|
Artık, bizim terör olayında yeni bir şey öğreneceğimiz olmayacaktır. Amerikan Başkanıyla bizim Başbakanımız durumu gözden geçirmişler ve ikisinin aynı esaslarda mutabık olduklarını kendileri de görmüşlerdir. Biz zaten biliyorduk. Bildiklerimizi de yazmıştık. Aslında bilen biz değil, Başbakanımızdı. “İçteki terörü önledin de, dıştaki mi kaldı?” demişti. Bunu bizim orduya söylemişti. Bu mutabakatın neticelerini ancak bekleyip te göreceğiz. Bu konuda yazılar yazıp ta okuyanların canını sıkmanın anlamı da yok. Bu yazıda, ben, Japonya’dan bahsederek, konuyu değiştirmek istiyorum. Bu Japonya, ilginç konuların memleketi görünüyor.
Hep biliyorsunuz ki, Japonya’da nüfus kalabalıktır. Kitaptan, bir Japon yazarın makalesinden okuduğuma göre, nüfus 120 milyon civarında. Civarında dedimse, bu sözü, biraz yukarısında anlamında yazıyorum.
Japonya, laik bir ülke. Japonya’da laiklik tarifi falan istenmiyor. Bu demektir ki, Japonya’da hemen bütün Japonlar, laiklik hakkında bilgi sahibidirler. Herkes, bazı anlamları birlikte paylaşıyorlar. Her Japon, kendisine göre, bir laiklik tarifi yapmıyor.
Japonya’da pek çok din varmış. Ben bunu bilmiyordum. Mahdut adette din olduğunu sanıyordum. Ayrıca Japonların özel bir dinlerinin olduğunu da düşünürdüm. İnsan bilgisiz olunca, her şeyi kendisinin düşüncesi gibi sanıyor. Bizde, benim gibi çok insan olduğuna inanıyorum.
Laiklik iyi anlaşılmış olduğundan, kimse kimsenin inancı ile ilgili değil. Din yüzünden kavga olduğu söylenmiyor. Laiklik, Japonya’da bir barış vasıtası olarak alınıyor. Bu yönüyle, 120 milyon Japon mutluluk içinde.
Asıl söylemek istediğime geldim. Japonya’da pek çok dini ilgilendiren dernek varmış. Japonlar, bu derneklere üye imişler. Mensup oldukları derneklere hem vakit ayırıp çalışırlar ve hem de, dar kazançlı da olsalar, bir miktar para vererek derneğin yaşamasına hizmet ederlermiş. Bunları, yazıyı yazan, bir gelişmişlik işareti olarak bildiriyor.
Japonya, batılılaşmaya bizimle birlikte başlamıştır; ama, bizi çok gerilerde bırakmıştır. Hatta, batılıları kendilerine imrendirir duruma gelmişlerdir. 120 milyon nüfusu olan Japonya’da, 212 milyon insanın din derneklerinde üye olduğunu işitince, bunu nasıl izah etmeye kalkacaksınız? Sakın yanılıp ta, bir Japonun bir kaç dini olduğu şeklinde yoruma tabi tutmamalısınız. Bir Japon, öteki insanların hepsi gibi, bir inanca sahiptir. Burada, bir inancı olan Japon, kendi inancının derneğine üye olduğu gibi, başka dinlerin de derneklerine üye olmakta, hizmet etmekte ve aidat vermektedir. İşte ayrıcalık burada toplanmış bulunuyor. Bütün Japonlar, mevcut dinlerin derneklerine üye olup çalışıyorlar ve aidat dahi ödüyorlar. Şu millete din yönünden söyleyecek bir şey bulabilir misiniz?
Yazıdan öğrendiklerime göre, din derneklerinin politik partilerle hiç bir ilgisi yok. Çeşitli din derneklerine üye olan Japonlar, siyasi partilerin de üyesi bulunuyorlar. Bundan anlıyoruz ki, din derneklerinin üyesi olan Japonlar, siyasi partiler yararına bu dernekleri kullanmıyorlar. Belki de, kimsenin aklına böyle bir şey gelmiyor. Tükiye’yi de az Japon insanı tanıdığına göre, bizdeki din derneklerinin veya siyasi partilerin, birbirinin arka baçeleri oldukları hakkında bilgi sahibi değiller. Allah göstermesin, bu merak uyanır ve Türkiye’deki tatbikat şekli Japonya’da benimsenirse, vay şu Japonya’nın haline!
Japonya’nın takip ettiği yol doğrudur. Bizden Japonya’ya adamlar göndererek, onların bizdeki din cemiyetleri hakkında bilgi sahibi olmalarını temin etmek, hiç doğru olmaz. Bu iş hem ayıptır ve hem de, her cins ahlakın dışındadır. O zaman, Japonya’dan, il adedimiz kadar dernekçi insan davet ederek, en azından birer yıl ülkemizde bize yol göstermeleri istenmelidir. Büyük değişiklikler olacağını ben düşünürüm. Halkımız, din derneklerinin din hizmetleri için kurulduklarını öğrenirler. Kutsal bir anlam için kurulmuş derneklerin, siyasi partilerin hizmetinde bayağılaşmaması gerektiğini de görmüş olurlar. Teklifimde yadırganacak, kocunacak hiç bir taraf yoktur.
|