|
Yapılan hatalardan ders alır mı insan? Yoksa hata yapmayı alışkanlık haline mi getirir?
Belki de herkesin hata olarak algıladığı şeyler, bizim için sadece hayat tecrübesi olmuştur.
Hatalar olmasaydı nerden tecrübe çıkaracaktı ki insanoğlu?
Hayat bir iş değil ki?
Üç-beş sene çalışıp özgeçmişine, “Hayatta şu kadar sene tecrübe edindim” diyesin…
Hayat tecrübeleri insanı gelip buluyor.
Niyet etmekle olmuyor.
İyi veya kötü ne gelirse gelsin başımıza bunları hata olarak nitelendirmek yanlış bence.
Bunların hepsi HAYAT TECRÜBESİ…
Hata yapmamamız için çocukluğumuzdan beri büyüklerimiz konuşmuştur başımızda.
Şimdi de biz çocuklarımıza, gençlere, kendimizden küçüklere söylüyoruz aynı şeyleri.
Hatırlayın, gençken hata yapmayalım diye sürekli bize verilen öğütlerden baygınlık geçirdiğimiz çok olmuştur.
Bir çoğumuz, hata…hata…hata…diye düşünürken hatanın içinde bulmuştur kendisini.
En güzel insan, yaptıklarından hiç pişmanlık duymayan insandır.
Bir de içimizde çokbilmiş sürüsü vardır ki, Allah düşmanımızın bile başına vermesin.
Bilip bilmeden tamamen düz mantıkla ve kötü niyetle başkalarını eleştirmeyi, üstüne vazife olmayan konularda kulp takmayı kendine iş edinmiş insan topluluklarıdır bunlar.
Önyargılı olma meselesi işte burada ortaya çıkıyor.
Ve, HAYAT TECRÜBESİ hata yapılarak öğreniliyor.
* * *
ESKİ MİSAFİRLİKLER
Eski misafirlikler nerde kaldı?
Günler öncesinden verilen haberler, “Müsaitseniz annemgiller size gelecek” tarzında konuşmalar…
Evlerde telefon olayı çıktıktan sonra, telefonlar açılır, müsait akşama karar verilir, çaylar, börekler, pastalar hazırlanmaya başlanırdı…
Bu ziyaretler oldukça sık yapılırdı.
Amaç birbirini görmek, hasret gidermekti.
Hayatımızda her şeyin değiştiği gibi misafirliklerin de şekli değişti.
Belki de insanlar sürekli mesajlaştığı ve e-mail attıkları için birbirlerini özlemiyorlardır.
Belki de özlüyor ama özlediğinin farkına varmıyor.
Artık bu tür toplantılar için özel olarak pastalar, börekler de hazırlanmıyor.
Hazır yemekler, aperatifler…
Nerde kaldı elde yapılmış kekler?
Evde beyaz dantelli örtülerle misafirler için saklanmış odalar…
O yüzden hiç eskimeyen koltuklar…
Çaylar bile demleme değil, sallama artık.
Yani artık ne misafir kavramı kaldı, ne de birbirimizle görüşme…
Artık herkes birbiriyle ortak bir alanda buluşuyor.
Sokaklarda, büyük alışveriş merkezlerinde, cafelerde…
Ama eski samimiyetler kaldı mı?
Hiç sanmıyorum.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|