|
İnsanlar, doğduklarına göre, insanlar ölecektirler de. Doğuş ta, ölüş te birer tabiat olaylarıdırlar ve normal olarak karşılanmış olmaları gerekir. Bunları daktiloda yazmak kolay da, bunları, bildiğiniz halde, normal karşılamak öyle pek te kolay olmuyor. Siz onların acılarını, yakınlarını kaybedenlere soracaksınız. Bir Jandarma Alay Komutanının, Urfa’da, bir yaşındaki çocuğunun hatırlatılması üzerine, koskoca albayın hüngür hüngür ağladığını ve kendisine hakim olma imkanını bulmadığını görmüştüm. Daha o zaman, bu acıları ben tatmış değildim.
Erdal İnönü de bir fani olduğuna göre, ölmüştür. Hiç şüphe etmiyorum ki, Erdal İnönü, daha ölmeden, ölüm hadisesini normal olarak karşılamış ve yakınlarıyla da öyle konuşmuştur. Bu haslet, bu büyük Türk ailesinde, yalnız Erdal İnönü’ye mahsus değildir. Ailenin bütün fertlerinin, yeni tabirimizle bireylerinin bu vasfa sahip olduklarını görüyoruz. Aile bireyleri, bizzat babalarının, analarının ve hatta büyük oğulları Ömer İnönü’nün ölümünü çok soğuk kanlılık içinde karşılamışlardı. Erdal İnönü için, kız kardeşinin konuştuklarını ekrandan işitince, benim kanaatlarım teit edilmişlerdir. Ağlayanlarına hiç rastlamadım.
Ağlayanlarına rastlamadığım bir aile de Kennedy ailesi idi. Anası, başkan oğlu Kennedy’nin tabutu önünde, dimdik durmuş ve selam görevini yaptıktan sonra yine dimdik yürümüştü. Bir gazetecinin “Madam siz hiç ağlamaz mısınız?” sorusuna da, “Kennedy’ler ağlamaz” cevabını vermişti. Türkiye’de de “İnönü’ler ağlamaz” denirse, bu ailemiz için yadırganmamalıdır.
Erdal İnönü için pek çok kitap yazılacaktır. Bunlar, bizim de hakkında bir kaç satır yazmamıza engel teşkil etmezler. Bunları yazacak kadar hukuk sahibiyimdir. Ailenin her ferdini, Mevhibe İnönü dahil, tanımış ve konuşmuşumdur. Ailenin büyüklüğü hakkında hiç kuşkum olmamıştır. Ayrıca, Erdal İnönü ile, Sodep’i birlikte kurarak Erdal İnönü’yü daha yakından tanıma imkanını da bulmuşumdur. Açıkça, Erdal İnönü, insan olarak hepimiz gibi idi de, hepimize örnek olacak vasıfları vardı.
Erdal İnönü, herkes gibi idi. Kimseden kendisini ayırmayı düşünecek yaratılışta değildi. Kızdığı da olurdu. Erdal İnönü’nün kızdığını anlayamazdınız. Halbuki, babası İsmet Paşa, çok kızdığı zaman, bunu gizleyemezdi. Çok defalar patlamalarına şahit olmuşumdur.
Erdal İnönü, çok yüksek bir zekaya sahipti. Bu zekasını, önce kendisi için iyi kullanmış, kendi kendisini iyi yetiştirmişti. Onun yetişmesi için de, gerek aile ve gerekse bizim devlet bir şey esirgememişti. Erdal İnönü, ailesinin ve milletinin kendisinden esirgemediklerinin hepsini ödemiştir. Erdal İnönü’nün, hiç kimseye ödünü yoktu. Eksik bulunanları varsa, onları kapasitesinin dışında saymıştır. Erdal İnönü, bu büyük vasfını babasından almıştır.
Erdal İnönü, mesleğini iyi öğrenmiştir. Bu iyi öğrendiği mesleğini, iyi olarak ta kullanmıştır. Mesleğini iyi bilmeyen insanların, meslek dışı başarıları olamaz ve beklenemez. Erdal İnönü, bunları hepimizden iyi bilen bir Türk’tü. Erdal İnönü, Türklüğü ile gurur duyardı. Erdal İnönü, babasına ve ailesine layık olmuş bir insandır da, onlarla öğündüğüne hiç rastlanmamıştır. Zaten, babasından bahsedildiği yerde, “babam başka insan, ben başka insanım” derdi.
Erdal İnönü’nün hataları yok mudur? İnsan olur da, insanın hata yapmayanı olur mu? Erdal İnönü, hatalarını, çok mütevazı bir insan olarak dinlerdi. Kabul edip etmediğini bilemem; ancak, Erdal İnönü, kendisini eleştirenlerle hiç tartışmaya girmemiştir. Carnegie’yi iyi okumuş olduğunu ben sanırım.
Hiç şüphe yok ki, Erdal İnönü, mesleğini iyi öğrenmiş, onu hiç boşlamamış çok büyük bir fizikçi idi. Ancak, Erdal İnönü’nün, büyük bir edebiyatçı olduğunu herkes bilemez. Ben, Erdal beyin şiir yazdığını düşünemem. Konuşmasının da yakından dinlemesi, insanları pek tatmin etmezdi. Erdal bey, sözcükleri tam telaffuz edemezdi. Yazılarını okuduğumuz zaman, onun geniş edebiyat bilgisini anlıyoruz. Politikadan ayrıldıktan sonra kaleme aldığı üç ciltlik hatıratı, bizim edebiyatımızın şaheserleri arasında bulunacaktır. Bu üç kitabı okurken, ne zaman babam, ne zaman annem diyeceğini sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Bunun dışında, Erdal İnönü, kendi yaşantısını yazarken, fizik hakkında düşüncelerini anlatıma sürmektedir. Nazariyelerini ,satırları arasına yerleştirmesini pek büyük ustalıkla başarabilmiştir. Bu kitaplara sahip iseniz, mutlu insanlar arasında sayılırsınız. Bana gelince, bunları okumuşumdur. Okuduğum kitapların sahibi olmayı prensip saymışımdır. Kitaplarından birisi de imzalıdır.
Erdal İnönü’ye rahmetler niyaz ediyorum. Hiç şüphesiz kaybından ıstırap duyan ve fakat, ağlamaktan kaçınan aile efradına da, sabırlar dilerim...
|