıladı, gördünüz mü?

Koca Amerika Başkanı, ufak bir çocuğu karşılar gibi Erdoğan’a, ‘Vaavvv kim var burada, kim gelmiş!’ diyor. Genel Kurmay 2. Başkanına da, ‘Hellooo, çok iyi ordunuz var, çokkk!’ diye sesleniyor ardından.

Adam resmen alay ediyor; bizimkiler de ‘Elhamdülillah , istediğimizi aldık’ diyor.

Aklımı kaçıracağım, aklımı…

Böyle bir şey olabilir mi? Göreceğiz ne aldıklarını….”

*  *  *

Harun Varlık adlı okurum da şöyle diyor iletisinde…

“İktidarın işi çok zor.

Ben kendi payıma, bu ülkenin başbakanı olmak istemezdim.

Ordumuzun gücü ne olursa olsun, Kuzey Irak’a girersek çıkamayız. Böyle bir kararı vermek tarihi bir vebali, tarihi bir sorumluluğu gerektirir.

Bu iktidar buna hazır değil, bu iktidarın öncelikleri başka. Bu iktidarın beklentileri, korkuları farklı. Halkımızın beklediği kararlılığı, bu iktidarın göstermesi mümkün değil.

Bunu bildiğim için, çok bir şey beklemiyorum bu iktidardan.

Ancak beni rahatsız eden bir başka şey var.

AKP iktidarı yağmasa da gürlüyor. Hatta zaman zaman fazlaca gürlüyor. İşte bu çok tehlikeli.

Sessiz kalıp, aşiret reisleriyle ağız dalaşına girmese; daha ürkütücü, daha korkutucu, daha caydırıcı bir izlenim uyandıracak.

Korkarım, iktidarın yağmasa bile gürleyen bu tavrı, üzerimize yapışacak; bundan sonraki iktidarların söylemlerine de kimseler inanmayacak. (…)

*  *  *

Gazetemizi Karaman’dan izleyen, Halk Ozanı Nevzat Dağlı kardeşim de; her yazımın ardından, yazımın konusuna uygun eleştirel şiirler gönderiyor.

Yerimiz sınırlı, Nevzat Kardeşimin şiirinin tamamına yer vermemiz mümkün olmayacak. Kendisinin yüksek hoşgörüsüne sığınarak; aslı altı kıta olan şiirin, iki kıtasını sizlerle  paylaşmak istiyorum.

“Kimler Derinde” adlı şiirinde, şöyle diyor Nevzat kardeşim.

 

Eşkiyaya yaltaklanan yüzeyde,

Vatan için vurulanlar derinde.

Ümmetçiler, en üst düzeyde

Ulusuna sarılanlar derinde…

 

Düşmanlar pusuda, kanlı ok gibi.

Halkım uyanmazsa, çare yok gibi.

Kışlalı, Mumcu, Üçok gibi,

Bedenleri yarılanlar derinde.

*  *  *

Görüş ve düşüncelerini benimle paylaşan, paylaşmak isteyen tüm okurlarım sağ olsun. Kendilerine saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK OTOMOBİL
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
SATILIK ATÖLYE
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
KOMPLE KİRALIK BİNA
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
İş yerlerine ev yemeği
İş Arayanlar (14.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 28 misafir ve 2 üye bağlı
  • Ali Ekber Sener
  • mavcu17

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61