|
Hani uzaktan baktığınızda bile, iyi insan olduğunu anladığınız insanlar var ya, o insanlardan biriydi işte Erdal İnönü.
O, iyi bir insanda olması gereken tüm özelliklere sahipti.
O, İSMET PAŞA’NIN OĞLUYDU.
Bilgelik…
Tevazu…
İnce bir mizah anlayışı…
Hoşgörü…
Güler yüz…
İyi bir demokratlık…
Hepsi onda mevcuttu.
12 Eylül’den sonra, biraz da zorunlu olarak bir görev bilinciyle girdiği siyasetten ayrılmasını da bildi.
Bazıları gibi yapışıp kalmadı o koltuğa.
Koca koca insanların, iç çekişmelerle nasıl kavga ettiklerini, nasıl küçüldüklerini görünce dayanamamış ve öğrencilerine geri dönmüştü.
Siyaseti bu şekilde noktalarken politikayı meslek edinmiş kişilere de iyi bir ders verdi. Ama anlayan kim?
Zirvedeyken oturduğu koltuğu elinin tersi ile itebilecek kaç kişi var siyasette?
Erdal İnönü’den başka?
Erdal İnönü’nün siyasetteki en önemli hedeflerinden biri de “Solun tek parti çatısı altında” birleşmesiydi.
Solda olur olmaz gerekçelerle yöneticilik yapan partililerin bile partiden ihraç edilmesine tanık olduğumuzda, Erdal İnönü’nün ne kadar hoşgörülü olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
Bir yıl öncesine kadar üniversitede verdiği dersleri büyük bir keyifle dinleyen öğrencileri yoğunluk nedeni ile dersi ayakta takip ettiklerini anlattılar ardından;
“Onu dinlemek o kadar büyük bir zevkti ki…” diye anlatırlarken üzüntülüydü hepsi.
Erdal İnönü’yü;
Meclis çıkışında ticari taksiye binerken…
Mahallesindeki köftecide sıra olmuş köftesini almak için beklerken…
Otomobilinin direksiyonunda arabasını kullanırken…görmek her zaman mümkündü.
Çünkü o, İsmet Paşa’nın oğluydu.
Üniversite Rektörlüğü, Genel Başkanlık, Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı da yapmıştı.
Ama her şeyden öte o bir insandı. Hem de çok iyi bir insan.
Evet.
Onu çok özleyeceğiz.
Çünkü,
Atatürk Cumhuriyetinin, sosyal demokrasinin ve bilim dünyasının çok iyi bir insanını kaybettik.
Acısı yüreklerimizi yaktı.
Başımız sağ olsun.
Her Gününüz Güzel Olsun .
|