Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ÜÇÜ DE FRANSIZ'DIR
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ÜÇÜ DE FRANSIZ'DIR Yazdır E-posta
02 02 2007
Bizim, Fransızlarla aslında bir işimiz yoktur. Bizi sevmeyen Fransızlar olduğu gibi, bizi küçük görenler de vardır. Ben bunların daniskasına rastladım. Hele, sokaktaki Fransızların çoğu ile din tartışması yapamazsınız. Müslüman olduğunuzu öğrenince, ilk söyledikleri, kendi dinlerinin İslamiyet’ten yüksek bir din olduğudur. Sanki, bu keyfiyeti Türkiye’de ayrı görüyormuşuz gibi konuşuyoruz. Hatta, Müslümanların içinde, mezhepten dolayı birbirini dinsiz sayanlar yok mudur? Bir insan beyin gelişmesinden kısmetini almamışsa, her dinde ve her millette durum aynıdır.
Ben, üç Fransız Cumhurbaşkanı’nın mantalite farklarını size açmak istiyorum. Aslında, bu üç cumhurbaşkanını da tanıyorum. Size bir yazımda, General De Gaulle’ü malikhanesinde tanımış olduğumu da bildirmiştim. Evini sorduğumda, “Sana ne bundan?” diyerek tavrını ortaya koyduğunu da bildirmiştim. Dr. Orhan Günel’le de birlikte bulunuyorduk.
De Gaull bizi azarladı idi ama, yine ben, onun kitabında Türkiye için yazılmış sekiz nutkunu size tercüme de etmiştim. Bilhassa, sayın Demirel ve Nazmiye hanımefendi için, pek sitayişkar cümleler kullanmıştı. Nazmiye Hanımefendi’ye “Çok muhterem Hanımefendi” diye hitap etmişti. Bu sitayişkar nutuklarından dolayı, General’i eleştiren de olmamıştı.
Bir gazeteci Türkiye ile götürülen politikaların tatminkar olup olmadığını sorduğunda, “Çok mükemmel” olarak soruyu cevaplandırmıştı. Hayatının hiç bir safhasında, General De Gaull’ün bizi rencide edecek hareket ve konuşmalarına rastlamadık.
Bahsetmek istediğim ikinci Fransız Cumhurbaşkanı, Miterand’dır. Madam Mitterand’dan bahsetmedim. Zaten ondan sayın Mitterand da pek bahsetmezdi. Madam’ın önüne geçilmez Kürt dostluğunun izahı da yapılmış değildir. Ermeniler hakkında ne düşündüğünü ben bilmiyorum. Bir beyanatını duyan da olmadı...
Sayın Cumhurbaşkanı Mitterand büyük bir Türk dostu idi. Hep iyi cümlelerle Türkiye’den ve liderimiz Atatürk’ten bahsetmiştir. Türkiye’yi, hep, Avrupa medeniyeti içinde olarak görmüştür. Her fırsat düştükçe de, milletimizi ve memleketimizi müdafaa etmekten geri durmamıştır.
Ben, biz ve bütün milletimiz de, bu iki sayın Fransız Cumhurbaşkanı’na saygıda kusur etmedik. Basınımızda, bu iki saygın Cumhurbaşkanı için, gönül kıracak beyanatlar çıkmadı idi.
Hatta, Mitterand, prostat kanserinden kötü durumda olduğu bir anda, sevgilisini de yanına alarak, İstanbul Sultanahmet’te, eski bir Osmanlı konağında bir kaç gece geçirmişti. Sonra da, hatırlamam doğru ise, yine sevgilisi ve bir kaç dostu ile, Antalya ve yöresini ziyaret etmişti. Sonraki hayatı da uzun sürmedi. Tansu Çiller’le vedalaşması ise, pek acıklı bir durumun ifadesi idi. “Matmazel, bir daha karşılaşmayacağız, ben öleceğim” demişti. Bu sözü kolay söylemek için, her halde yalnız Mitterand olmak gerekecektir.
Bu iki ünlü Fransız Cumhurbaşkanı zamanında, iki devlet arasındaki münasebetler pek mükemmel idi. Bu iyi münasebetler, bana öyle geliyor ki, şimdi Cumhurbaşkanı sayın Chirac’ı, bizim Başbakanımız sayın R. Tayyip Erdoğan’ın, daha başbakan olmadan kendisini ziyaret etmesine kadar devam etti idi.
Ne oldu da, üçüncü Fransız Cumhurbaşkanı sayın Chirac ile aramız soğudu? Niçin, devlet politikasında, iki taraflı bozulma temayülü ortaya çıktı?
Benim bilgim içinde, Türkiye’nin ve devlet adamlarımızın Fransız Cumhurbaşkanı için yakışıksız ve kırıcı bir söz kullandığına şahit olmadık. Devlet politikasını Fransa değiştirmiştir. Türikye’nin AB içine alınmasına taraftar değil ama, Avrupa’da bu fikirde olan sadece Fransa değildir. Onların devlet politikasında bir değişiklik tesbit etmiyoruz. Fransa ile aramızda olan beşyüz senelik politika değişmiş gözüküyor. Aleyhimize olan bütün fikirlerin çıkış yeri Fransa’dır. Sözde Ermeni soykırım sorununun alevlendiği yer de Fransa’dır. İlk önce, Marsilya’da, bir abidenin dikilmesinde bir Fransız bakanının hazır bulunması olarak ortaya çıkan olay, bu günkü boyutlara ilerlemiş ve sabitleşmiştir. Sözde soykırım olayının reddedilmesinin suç sayılmasını isteyen kanun da, yine ilk olarak Fransa’da çıkarılmış bulunuyor.
Politika değişikliğinin öncüsü sayın Chirac’tır. Bunun tarihi sorumluluk taşıdığ ıbilincinde olmayacağı da söylenemez. Söylediklerinden, haklı olup olmadığını anlıyor değiliz. Bundan sonra söyleyeceklerinden de anlıyacağımızı sanmıyorum. Ama niçin?..
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 60 misafir ve 4 üye bağlı
  • hulusi1955
  • huseyinors1
  • erbain1
  • ates_

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55