Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow İKİ BİR BERABERE
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
İKİ BİR BERABERE Yazdır E-posta
09 11 2007

ABD, Irak meselesinde çıkarlarını tarif ederken “yaşamsal çıkar” kavramıyla ifade ediyor.

Bana, Hitler’in II. Dünya Savaşına yol açan seferlere çıktığında, çıkarlarını, “yaşam hakkı” diye tanımlamasını anımsatıyor.

Türkiye “ulusal çıkarlar” kavramını kullanmaya çekiniyor.

Terör azıyor!

Terör şımardı, şımartıldı!

Terör örgütüne sanki Türkiye’ye baskı yapması görevi verilmiş gibi.

Birden bire Buş, PKK terörünü düşman ilan etti! Seviniyoruz.

Görev tamamlandı mı?

Bir görev verildiyse, bu görev; Irak’ın kuzeyinde bir Kürt federe sisteminin kabulü esası üzerine kurgulanmış bir planın parçası olabilir mi?

Bilemiyoruz.

Barzani’yle masaya otur telkinleri yapılıyor.

Barzani’ye göz yum!

Bu mudur?

Bu arada AB de boş durmuyor. İlerleme raporunu açıkladı.

Avrupa’dan yükselen seslere baktığımızda; askerin siyasete karıştığı yönünde değerlendirmeler var. Teröre demokratik çözüm, vakıflar meselesi, limanların Rum gemilerine de açılıvermesi ve de 301. maddenin değiştirilmesi isteniyor.

PKK’ya ise lütfen bir çekingen eleştiri yapılıyor.

Reformlara devam… Müzakereler sürecek… Kapanmayan, açılmayan başlıklar… Üzülmeyin! Birlik ülkelerinin toptan kararı böyledir.

Kutsal ittifak gibi…

Bilindiği kadarıyla Kutsal İttifakın hikayesi şöyledir; Avrupa’dan derlenen toparlanan askerlerin başına Leh Kralı Jan Sobyeski getirilmişti. Viyana’yı kurtarmak için koştular. II. Viyana kuşatmasında Osmanlı kumandanı Kara Mustafa Paşaydı. Kırım Hanı’na verilmiş Tuna köprülerini koruma görevini yerine getirmemesi üzerine Osmanlı ordusu baskına uğradı ve yenildi. İşte bu yenilgiden sonradır ki Jan Sobyeski’nin gayretiyle Osmanlı Devletine karşı bir kutsal ittifak kuruldu. O zamanların önemli devletleri Avusturya, Lehistan, Venedik ve Rus devleti bu ittifakın üyeleriydi. Osmanlının gerilemeye başlaması neticesinde, ittifak üyeleri, Hıristiyan Avrupalıların Müslüman Türkleri Asya’ya atma emelinin ürünü “Şark Meselesi”ni konuşmaya başlamışlardır.

Avrupa meselesinin kökleri derindir.

Hiç düşündünüz mü? Neden biz kendimizi Avrupalıya anlatamayız? Neden bizim insanımız Tanzimat’tan bu yana Avrupa hayranıdır?

TRT 2’de her gün AB propagandası yapılıyor. Avrupa’da mekteplerde Türklerin barbar olduğu öğretiliyor. Soykırımla suçlanıyor Türkiye, soykırım tescillilerce.

Çoğu kişinin dilinde pelesenk oldu, “İlerleme raporu, dengeli bir rapordur.”

En tepeden açıklandı; “Siyasi kriterleri yerine getirdik, getirmeye devam edeceğiz. Eksiklerimiz var.”

Volkan Vural konuşur, “Rehavete düşmemeli, kararlılıkla reformlara devam edilmeli.”

Hükümetten yapılan açıklama ise, “reformları etkin bir şekilde, kararlılıkla sürdüreceğiz”

AB, kaldırılmasını ısrarla istiyor diye artık 301 meclisin gündemine hemen getirilecek.

AB ülkelerinde 301 benzeri hükümler varken, neden bizden ve neden ısrarla?

İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya…

Bu ülkelerin hangi yazarı, sanatçısı, bilim adamı tarihe gömülmüş katliamları günümüzde siyasi maksatla ifade edebilir?

Bir tarihi yalana alet olabilir.

Teröre övgü düzebilir?

Bir taraftan böyle, diğer taraftan AB-D makamlarınca PKK terör örgütüdür denilmekte. Türkiye’yi anlıyoruz.

Oyalanıyoruz!

“Kasap et derdinde, koyun can derdinde”

Nokta vuruşlu sınır ötesi operasyonlar. İstihbarat Amerika’dan. Anlık olmamalı! Sağlam olmalı! Bunlar konuşuluyor.

Olabilir mi? Çuval olayı ister istemez insanın aklına takılıyor. Çuval vakası, Türk askerinin istihbaratını engellemek için Amerika tarafından tezgâhlanan bir operasyon değil miydi?

Amerika’nın, Türkiye’nin istihbarat zayıflığından söz etmesi bir bakıma manidardır. Amerika’ca sağlanacak istihbaratı da o ölçüde güvenilmez kılabilir.

Ne yazık! İstihbaratta Amerika’dan medet umar hale getirilmişiz.

PKK’nın ekonomik bağlantıları da koparılacakmış.

Lojistik destek kesilecekmiş.

PKK’nın lider kadrosunun işi bitirilecekmiş.

Terör nihayete erecek mi?

PKK’nın Türkiye’ye musallat edilmesi hangi şartlarda engellenecek?

Şartlar kabul edilmişse – ki o şartların ne olduğunu şimdilik bilmiyoruz – bundan Türkiye kısa ve uzun dönemde nasıl etkilenecek?

O zaman PKK, İran’a mı yönlendirilecek?

Bu sürece Barzani ve Talabani nasıl katkı sağlayacak?

Bırakın katkıyı, sessiz ve hareketsiz kalabilir mi?

RTE, Amerika’ya gitti, Buş’la görüştü…

Barzani ve Talabani sevinçli…

Amerika-Türkiye maçında iki bir berabere!

İki gol Buş’dan bir gol RTE’den.

Buş, “İyi görünüyorsun” dedi.

RTE, “ben her zaman iyiyimdir” dedi.

Buş, “umarım öylesindir!”

Bizleri soracak olursanız hiç de iyi değiliz.

AB-Türkiye maçında ise tek kale; sürekli gol yiyoruz.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 69 misafir ve 3 üye bağlı
  • ates_
  • sevda*
  • hasan yılmaz

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55