Anasayfa arrow YAZARLAR arrow GÜNAY ERTUĞ arrow TAKIM OYUNU...
 
TAKIM OYUNU... Yazdır E-posta
02 02 2007
Futbol… Basketbol…ve SİYASET…
Günümüzde çok insanla, para için oynanan zevkli oyunlardır!…
Tek topun peşinde oradan oraya koşuşturan oyuncuları seyreden kalabalık taraftar, sadece parasını kayıp etmez takımı yenilince (yense de fark etmez de!). Bazen sağlığını, bazen de insanlığını kaybedebilir.
Çoğu zaman tribüne oynanır…
Parasını veren seyircinin zevkli dakikalar geçirmesini sağlamaktır hedef, fakat ülkemizde maalesef algılama aymazlığı olduğundan hoşça vakit geçirilmesi düşünülen bu oyunların neticesi, çoğu zaman kan ve gözyaşını beraberinde getirir.
Seyircinin her halükârda düşüncesi değişmez. Onun için önemli olan iyi oyun değil takımın galibiyetidir.
O nedenle hedefe giden her yol mubahtır!..
Sonuçta bu türden oynanan takım oyunlarının hepsine, sadece “oynayanlarının para kazandığı” oyunlar da dememiz mümkün. (profesyoneller için).
Herkesin malumu.
Takım oyunlarında zaman zaman bireysel beceriler takımı hedefe götürse de aslolan kollektivite ve organizasyondur.
Herkes aldığı görevi sırası ile yerine getirmelidir…
Zaten takım bünyesindeki bireyin kendi kafasına göre oyun kurması demek, takım olamamak demek olacağından, hedefte gözüken paraya da ulaşmak mümkün olamaz..
Peki hedefe, yani paraya ulaşabilmek için kişisel becerileri maksimum düzeyde olan oyuncuları toplayıp sahaya sürmek yeterli mi?
Asla!..
Bir de onları saha içerisinde ne yapması, ne yapmaması konusunda uyaran, gerektiğinde aksayan yönleri kenardan tespit edip derhal müdahale eden hocaları bulunmalıdır…
Ve son söz de onun olmalıdır…
Çünkü takımın başarısı da başarısızlığı da ona fatura edileceğinden son söz onundur.
Günümüzde siyasi partileri bir takıma, başkanlarını da o takımın teknik direktörlerine benzetmek olası. (yani faturayı teslim alacak şahıs).
Oyuncular da elbette seçilmiş olanlar. (belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri, belediye başkanları ve milletvekilleri)...
Spor kulüplerinden ayrı olarak bu takımın oyuncularının öncelikli hedefi ekonomik menfaat değildir. Veya olmaması gerektiği anlatıldı bize. Fakat her ne hikmetse bizim gibi az gelişmiş ülkelerin bu türlü takımında oynayan ve oynamaya aday olan bütün oyuncuların takıma girdikten sonra kendilerine sihirli bir değnek değmişçesine sosyal ve ekonomik yaşamlarında anormal değişiklikler oluşur. (pozitif anlamda)
Birdenbire hepsi tüccar ya da devlet müteahhidi oluverirler!
Hayatında simit satmamış oyuncular, kuralların elverdiği ölçüde kendileri, daha ilerisi için de bir yakınlarının vasıtası ile hedeflerine ulaşırlar.
Gelişmiş ülkelerde bu takımların fanatik taraftarları olmaz.
Daha doğrusu takımın seyircisi olmaz!
Herkes oyuncudur…
Kendi refahı, kendi hayat standartları için bizzat sahanın içerisinde olmak ve oynanan oyuna olumlu katkılar yapmak zorundadırlar.
Aksayan, üstlendiği vazifeyi savsaklayan, veya yorulan oyuncuları değiştirmek, ya da değişmesini zorlamak onların takım içerisindeki işi olmalıdır.
Topyekün oynanan bu oyunda, bir tek kişinin hatası bütün takımı, yani ülke insanını komple etkileyeceğinden kimsenin hata yapma lüksü olmamalı…
Sonuçta futbol ve basketbol, kollektivitenin ve organizasyonun ön planda olduğu takım oyunlarıdır…
Siyaset te öyle!..
Oyunu iyi oynayan, takımını iyi kuran FUTBOL, BASKETBOL ve SİYASETTE de kazanır...
Her Gününüz Güzel Olsun.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)
SATILIK-KİRALIK
Satmak Istiyorum (16.08.2008)
MUHASEBE ELEMANI
İş Verenler (16.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 38 misafir ve 1 üye bağlı
  • soneruysal

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61