Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow ÜMMET İLE OSMANLI
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ÜMMET İLE OSMANLI Yazdır E-posta
08 11 2007

Televizyonlarda bazan cidden güzel açık oturumlar izliyoruz. Kasım Cuma akşamı, gençlerin toplantısı vardı. Her konuya temas  ediliyor. Veya, her söz verilen, kendi düşüncelerini ortaya koymaya çalışıyor. Terörden bahsedenler de var, bizi birleştirecek ortak hamurun ne olması gerektiğini izah etmeye çalışan da mevcut. Bunlardan birisi, bizi birleştirecek hamurun, milliyetçilik ve başka isimler yerine, Osmanlının yaptığı gibi, İslam esasının kullanılmasını istiyor. Kendisine göre, herkes müslümandır ve bunu kullanmakla, aramızda birlik temin etmemiz mümkün olacaktır. Şüphe etmiyoruz ki, Türkiye’de bu düşüncede olan pek çok insan var.

Bu fikirde olanlarımız, bizim uzunca bir dönem, ümmet esasını kabul ettiğimizi unutuyorlar. Osmanlı, tamamen bir ümmet topluluğu idi. Bundan önce, ümmet nosyonunu ortaya koyan Araplardaki durumu da gözden geçirmek gerekir. Osmanlı adı da, tıpkı ümmet anlayışı gibi, insanları ve milletleri bir arada tutabilmek için bulunmuş anlamlardı. Bunlardan birinde din esas alınacak, ötekinde ise Osmanlı anlayışı kullanılacaktı. Maksat ise, insanları birbirlerini irdemiyecek şekilde bir arada bulundurmaktı.

İslam anlamını, yani ümmetçilik kavramını Araplar uzun asırlar kullanmışlardır. Endülüs’e kadar da bu maksatla gidilmiştir. Tamamen işe yaramamıştır diyenimiz de yok. Bazı milletlerin, mesela, Kuzey Afrika’nın Arap kültürü altına alınmasına yardımı olmuştur. Bütün Kuzey Afrika Arap dilini kabul etmiş ve kendi dillerini yitirmişlerdir. Bunlar Arapça konuşuyorlar da, Araplaşmıştır denemez. Eğer, Arapça konuşmayı Araplaşmak olarak alırsanız, dedikleriniz olmuştur da denebilir. Biz, dille milletlerin tamamen asimile oldukları düşüncesinde değiliz. Belki bir başlangıç sayılabilir. Yine de yineleyelim ki, ümmet anlayışı, bazan bin yıl gibi uzun yılların geçmesine rağmen, milletler varlıklarını, ayrıcalıklarını korumaktadırlar.

Müslümanlığı kabul ettikten sonra, Türk milleti, gerek kendi devleti dışında, gerekse kendi devletleri içinde, hep ümmet sözüne sadık kalmıştır. Türk halkında uyanan bir Arap sempatisi dışında, ümmetleşmenin birleşmede faydası görülmemiştir.

Osmanlı anlamı da, ad olarak bir devlete verilmiş olmak dışında, milletleri birbirine bağlamak, çok büyük yeni bir millet yaratmak üzere icat edilmiştir. İnsanların ve milletlerin kökenleri ne olursa olsun, Osmanlı olacaklardır. Arnavut Osmanlı olduğu gibi, Mısır da, Kırım da, Bulgaristan da Osmanlı olacaktır. Hepsi, tıpkı ümmette olduğu gibi, bir anlayışın parçası bulunacaktır. İlerde, kimsenin aklına, Osmanlı adı dışında bir şey gelmeyecektir. Bunların hepsi, bir Osmanlı birliği, bir Osmanlı kardeşliği ve nihayet bir Osmanlı milleti yaratılmış olacaktır. Osmanlı’nın, İslam gibi bir dayanağı da, hiç olmazsa Müslüman olan milletler için vardır. Osmanlı gayesi, bize göre, Ümmet kavramının gayesinden de geniş kapsamlıdır. Osmanlı kavramı, dayanak olarak, ümmet kavramını da içine almaktadır. Bunları basit fikirler olarak kabul ederseniz, hiç bir sorunun altından kalkmak mümkün olmaz.

Fransız ihtilaline kadar, Osmanlı fikri, ümmet dayanağını da koruyarak hakim kalmıştır. İmam da, Haham da ve Papaz da, hudutlar içinde Osmanlı sözcüğünü benimsemiş ve severek te kullanmıştır. Bunları söylüyoruz ama, başta Osmanlı’nın kurucusu ve dayanağı olan Türkmen halkı, ne ümmete sadık kalmış ve ne de Osmanlı anlayışına yakınlık göstermiştir. Celali İsyanlarının topu, Osmanlı padişahının haksızlıklarına karşı yapılmıştır. Kafaların koparılmasıyla da, Osmanlı anlayışı, bizzat Türkmen halka indirilememiştir. Fransız ihtilali anlayışını yaygınlaştırmış ve milletlerin uluslaşması anlayışı hakimiyet kazanmıştır. Bu gün, Avrupa Topluluğu adıyla yeni bir oluşumla karşı karşıya bulunmamıza rağmen, bu topluluğun üyeleri ulusallıktan vazgeçiyor değiller. Bulgaristan, bu topluluk üyesidir, ancak, Bulgaristan, Bulgar kalmaya, kendi kültürünü geliştirmeye kararlıdır.

Bunlar, bu söylediklerimiz yaşanmışlardır. O zaman, ümmet anlayışı üzerinde daha ısrar etmekten ne beklenmektedir. Ümmet, eskiden ne işe yaramışsa, şimdi de gelecekte de aynı işe yarayacaktır. Ümmetçilik, milletleri birleştirmiş değildir. Bazı milletlerin dillerini ve belki de baı kültür elemanlarını değiştirmiştir. Osmanlı’nın da, hem de ümmet takviyesi olmasına rağmen, milletlerin topluluğunu temin ettiğini görmedik. Acaba, 85 yıldır, hiç te zarar görmediğimiz ulusallığımız üzerinde devam etmekten niçin kaçınılmak istenmektedir? Ben, bunları anlamakta zorluk içindeyim; ısrar edenler de, dillerinin altında olanları açıklamamakta ısrarlılar. Gizliliğin ahlak dışı olmaı gerektiğinin de bilinmesi gerekir!..

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK OTOMOBİL
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
SATILIK ATÖLYE
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
KOMPLE KİRALIK BİNA
Satmak Istiyorum (14.10.2008)
İş yerlerine ev yemeği
İş Arayanlar (14.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 14 misafir ve 1 üye bağlı
  • Ali Ekber Sener

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61